BERCAN TUTAR
Güle güle BM!
Anglosaksonların "böl ve yönet" şeklinde özetlenen jeopolitik paradigmasının ilk küresel versiyonu olan Cemiyeti-i Akvam'ın (Milletler Cemiyeti) asıl hedefi imparatorlukları ve büyük kıtasal ülkeleri küçük ulus devletlere parçalayıp yeni devletçiklerin siyasi egemenliklerini garanti altına almaktı. Nitekim 10 Ocak 1920'de İsviçre'nin Cenevre kentinde kurulan Cemiyet-i Akvam her açıdan İngiliz jeopolitikçi Halford Mackinder'in, 1919'da yayımladığı "Demokratik İdealler ve Gerçek" kitabındaki Avrasya'yı bölünmüş hâlde tutmayı öneren görüşlerinin kurumsallaşmış hâliydi.
Mackinder'in ilkelerini çizdiği Anglosakson küresel stratejisinin temeli sadece büyük devletlerin küçük ulus devletlere bölünmesini değil, büyük Avrasya kıtasında Rusya-Çin, Çin-Japonya, Almanya-Rusya veya Hindistan-Çin gibi aktörler arasında çatışma ve rekabete dayalı bir "güç mücadelesi"ni canlı tutmaya da dayanıyor.
Bu yönüyle 24 Ekim 1945'te Birleşmiş Milletler'e (BM) dönüşen Cemiyet-i Akvam görevini başarıyla yerine getirdi. Hâliyle 20. yüzyılın başlarında Wilsoncu ideallerle teşvik edilen ulusların kendi kaderini tayin dalgası her açıdan Mackinder'in emperyal vizyonunun hayata geçirilmesiydi. Bu nedenle 81 yaşındaki BM, kuruluşundan bu yana hep Anglosakson hâkimiyetinin bir jeopolitik kurumu olarak hareket etti.
***
ABD liderliğindeki tek kutuplu küreselleşme dalgasının son bulması, "medeniyetler çatışması" ile "teröre karşı savaş"tan istenilen randımanın alınamaması ister istemez neo-liberal ve kapitalist yapıda derin krizlere yol açtı/açıyor. Bu krizler de ilk etkisini modern uluslararası sistemin temelini oluşturan BM'de gösteriyor.
Çünkü kurulduğundan beri Anglosaksonların küresel hegemonyasının payandalığını yapan BM geldiğimiz aşamada artık bir ayak bağına dönüşmüş durumda. Geçen yıl ABD Başkanı Donald Trump, genel kurula doğrudan cevabını çok iyi bildiği şu soruyu sormuştu: "BM'nin amacı nedir?"
***
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 2014'te BM genel kürsüsünde "Dünya beşten büyüktür" ifadesiyle BM'de reforma duyulan ihtiyacı dile getirmişti. Eğer Sayın Erdoğan'ın uyarıları zamanında karşılık bulsaydı belki BM şu anki darboğaza düşmezdi.
Fakat öyle görünüyor ki artık çok geç. ABD'ye göre BM her açıdan absürt, siyasallaşmış, liberal ve sol ideolojilerle etkinliği baltalanmış işlevsiz bir kurum. ABD, BM'nin bu hâliyle asıl amacı olan "dünyada barış ve güvenliği koruma" görevine geri dönmesini çok zor görüyor.
Zira BM, yeni jeopolitik öncelikleri açısından ABD'nin hedefleri önünde bir engel. Üstelik BM üyesi ülkeler artık ABD'nin her dediğini de yapmıyor. Hâsılı kelam, ABD dâhil kimse BM'den razı değil. Dört bir koldan gelen eleştiriler ve küresel sorunlara çözüm bulamayışı nedeniyle BM zaten çoktan "medeni ölü"ye dönüşmüş durumda. Sadece cenazesini kaldıran yok.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.