NEBİ MİŞ

14 Ekim 2026, Çarşamba

Siyasette tutarlılık ve güven inşası ile ilgili bir karşılaştırma

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Siyasette güven, geçmişteki davranışların gelecekteki vaatleri desteklemesiyle oluşur. İnandırıcılık, toplumun bir aktörün söylediklerini doğru bulmasının yanında aynı zamanda gelecekte nasıl davranacağını da kestirebilmesiyle inşa edilir.
Sahicilik ise, siyasi davranışın arkasında kalıcı bir siyasi kimlik ve sarsılmaz bir duruşun bulunması ile doğrudan ilişkilidir. İktidarın tek bir icraatına bakarak toplum güven oluşturmaz. Muhalefetin de tek bir söylemine ya da duruşuna bakarak seçmen karar vermez.
Her iki durumda da belirleyicilik, söylem, davranış, sonuç ve niyet arasında toplumun kurduğu ilişki ile ortaya çıkar. Siyasette güvenilmeyi hak etmek gerekir. Tekrarlanan başarı ve icraatlar güveni besler. Tekrarlanan başarısızlıklar ve tutarsızlıklar ise yeni vaatlerin değerini düşürür. Partilerin seçmen nezdindeki itibarı zaman içinde oluşur.
Toplum, siyasi aktörelerin söylediklerini geçmiş davranışları ile karşılaştırır. Hangi meselede neyi savunduğuna, benzer olaylarda hangi ölçütü kullandığına bakar. Özellikle krizler, siyasetçiyi tercih yapmaya zorlar. Sorunu kabul edip çözüm üretmek ya da sorunu görmezden gelip krizi başkasına yüklemek arasındaki karşılaştırmayı siyasi okur yazarlığı yüksek olan seçmen kolayca yapabilir. Türkiye'de seçmenin siyasi okur yazarlığı yüksektir.
Yazının bu teorik girişini, iktidarın ve iktidara yakın siyasi analizcilerin fon sorunu karşısındaki tutumu ile muhalefet ve muhalefeti destekleyen gazeteci ve kamuoyu oluşturucularının belediye yolsuzlukları, rüşvet ve irtikap iddiaları ile ilgili duruşlarını karşılaştırmak amacıyla yazdım. Son bir yıl içinde CHP/Yeni Parti'nin başını çektiği belediyelerde yolsuzluk, rüşvet, irtikap ve ahlaki sorunlarla ilgili toplumu sarsıcı iddialar ortaya çıktı. Bu sorunun yargı aşamasında onlarca farklı itiraf ve belge ortalığa saçıldı. Soruşturmalar, aylardır kamuoyunun gündeminde.
Konunun doğrudan muhatabı olan CHP/Yeni Parti başta olmak üzere, diğer muhalefet partilerinin neredeyse tamamı, muhalefeti destekleyen medya ve medyacıların kahir ekseriyeti sorunu bağlamından kopararak ele almayı seçtiler. Sorunu sadece tutuklamalar ve yargı süreçleri üzerinden tartışarak, ortalığa saçılan iddiaları perdelemeye çalıştılar. Esas sorunu görmezden geldiler.
Aynı çevreler, fon sorunu ortaya çıktıktan sonra tüm hatları ile meselenin üzerine gittiler. Hatta, doğrudan sorumlu olmayan siyasetçi ve bakanları bile fon sorunu ile ilişkilendirerek maliyeti büyütmeye çalıştılar. Muhalefete yakın gazeteciler ve siyasi analizciler aktif bir biçimde iktidara yüklendiler. CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk iddialarını görmezden gelen, söz konusu iddialarla ilgili sahici bir eleştiri bile yapmayan muhalefet partileri, fon sorununda muhalefet aktivizminin bütün imkânlarından yararlandılar.
Bunları söylerken, muhalefet ya da muhalefete yakın siyasi analizcilerin fon sorunu konusundaki tepkilerinin ve eleştirilerinin yersiz olduğunu söylemiyorum. Ya da niçin eleştirdiler gibi bir sorgulamaya girmiyorum. Ortada bir sorun varsa tabii ki muhalefet de eleştirisini yapar. Burada yapmaya çalıştığım tutarsızlığa dikkat çekmektir. Bir karşılaştırma yaparak, bu iki soruna yaklaşım üzerinden, siyasette sahicilik, tutarlılık ve güven inşasının nasıl oluştuğunu tartışmaya çalışıyorum.
Karşılaştırmaya iktidar kanadından baktığımızda, fon sorununun ilk gününden itibaren en üst düzeyde Cumhurbaşkanı Erdoğan sorunun üzerine gitti. Ucu kime dokunursa dokunsun sorumlulardan hesap sorulacağını belirtti. Bugüne kadar sorumlulardan hesap sorulması ve iyi niyetli yatırımcıların korunması için iktidar, yasal ve kurumsal düzeyde adım attı. İktidara yakın medya ve siyasi analizciler, çok ağır eleştiriler getirdiler. Fonlardan haksız kazanç sağlayanların ve sorumluluğu olanların üzerine gittiler. Açıkça meseleyi tüm yönleri ile tartıştılar.
Toplum, siyaseti yanlış karşısındaki tutumu ile de değerlendirir. Sorunu gören, krizi çözen ve sorumlulardan hesap soran aktör ve partiler güven kazanır. Sonuç olarak, siyasette güven, uzun dönemde sahicilikle inşa edilir. Tutarsızlık ve konjonktür siyaseti ile değil. İktidarın tekrar eden krizlere rağmen niçin 23.5 yıldır iktidarda kaldığına ve muhalefetin bir türlü güven oluşturamadığına bir kez daha buradan bakmak gerekir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.