SEDA DİKER
Aldatmalara farklı bir bakış açısı
YA KADIN AYRILMAK İSTERSE
Kadın ise onu tam olarak anlayamıyor. Farklı dünyalarda yaşadıklarını düşünüyorlar. Gelgelelim öylesine hoş, pırıl pırıl evlatları var ki ve aslında çekişmeyi bıraktıklarında birbirlerini öyle güzel sevebiliyorlardı ki, ayrılık akıllarından geçmiyor. Günün birinde kadın kocasının karşısına geçiyor ve boşanmak istediğini söyleyiveriyor. Hatta hayatında başka bir aşk olduğunu söylüyor. Yani kadın kendisinden yüksek beklentileri olmayan, onu eleştirmeyen, olduğu gibi sevdiğini söyleyen birine gönlünü kaptırıveriyor. Erkek ne mi yapıyor? Normal bir kadının beklentisi, kocasının bu duruma kırılması... Kızması. Fırtınalar kopartması. Cezalandırması. Biz bunları bekliyoruz. Hepimizin ezberlediği davranış şekilleri var. Hop diye cezalandırıveriyoruz. Peki elimize ne geçiyor? Gönülsüzce bize mecburiyet hissiyle geri dönen ama içten içe bize öfkelenen bir eş mi? Birbirini tamamlayamayan ama statükoyu, toplumsal görüntüyü, sosyal yaşamı sürdürebilmek için yarım yamalak bir mutluluğa razı olmak mı? Peki ya bu eşler başka türlü davransaydı ne olurdu?
YASAKLA CEZAYLA DEĞİL, SEVGİYLE
Mesela kadın, aldatan kocasını karşısına alıp: "Bütün bunların bizim aramızdaki bir eksiklikten kaynaklandığını biliyorum. Gel bunu karşılıklı olarak anlamaya çalışalım. Ne sen ne de ben eksik bir şeyler yaşamayı hak etmiyoruz. Yaşadıkların geride kalsın. Gel biz bunu düzeltmeye çalışalım. Düzeltemezsek ayrılırız," diyebilseydi... Ya da diğer erkek, aldatan karısına: "Benim de yaşadıklarında payım var. Bunları niye yaşadığını anlıyorum. Ama bir tercih yapmalısın şimdi. Bize biraz süre ver. Nerede sorun olduğunu anlayalım," deseydi... Neler olurdu? Ama hiç suçlu-kurban ilişkisi kurmadan. İki kişi birbirindeki güzel özelliklere odaklansaydı. Aldatan kişi çoğunlukla anlaşılmadığını düşünür. Ve birdenbire gerçekten bütün çıplaklığıyla yaptıkları ortaya çıktığında anlaşılabildiğini fark etse... Ceza değil sevgiyle karşılaşsa... Bize her ne yaparlarsa yapsınlar sineye çekelim, demiyorum. Sadece tarafsızca anlayabilmek ve öç almadan bir aileyi yeniden sevgiye odaklayabilmekten bahsediyorum. Her iki tarafın da isteğiyle elbette. Günümüzde evlilik kurumu yıkılmaya, çürümeye yüz tuttu. 2010 yılında rekor düzeyde boşanma gerçekleşti. İnternet sitelerinde evli, bekar herkes birbirini aldatmaya, maceralar yaşamaya başladı. Ve sorunsuz, aldatmasız evlilikler tarihe karışmaya başladı. Dış görüntü önemli değil. İçleri kaynıyor. Herkes susuyor. Birbirine üç maymunu oynuyor. Yasakla, cezayla çözüm bulamıyoruz. Ya sevgiyle? Bunu bir düşünelim.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.