HAŞMET BABAOĞLU

20 Ekim 2026, Salı

Uzun yaşam... Ama ‘iyi’si nasıl?

Your browser doesn’t support HTML5 audio

"Uzun ve iyi yaşam" diyorlar...
Sabah, akşam her TV kanalında, her dergide ve sosyal medyada bundan bahsediliyor...
Uzmanları var, sürekli yeni araştırmalardan bahsediyorlar...
Röportajcılar "c"sini çatlatarak "longevity" (okunuşu lonceviti) diyor ki, sanırsınız bu kelimeyi ne kadar çok tekrarlarsalar, o kadar uzun yaşayacaklar...

***

Tamam!
Sağlık endüstrisinin yeni numarası bu...
Para harcayacak yaşlı nüfus büyüdükçe büyüyor, yani burada büyük pasta var...
Tabii kimse kalkıp "O kadar da uzun yaşamak iyi bir şey değil be" demiyor...
Kimse yaşlı insanın dinçliğinin o kişiyi "yaşlı" olmaktan çıkaramadığını itiraf etmiyor...
Longevity dedikleri de bağımlı bir hayat nihayetinde; şunu yap, bunu yapma, onu ye, bunu yeme, günde tonla takviye al, ara ara uzmanına görünmeyi unutma! (Çünkü sana bir avuç insan üzerinde yapılmış kıytırık araştırmaları muazzam buluşlarmış gibi anlatacak, sen de havaya gireceksin; yorgunluk üzerine çökünceye kadar...)

***

Neymiş?
Bütün dünya bunun peşindeymiş...
Bazen "uzun ve sağlıklı yaşam" diyorlar buna, sonra "sağlık" tarafı hafiften gülünç kaçınca vazgeçiyorlar...
Bunları dinler, okur, izlerken...
Saçma sapan bir "herkes" algısı zihnimize yapışıyor, değil mi?
Sanki...
Herkes 60'ını geçince yan gelip yatabiliyor ve avuç avuç yutulan takviyelere harcanacak parayı bulabiliyormuş gibi...
Sonra hakikatle yüzleşiliyor elbette:
Farklı sınıflar var, farklı sosyal kesimler ve farklı kültürler var...

***

Hiç uzatmayalım;
"longevity"cilerin sağlık anlayışı üst sosyal sınıflar içindir; gerisi medyatik hülyalardan ibarettir...
Lakin Kanada'da, Hollanda'da, İngiltere'de yaşlı hastaların tedaviden çok ötanaziye doğru yönlendirilmeye başladığını anlatıp manşete çeken var mı? Yok!

***

Başta Müslümanlar, bütün kültürler unuttukları şeyi yeniden hatırlamalılar...
Ne o?
İyi bir yaşlılık bir sağlık meselesi değildir; insan olmak meselesidir; muhabbet meselesidir; adalet ve düzen meselesidir...

***


NOT DEFTERİ
Ruhların, kalplerin, seciyelerin inkırazı... Düşman şehre girmiş ne çıkar? Davranır, kovarız; fakat bir de fenalığın bin çeşidi ruhlarımızı işgal etmiş. Ahlakımız, faziletimiz işgal altında... (PEYAMİ SAFA / Biz İnsanlar)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.