HAŞMET BABAOĞLU

28 Eylül 2026, Pazartesi

Açgözlülük

Your browser doesn’t support HTML5 audio

"Artık, yeter!" dedim içimden; "hepimiz şu konunun üzerinde derinlemesine durmalıyız..." Geç bile kaldık...
Dünyaya bu açıdan bakmalıydık, sohbetlerimizde basit dedikodunun ötesine geçmeliydi...
AÇGÖZLÜLÜK...
Bundan bahsediyorum...
Gece gece kitaplığımı indirdim, direk bu mesele üzerine yoğunlaşmış çalışmalar aradım.
Hınç...
Haset...
Öfke...
Rekabet ve yarışma duygusunun karanlık dinamikleri...
Hepsi üzerine dolu kitap vardı...
Ama "açgözlülük" indekslerde bile yoktu...

***

Dijital kütüphanemi karıştırdım, birkaç makale buldum sadece...
Lafını etmekten bile korkuluyor muydu ne?
Yoksa maddi açgözlülüğü bir sofraya oturduğumuzdaki iştahtan ayırt etmez hale mi gelmiştik?
Göbeğimizin şişmesiyle paralel olarak giden açlığımız gibi sıradanlaşmış mıydı yoksa?

***

Oysa KİTAP...
Esas kitap...
Kuran durmadan maddi hırs ve mal sevgisine karşı uyarıyordu insanı...
Neden?
Mearic Suresi 19. ayet açıktı...
"İnnel insane hulika helua" ("İnsan hırslı yaratıldı")
Bilenler, oradaki "helua"nın "hırslı, doyumsuz, huysuz, sabırsız, aşırı derece düşkün" anlamlarını taşıdığını bilirler...

***

Gel de sorma şimdi...
İnandığımız kitap bizi sürekli uyarırken biz niye açgözlülüklerimizi dizginleyemiyor, bu meseleyi bu kadar hafife alıyoruz?
Niye ninelerimizin, büyük dedelerimizin bu konulardaki titizliği çekti gitti?
Niye durmadan "kazanıyoruz" arkadaş?
Niye yeterinden fazlaya sahipken yetmez sanıyoruz?
Niye durmadan biriktiriyoruz?
Geniş kitleler eksilirken; maddi varlıkları gitgide azalırken üstelik...

***

Biliyorum...
Sadece kişisel bir meseleyle karşı karşıya değiliz.
Bizi çepeçevre saran toplumsal düzenin payı büyük...
Fakat öyle diye...
İşin kişisel yanından kaçacak, yine lafı boğuntuya mı getireceğiz?

***

İlginçtir...
Davranışsal ekonominin babalarından Marcel Zeelenberg açgözlülük konusunda yaptığı araştırmalarında ilginç bir noktaya değinir: "Zenginlik hırsı bir takıntıdır, bir obsesyondur."
Yani nasıl takıntılarımızı bir yerden sonra akılcı biçimde kontrol edemiyorsak, zenginlik arzusu da öyledir...

***

Şimdi burada kesiyorum...
Ama üzerine düşünüp konuşmayı sürdüreceğiz; sürdürmemiz gerekiyor.

***


NOT DEFTERİ
Bütün ömrüm böyle, artık sihri kalmamış çatlak bir aynaya aksetmiş gibi eğri büğrü, perişan halde... hayatımı bir türlü tabii manzarasına iade edemiyorum. (REFİK HALİT KARAY / Nilgün)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.