BERCAN TUTAR
Aynı iki isim, aynı yer ve iki ayrı kritik sorun
ABD Başkanı Donald Trump'ın iki danışmanı Cenevre'de dünyanın en önemli iki sorununu aynı anda çözmeye çalıştı. Biri damadı Jared Kushner diğeri ise emlakçı arkadaşı Steve Witkoff. Dünya merakla izliyor. Zira hem İran nükleer krizi hem de Ukrayna savaşı görüşmelerinde tıpkı Gazze barış planında öncü rol oynayan aynı ikili yer alıyor.
Bu ikilinin yürüttüğü mekik diplomasisini yetersiz bulan da var, alkışlayan da. Salı günkü görüşmeler genel olarak 'olumlu' geçti. Tahran, bir fırsat penceresinin aralandığından ve prensipler üzerinde anlaşıldığından bahsetti. Fakat aynı iyimser tablo ABD tarafında yoktu. İsrail medyası Kushner'den aldığı kulisle "İran Trump'ın taleplerini karşılamıyor, sırada saldırı var" diyerek daha şahin bir dil kullanıyor. Witkoff'tan beslenen Beyaz Saray ise "İranlılar Başkan Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil" diyerek daha ihtiyatlı bir söylemi tercih ediyor.
Amerikan muhalefeti Trump'ın nitelikten ziyade niceliğe odaklandığı ve daha çok bitirdiği savaş ve çatışma sayısını artırmayı önemsediğini ileri sürüyor. Şimdiye kadar sekiz sorunu çözen Trump, Ukrayna ve İran meselesini de çözerek skoru 10'a çıkarmayı planlıyor.
***
Salı günü İsviçre'nin Cenevre kentinde İran ve ABD'nin Umman arabuluculuğundaki nükleer müzakereleri 3.5 saat sürdü. Aynı gün ABD, Rusya ve Ukrayna'nın katıldığı üçlü görüşmeler de 6 saat sürdü. Yani Trump'ın danışmanları bir günde 9 saat mesai yaptı. Fakat müzakerelere rağmen hem Ukrayna'daki savaş devam ediyor hem de ABD'nin Körfez'e askeri yığınağı sürüyor. İkinci uçak gemisi USS Gerald R. Ford Cebelitarık Boğazı'nı geçerek İran'a doğru ilerliyor.
Trump geçen yıl ikinci kez iktidara geldiğinde bir günde bitirme sözü verdiği Ukrayna savaşı bu arada beş gün sonra dördüncü yılına giriyor. 24 Şubat 2022'de başlayan savaş müzakereler devam ederken bile bütün hızıyla sürüyor. Nitekim Rusya, Cenevre toplantısından birkaç saat önce Ukrayna'da 12 bölgeyi 400 SİHA ve 30 füzeyle vurdu.
***
İkisi de emlakçı. Muhatapları kadar diplomatik tecrübeye sahip değiller. Ayrıca müzakerelere ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun katılmaması da soru işaretlerine yol açıyor. Beyaz Saray ise bu konudaki endişeleri cevapsız bırakıyor. Eskiden elçiye zeval olmazdı. Artık 'her şeyin elçisi'ne dönüşen Trump'ın müzakerecilerini bu yüzden herkes hedefe koyuyor.
Oysa Steve Witkoff, Hamas-İsrail arasında ateşkes sağlayarak göz doldurdu. Jared Kushner de Trump'ın ilk döneminde Arap ülkelerinin İbrahim Anlaşmaları ile İsrail'i tanımasında öncü rol oynamıştı. Elbet bu 'başarıların' Trump'ın verdiği kurumsal ve şahsi yetkilerden kaynaklandığını bilmeyen yok.
Dolayısıyla ABD Başkanı, devletin en etkin kurumları olan Dışişleri ile Ulusal Güvenlik Konseyi'nden ziyade dışarıdan atadığı bu iki isme daha çok güveniyor. Bu nedenle özel danışmanlara dayalı bir diplomasi yürütüyor. Zira derin bürokratik yapılara güvenmiyor. Haksız da sayılmaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.