OKAN MÜDERRİSOĞLU

28 Şubat 2026, Cumartesi

Türk-Kürt kardeşliği! Ama nasıl?

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge idealinde yepyeni bir aşamaya geldik. Artık elimizde birbiri ile bağlantısının kurulması gereken kritik açıklama ve modalite seti var.
1- İmralı'nın, 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı. Ve 27 Şubat 2026'da "Demokratik Modernite, Demokratik Toplum, Demokratik Cumhuriyet" kavramsallaştırması altında çizdiği çerçeve. Ki "İmralı dili" diyebileceğimiz, ayrıca çözülmesi gereken kripto mesaj niteliğindeki anlatımların hayli tartışma başlıkları açacağına da kuşku yok.
2- TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun, ekleri ve itiraz şerhleri yanında mutlak çoğunluk iradesiyle kabul ettiği rapor. Bu bağlamda, bölücü terör örgütünün feshedilmesinin yanında silah bırakılmasının güvenlik ve istihbarat kurumlarınca takibi, teyidi ve ölçülebilir kriterlerle netleştirilmesi. Örgüt mensuplarının tek tek sicillerinin değerlendirilmesi, yani topluma kazandırılma esaslarını içeren belirli süreli yasal düzenlemenin gerekliliği.
3- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, "Türkiye Modeli" olarak adlandırdığı sürecin yönetiminde İmralı'nın statüsünün ne olacağı meselesi! Sn. Bahçeli'nin anlatımıyla, "PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu vardır ve bunun çözümünün nasıl olacağı samimiyetle tartışılmalıdır!" Devlet Bey'e göre, "Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK'nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır." Bu durumda, "Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?"

***

Türkiye, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'deki gelişmelerden sonra şimdi İran'a taşınmakta olan "ayrılıkçı Kürt jeopolitiği ve azmettirici devletler grubu" ile karşı karşıya olduğumuzu yine ve yeniden görüyoruz. Kanımca Sn. Bahçeli de Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge iradesinin canlı tutulması için yaptığı kritik açıklamalarla bir nevi "yazılım güncelleme" sorumluluğunu üstleniyor. Eş anlı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini ve anayasanın değiştirilemez hükümlerini de gözeterek "sürecin kaynak kodlarını" elinde tutuyor. Bir diğer ifade ile... Şu statü tartışmasında Devlet Bey, "Öcalan'ın sadece cezaevindeki hukuki statüsü değil, nihai çözüm sürecinde hangi rolü oynayacağı, nasıl muhatap alınacağı ve yasal çerçevenin ne olacağı" hususlarına odaklanıyor.
Öte yandan...
İmralı'nın son bir yıla yayılan mesaj serilerinde, birbirini tamamlayan unsurlar bulunduğu gibi etnik temelli siyaseti teminat altına almaya dönük kapalı devre kurgular da yer alıyor.
27 Şubat 2025'deki beyanında, "Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır" diyen Öcalan portresini, 27 Şubat 2026'taki, "Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz" tespitiyle birlikte düşünmek ve pozitif bakış açısını korumak mümkün.
Buna karşın, İmralı terminolojisini sadeleştirdiğimizde...
Devleti, toplumu yöneten değil; toplumun koordinasyon aracı olarak konumlandıran reçeteler,
Devletin kurumsal yapısına karşı; çoğulculuk adı altında yerel öncelikli talepler,
Temsilî demokrasi yerine katılımcı/ mahalli meclis tipi oluşumlar,
Ulus devletin asli ve kurucu kimliğini zayıflatan taleplerle mücadele etme gereği de çok açık. Ki bu hususların, Öcalan'ın hem fabrika ayarlarına dönüşünü simgelediği hem de Irak ve Suriye'deki Kürtlerin liderliği iddiasını da yansıttığı da bir gerçek.
Evet, bugün için İmralı, ayrı devlet hedefinden vazgeçtiğini söylerken mevcut devlet yapısının kendi aklınca dönüşümünü savunmakta. Bunu da "demokratikleşme!" söyleminin içine yerleştirmekte.
İyisi mi biz...
İmralı kodlarını ve bilinçaltını hiç unutmadan, yakın vadede ve öncelikle yapılması gereken işlere odaklanalım. Şarta bağlı eve dönüş ve toplum kazandırma, durumu uygun olanlara siyaset kanallarının açılması, hasta, engelli ve yaşlı hükümlülerin infaz şartlarının esnetilmesi, kayyum uygulamasının yeniden düzenlenmesi gibi...
Zira, İmralı ve takipçilerinin sonda söyleyeceklerini başta söylediklerine, siyaset yoluyla ulaşmalarının çok zor olduğunu bildikleri taleplerini önden yüklemeli şekilde realize etmek istedikleri apaçık ortada.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.