YAVUZ DONAT
Bir bardak suda fırtına
Cumhuriyet Bayramı... Anıtkabir... Devlet töreni... İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, merdivenlerden inilirken Milliyetçi Hareket Başkanı Devlet Bahçeli'nin koluna giriyor.
giriyor. Televizyonlar canlı yayında.
Kol kola iki lider görüntüsü, izleyenlerin hoşuna gidiyor.
Cemil Çiçek ile birlikteyiz... Yılların siyasetçisi... Bakanlık, Başbakan Yardımcılığı, TBMM Başkanlığı yaptı.
"Siyaset nezakettir" diyor:
"Siyasi parti genel başkanları, toplumun önünde görev yapıyorlar... Davranışlarıyla örnek olmalılar."
Masamız kalabalık. Herkes, Cemil Çiçek'in sözlerine katılıyor.
Cemil Bey, sözlerine devam ediyor: "Siyaseti, husumet üzerinden yapmak yanlış."
***
Masa... Lokanta... Sokak
Necati Çetinkaya... Saffet Arıkan Bedük... İkisi de eski vali.
İkisi de eski siyasetçi.
Onlar da masadalar.
Cemil Çiçek'in... Ve Mustafa Destici'nin söylediklerini dinlerken başlarıyla onaylıyorlar... "Doğru" diyorlar.
Lokanta... Çarşı, pazar... Sokaktaki insan... İki genel başkanın kol kola görüntüsünden memnun.
***
"Töreye uygun ve saygın"
Mustafa Destici... Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı.
Masamızda o da var.
"Siz ne diyorsunuz?" dercesine Destici'ye bakıyoruz.
Mustafa Destici, "Sayın Devlet Bahçeli ile sayın Müsavat Dervişoğlu arasında geçmişe dayanan köklü bir hukuk var" diyerek, söze başlıyor:
***
Siyasetin sefaleti
Anıtkabir merdivenlerindeki görüntü... 29 Ekim Perşembe gününe ait.
Aradan günler geçti... Hala konuşuluyor... Tartışılıyor... Eleştiriliyor.
Konuşulmasına söylenecek söz yok. Ama... Tartışmak neden? Ve eleştirmek niçin?
Böyle fotoğraflar... Kol kola yürümeler... Keşke tekrarlansa... Sık sık olsa. Yumuşama, normalleşme, diyalog keşke kurumsallaşsa.
Fakat... Mahalle... Tribün farklı düşünüyor... Gerilim istiyor... Kol kola fotoğraftan rahatsız oluyor. İşte siyasetin sefaletinin somut göstergesi.
***
Demirel... İnönü... Protokol
Anıtkabir'de... Aslanlı Yol'da... Yaşanan bir diyalog... Siyasi nezakete ait... Cemil Çiçek'e, Mustafa Destici'ye ve masadaki dostlara anlattım.
***
Tarihi tebrik
Siyaset... Millete hizmet yolunda bir yarışma... Rekabet.
Geçmişte... Ve bugün... Rekabetin husumete, nefrete evrildiğinin örneği çok.
Ama... Az da olsa... Tebessümle izlenen güzel görüntüler de var.
Örneğin: Cumhurbaşkanı Turgut Özal öldü... 17 Nisan 1993.
Doğru Yol Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı adayı oldu.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz, yoğun bir kampanya yürüttü... Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilmemesi için.
16 Mayıs 1993... Demirel, TBMM'de üçüncü tur oylamada Cumhurbaşkanı seçildi.
Demirel'in Cumhurbaşkanı seçildiği açıklanınca... Mesut Yılmaz yerinden kalktı... Hızla Demirel'in yanına geldi:
- Sayın Demirel... Şu andan itibaren siyasi rakibimiz değilsiniz... Cumhurbaşkanımızsınız... Tebrik ediyorum.
***
Türkiye'ye yakışan
Tanığı olduğum bir diyalog... Yıllar öncesine ait... Masada da anlattım.
Cumhurbaşkanı Demirel, Marmaris- Armutalan'da yaşayan yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e telefon etti:
- Siz Ankara'ya gelince nerede konaklıyorsunuz?
- Kızım Miray'ın evinde... Veya orduevinde.
- Kızınızı rahatsız etmeyin... Orduevi bir otel... Orada da kalmayın... Çankaya Köşkü'nde Yabancı Konuklar Köşkü var... Bundan sonra orada kalacaksınız.
Kenan Evren memnun oldu... Teşekkür etti.
Telefon kapanınca Demirel'e dedim ki:
- Evren darbe yaptı... Başbakanlığınız sona erdi... Sizi Hamzakoy'a gönderdi... Ardından Zincirbozan'a... Sonra siyasi yasak koydu... Ve şimdi siz......
Süleyman Bey, sözümü kesti:
- O konu ayrı... Şunu unutma, biz 600 yıllık bir imparatorluğun devamıyız... Türkiye Cumhuriyeti, gelenekleri olan bir büyük devlet... Devlet olmanın gerekleri vardır... Ben bunu yapıyorum... Türkiye'ye yakışanı yapıyorum.
***
Yaygın bir hastalık
Eğer... İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun Cumhuriyet Bayramı'nda... Anıtkabir merdivenlerinde... Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin koluna girmesini;
Sokaktaki insan memnuniyetle karşılarken, kimileri de rahatsız oluyorsa... Eleştiriyorsa... Öfkeleniyorsa... Hatta nefret kusuyorsa... Yaygın bir hastalıktan söz etmek gerekiyor.
Tedavisi zor bir hastalık.
Zira... Nefreti tedavi edebilecek bir ilaç yok.
***
Günün sözü
Meşhur sözdür... "Bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar."
Ah! Keşke Anıtkabir merdivenlerindeki fotoğraf siyasette ihtiyaç duyulan baharın müjdesi olsa.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.