YÜKSEL AYTUĞ
A Haber'in gerçekleri canını fena acıtmış!
Özgür Özel, yine "kendisine yakışanı" yaptı. Bir basın kuruluşunu, A Haber'i açıkça tehdit etti. "Böyle yapmaya devam ederseniz..." diye parmak sallamayı da ihmal etmedi. Yetinmedi, memleketi bölmeye doyamayıp, bu sefer de medyayı kendince ikiye ayırarak, yandaşlarını bir kez daha sokağa çağırdı.
A Haber'e niye çattığını artık sokaktaki çocuk bile biliyor: Partisindeki her türlü yolsuzluğu, vurgunu, soygunu, rüşveti, rezaleti cesurca ortaya koyduğu için...
Peki A Haber'in bugüne kadar yaptığı hangi haber, kamuoyuna sunduğu hangi dosya yalan çıktı? Hiçbiri... Ama Özgür Özel yandaşları son bir hafta içinde yeni ve eski üç bakana resmen iftira attı. Yalanları ortaya çıktı ama en ufak bir pişmanlık göstermeyecek, özür dilemeyecek kadar yüzsüzdüler.
Özgür Özel ve onun gibi düşünenler iyi bilmeli ki; özgür basına yönelik her saldırı, her tehdit, doğrunun yanında duran gazetecilerin deposuna yakıt oluyor. Kimsenin şüphesi olmasın ki, A Haber ve mensubu olduğu Turkuvaz Medya, bu saldırılardan ivmelenerek gerçeklerin üzerine daha büyük bir kararlılıkla gidecektir.
Özgür Özel'in sokak çağrısına gelince: Kiminin çağrısı, duvara çarpıp kulağına geri döner, kiminin çağrısı koca bir milleti tanklara, uçaklara karşı sokağa döker. Kimi halkı kışkırtıp, kaos yaratmak için sokağa çağırır, kimi iki cümlesiyle darbeyi bastırır.
Kalemine sağlık Ayşegül
Ayşegül Aldinç'i pek çok kişi şarkıcılığı ile tanır. Oysa son derece rafine bir kalem erbâbıdır. Bir dönem Hürriyet'te yazdığı köşenin tiryakisiydim. Günlük yazılarını derlediği ilk kitabı Malumatfuruş'u bir solukta okumuştum. Son kitabı Velhasılıkelam'ı da büyük bir keyifle adeta hatmettim. Şimdilerde yazılarını sanal medyasından takip ediyorum.
Bir kere müthiş bir hiciv yeteneği var. Aktüaliteyi; kendine has esprili diliyle, okuru hiç sıkmadan ama derin bir felsefe süzgecinden geçirerek yorumluyor. (Bunun için rafine bir genel kültüre ihtiyaç vardır) Okumak gerçekten de büyük keyif.
Aslında yeteneği genetik. Babası, gazeteci Orhan Aldinç ile bir dönem Güneş gazetesinde çalışmıştım. Hem spor yazardı hem de dizi yazılar editörüydü. Haydi hazır ustamı rahmetle anarken bir anımı da paylaşayım:
1988 yılıydı. Gazeteye gelen iki misafirime çay ocağını arayıp iki kahve söyledim. 10 dakika sonra nüktedan Orhan Aldinç, elinde tuttuğu askıdaki üç kahve ile birlikte karşımda dikiliyordu: "Buyurun Yüksel bey, kahveleriniz..." Meğer, çay ocağı diye yanlışlıkla Orhan ağabeyin masasındaki telefonu aramışım. Hayatımda bu kadar mahcup olduğum çok az olay vardır... Velhasılıkelam, eğer bir gazete yöneticisi olsaydım, yapacağım ilk iş Ayşegül Aldinç'e köşe vermek olurdu.
Danua ile uçulur mu?
Ünlü fitness eğitmeni Pietra Luccas, hizmet hayvanı olarak kayıtlı 54 kilogramlık Danua ırkı Charlie adlı köpeği ile United Airlines'a ait bir uçağa bindi. Ona alan sağlamak ve aynı sıradaki hiç kimseyi rahatsız etmemek için üç bilet satın aldı.
Seyahat videosu ise sanal medyayı ikiye böldü. Bir grup, ne kadar ödeme yapılırsa yapılsın bu büyüklükte hiçbir hayvanın kabinde seyahat etmesine izin verilmemesi gerektiğinde ısrar ediyor. Bir diğer grup ise alanı satın aldıysa ve köpek uslu durduysa, kimsenin şikâyet etme hakkı olmadığını savunuyor. Uçuş sırasında herhangi bir resmî şikâyet veya olay yaşanmadı. Peki sizin fikriniz ne? Fazladan ödeme yapmak, herhangi bir hayvanı uçağa getirme hakkı verir mi, yoksa ne olursa olsun bir boyut sınırı mı olmalı?
Gaf'let kürsüsü
Bu rampaya ruhsat vermişler. "Acı çekmek" için sele ihtiyacımız yok ki!
Zap'tiye
Pek çok kadının navigasyon açıp aradığı cadde.
Ne demiş?
Dedem derdi ki: "Ninen bana küstüğü zaman turşu kavanozunun kapağını sıkı sıkı kapatırdım ki, açamayıp benden yardım istesin." (Ah o eski zaman incelikleri)
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.