HAŞMET BABAOĞLU

19 Eylül 2026, Cumartesi

Haftanın notları: Sevgi tamam da saygı nerede?

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Her mevsimin sevenleri vardır...
Lakin sadece yaz mevsimine aşkla bağlanılır.
Tam bugünlerde bu gerçeği bir kez daha anlıyoruz, değil mi?

***

Zaten...
Sevgili hep iki kişidir!
Biri yanı başımızdaki, diğeri uzaktaki hâli...
Ve bu "iki kişi"yi her zaman farklı severiz.

***

Sürekli sevmekten söz ediyorsun...
Hep "yeni" bir şeyler eklensin, bir şeyler "keşfedilsin" istiyorsun...
Sen bir oraya, bir buraya koşturdukça, sevmeye hâlin kalmıyor, farkında değilsin.

***

Önce dur...
Durmadan ve durmaksızın sevemezsin!

***

Ha bir de şu var...
Sevgiden çok konuşuyoruz ama saygı hiç gündeme gelmiyor...
Saygı hem bir duygu hem de kültürel boyutu çok zengin bir davranış tarzı değilmiş de sadece basit bir görgü kuralıymış gibi, görüş alanımızdan çıkmaya başladı...

***

Mesire yerine veya bir parça açık alanı olan yerlere gidip "Doğayı çok seviyorum" diyenlere gülüyorum.
Her birine gidip "Siz doğa görmemişsiniz" de diyemem ki...
İki adım ötede toplu konutlar yükseliyor, burada üç beş ağaç...
Bu mu doğa?
Bir de tatili tenha bir yerde geçirip bunu "doğaya çıkmak" olarak görenler var...
Anne babası köyde büyümüş, yaşamış insanlar bile "doğanın zorlu koşullarını" unutuveriyor, çok şaşırtıcı...
Doğa, rahat ettirmez, bazen ürkütür bile...
Doğa, insanı önce sınavdan geçirir, sonra sevdirir...

***

Bir yandan kahvemi içip bir yandan da tenis kortunda hocalarıyla çalışan iki genci izliyorum...
O ne?
On dakikada bir ara verip sigara içiyorlar...
Olacak şey değil.
Sigara içmek bir tür "gençlik kültü"ne dönüştü.
Yazık!
Buradan çarçabuk dönmek gerek...

***

Bugün hem küresel hem de yerel çapta yaşananlara bakarken...
Ve 40 yıldan fazla gazetecilik tecrübeme de dayanarak şunu düşünüyorum: "Sade insan"ın artık olayların hakiki yüzünü kavrama şansı yok!
Dünyanın da, Türkiye'nin de, insanlığın da öyle çok düşmanı var ki, bunca tezgâhın içinden çıkmak için güçlü bir bilgi birikimi gerekiyor.
Tam da bu yüzden hem ana akım medyaya hem de yeni dijital medyaya çok iş düşüyor...
Ama tam bu noktada durup sorayım:
Medyadaki çapsızlık ve umursamazlık bir yana...
Acaba "sade insan"ın böyle bir talebi kaldı mı?
Geçim derdi, magazin kafası, akraba didişmeleri, kariyer itişmeleri ve sosyal ezberler derken geriye kafa kalmıyor ki!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.