BERCAN TUTAR
ABD’deki ‘İsrail tabusu’ kirli paspasa dönüşüyor
İsrail'in Gazze'deki barbar soykırımıyla birlikte bölgemizde ve dünyada post-siyonist bir dönem başladı. Korku duvarlarını aşan Batılı halklar siyonist katilleri sert şekilde lanetledi. Şu an Batı'da özellikle de ABD'de İsrail karşıtlığı yüzde 70'leri aşmış durumda.
Amerikan seçimlerinden önce birçok analist "İsrail, Avrupa ve Amerikan halkları kaybetti, sıra politikacılarda" uyarısı yapıyordu. Hatta İsrail muhalefeti bile "Dünya bize karşı. Toplumlar bizi soykırımcı ve katil görüyor" itirafında bulunuyordu.
Ve beklenen oldu. Demokratların tarihi bir başarı elde ettiği 3 Kasım seçimlerinde İran savaşının da etkisiyle Amerikan halkındaki anti-siyonist tavır kitlesel halde siyasilere de geçti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın şımarık İsrail'i frenlemek için bazen ironiyle karışık söylediği "Böyle giderse ABD'nin son siyonist başkanı ben olacağım. Gazze ateşkesini kabul edin. İsrail için en çok çalışan başkanım. Benden başka size destek veren yok" şeklindeki çıkışlarının gerçek olduğu ortaya çıktı. Öyle ki şu an Amerikan siyasetinde Trump dışında İsrail'i açıkça destekleyen politikacı neredeyse yok gibi.
***
Demokratlar da siyonistlerin dayattığı soykırım ve savaşlara karşı çıkmalarından dolayı zafere ulaştıklarının farkında. Sadece Michigan'dan ABD'nin ilk Müslüman senatörü seçilen Abdul El Sayed değil Teksas'tan James Talarico ile Maine'den Troy Jackson gibi senatörler de Gazze soykırımı ile İran savaşını kınayıp İsrail'e silah satışına karşı çıkarak tarihi zaferlere imza attı.
Haliyle şu an Amerikan siyaseti yanında WP, WSJ, FT, CNN, Fox News ve NYT gibi ana akım medyası da artık ABD'deki yeni post-siyonist döneme hazırlanıyor. Herkes tarafından kabul edilen yeni düşman ve şeytan artık İsrail. Örneğin Washington Post gibi bir gazete seçim sonrası tabloyu şu yorumla veriyor:
"İki parti tarafından da desteklenen nadir bir yaklaşım ülkede giderek zemin buluyor. O da şu: ABD-İsrail ilişkilerine ara verilmesi zorunluluğu..."
***
"Amerika, Washington ve Tel Aviv arasındaki yakın bağları sorgulamanın siyasi açıdan sakıncalı olduğu on yılların ardından büyük bir değişime hazırlanıyor..."
Bu adımla yazarlar, "İsrail ile ilişkiler değişmeli" diyen JD Vance'ın ezber bozan çıkışını daha ileri bir düzeye taşıyor. Dolayısıyla Amerikan toplumundan sonra siyaset ve medyası da İsrail tabusunu yerle bir ediyor artık. Bu atmosferi gören İsrail medyası daha ilk saatlerden itibaren sandık sonuçlarını "ABD'de siyonizme tarihi darbe" diye verdi.
Lamı cimi yok. Siyonist tabu öyle bir yıkılıyor ki bu gidişle İsrail, ABD'nin yeni ulusal paspasına dönüşecek. Çünkü Amerikan halkındaki İsrail'e karşı başlayan büyük uyanış müesses nizamı bile etkiliyor. Hatta Amerikalı tarihçi Victor Davis Hanson İsrail'in kısa süre içinde ABD'nin yeni düşmanına dönüşebileceği uyarısında dahi bulunuyor.
Zira Amerikan halkı kesin bir kararlılıkla, "Biz sağlık hizmeti alamazken artık vergilerimiz İsrail'in kirli savaşlarına gitmeyecek" diyor. Halk bu tepkisini 2024'te Trump'ı iktidara taşıyarak gösterdi. Umduğunu bulamayınca şimdi Demokratlara görev verdi. Ve gidişat bize Amerikan devleti ve siyasetinin bundan sonra halkın çizdiği İsrail karşıtı yeni rotaya göre hareket edeceğini gösteriyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.