HAŞMET BABAOĞLU

06 Haziran 2026, Cumartesi

Haftanın notları: Kanser

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Manşetlerde görüyorsunuz...
"Kanser tedavisinde devrim", "Kanser bitiyor", "Kanserde kalıcı umut", vd.
Ezberler de bozulacak, bu kesin!
Çünkü zamanı geldi...
Unutmayın, dünya genelinde her yıl on milyon insan kanser nedeniyle hayatını kaybediyor...

***

Yeni yüzyıl asıl şimdi hazırlanıyor...
Bazı hekimler "Çağın vebası" diyorlar kanser için...
O hâlde, düşünelim...
Kanser bilinen hâliyle "ölümcül" olmaktan çıktığında ne olur?
Bir çağ kapanır, yenisi açılır...
14. yüzyıldaki büyük veba salgını sona erdiğinde Avrupa'nın feodal düzeni de bitmişti...
Papalık otoritesi kalıcı biçimde sarsıldı...
Ardından Rönesans hareketi başladı...
Unutmayın...
Tıp endüstrisini ve toplum sağlığını yöneten oligarşi, tarihi ve sosyolojiyi herkesten iyi biliyor...

***

Kanser ve yeni gelişmeler denilince...
Aklınıza sadece tedavi yöntemleri gelmesin...
Çok önceleri kapatılmış dosyalar, gizlenmiş araştırmalar tekrar gün ışığına çıkıyor ve bilenlerin ağzı açık kalıyor...
Sanki kansere çare bulunması istenmemiş gibi...
Birçok bilimsel bulgunun potansiyeli; mesela antiparaziter ilaçların tümörlerin büyümesi engellediğini gösteren çalışmalar bastırılıp unutulmuş, şimdi CIA o dosyaları açıyor.
İşe bakın!

***

Herkes, her an delirmenin eşiğinde gibi...
Tek bir bakış, basit bir el hareketi bile beş altı kişinin sokak ortasında birbirine girmesine sebep olabiliyor.
Trafikte olmak başlı başına ölümcül bir maceraya dönüştü...
Bunların farkında olan bir siyasetçi, bunun nedenini sorgulayan bir toplumbilimci var mı?

***

Aile olmayı övmek mi?
Tamam!
Aileyi desteklemek mi?
Mutlaka...
Fakat önce aile gibi aile olmak gerekiyor.
Biliyorsunuz, gündelik hayata yönelik dikkatim keskindir, okurlarımla ilişkim uzun yıllardır çok güçlü; her türlü insanlık hâli hakkında haberleşiyoruz...
Ve görüyorum ki...
Aileler artık kavga gürültü yumağı...
Birbirini seven, saygı duyan aile üyeleri o kadar azaldı ki, anlatması zor.
Akrabalar birbirleriyle itişip kakışıyor; haset ve rekabet zirvede...
E bu hâlin övülecek yanı var mı? Yok!
Böyle gitmez!
Kızacaksınız belki bana ama parlak sözler işe yaramıyor...
Tabir caizse, memlekette bir "aile reformu" gerekiyor.

***

Hayat sandığımız bu itiş kakışta, bu yarışta...
Bir türlü kaybetmeyi göze alamıyoruz...
Oysa bir şey kazandığımız yok!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.