OSMAN MÜFTÜOĞLU
İlaç check-up’ınızı ihmal etmeyin!
Modern tıp ilaç başlatmakta çok becerikli; bırakma konusunda ise biraz utangaç! Reçeteye yeni bir ilaç eklemek kolay, "Buna hâlâ ihtiyacımız var mı?" diye sormak daha zor.
Özellikle ikinci ellide ilaçlar zamanla çoğalabiliyor. Bazen bir ilacın yan etkisi yeni bir hastalık sanılıyor ve onu düzeltmek için başka bir ilaç ekleniyor. İlaç ilacı, yan etki de yeni reçeteyi çağırıyor. Bir bakmışsınız, kahvaltı tabağından önce ilaç tabağı hazırlanmış!
Antidepresanlar, uyku ilaçları, mide koruyucular, beta blokerler, kortizon ve bazı ağrı kesiciler yıllarca otomatik olarak devam ettirilebiliyor. Oysa ilacı başlatmak kadar, ne zaman ve nasıl bırakılacağını bilmek de önemli.
NE YAPALIM?
SONUÇ?
İYI hekimlik yalnızca doğru ilacı başlatmak değildir; gereksiz hâle gelen ilacı doğru zamanda ve doğru yöntemle bırakabilmektir. Unutmayın: İlaç azaltmak, ilaçları çöpe atmak değildir. Reçetede bahar temizliği yapılır ama ilaç kutuları pencereden fırlatılmaz!
KALP SAĞLIĞI KARARI: PLAK VARSA İLAÇ ŞART!
Kolesterol ilacına yalnızca yaşa veya total kolesterol rakamına bakarak karar vermek artık eski usul. Nüfus cüzdanınız 70'i geçti diye otomatik reçete yazmak da, "Kolesterolüm biraz yüksek" diye paniğe kapılmak da doğru değil.
AVRUPA KARDİYOLOJİ KONGRESİ'NDEN YENİ HABER
2026 Avrupa Kardiyoloji Kongresi'nde açıklanan STAREE araştırmasında; kalp-damar hastalığı, diyabeti veya demansı bulunmayan yaklaşık 10 bin kişi incelendi. Katılımcıların hepsi 70 yaşın üzerindeydi. Günde 40 mg atorvastatin kullananlarda yaklaşık altı yıl içinde ilk ciddi kalp-damar olayı riski yüzde 30 azaldı. Her 37 kişinin tedavisiyle bir kalp krizi, inme veya ciddi kalp-damar olayının önlenebileceği hesaplandı. Ancak statin; demansı önlemedi, engelsiz yaşam süresini anlamlı ölçüde uzatmadı. Yani statin ölümsüzlük iksiri değil ama doğru kişide güçlü bir kalp kalkanı!
PLAK VARSA "AZICIK" DEMEYİN
Koroner tomografide veya anjiyoda yüzde 10–20 plak görülüp "Darlık azmış, biraz daha büyüsün sonra ilgileniriz" denmez. Çünkü kalp krizinde mesele yalnızca plağın damarı ne kadar daralttığı değildir. Plağın cinsi, iltihaplı olup olmadığı ve yırtılma eğilimi de önemlidir. Küçük bir plak bazen küçük bir sorun değil, sessiz çalışan bir damar sabotajcısıdır.
STATİN SADECE KOLESTEROLÜ DÜŞÜRMEZ
Statinlerin görevi yalnızca laboratuvar kâğıdındaki LDL rakamını terbiye etmek değildir. Bu ilaçlar plağın ilerlemesini yavaşlatabilir, iltihabi aktivitesini azaltabilir ve plağı yırtılmaya karşı daha kararlı hâle getirebilir. Yani statin, kolesterolün yalnızca "trafik polisi" değil; gerektiğinde plağın da güvenlik görevlisidir.
PLAK YOKSA İLAÇ DA YOK MU?
Çoğu düşük riskli kişide ilaç ertelenebilir. Ama "Plak yok, ilaç da kesinlikle yok" kuralı her zaman doğru değildir. Plak görülmese bile şu durumlarda ilaç gerekebilir:
ÖZETİ ŞU PLAK VARSA KÜÇÜMSEMEYİN. PLAK YOKSA DA DOSYAYI HEMEN KAPATMAYIN.
Kararı yalnız yaşa, kolesterol değerine veya tek bir görüntüleme sonucuna bırakmayın. LDL, ApoB, Lp(a), diyabet, tansiyon, sigara, aile öyküsü ve damar görüntülerini birlikte değerlendirin.
İLACI EZBERE BAŞLAMAYIN. GEREKİYORSA DA EZBERE BIRAKMAYIN!
GÖZDEN KAÇAN BASİT BİR İKİNCİ ELLİ SIRRI: YEMEK SONRASI YÜRÜYÜŞLER
Yemekten sonra koltuğa uzanmak şekeri kana, kısa bir yürüyüş ise kasa gönderir. Çalışan kaslar glikozu yalnız insülin yardımıyla değil, kasılmanın açtığı başka kapılardan da içeri alabilir.
NE ZAMAN BAŞLAMALI?
En etkili zaman, yemeği bitirdikten sonraki ilk 10–15 dakikadır. Kan şekerinin yükselmesini bekleyip yarım saat sonra yürümek yerine erken hareket etmek daha yararlı olabilir. Çok ağır yemek, reflü veya mide rahatsızlığı varsa 10–15 dakika bekleyip daha yavaş başlayın. NE KADAR SÜRMELİ?
TEMPO NASIL OLMALI?
Amaç spor rekoru değil, kasları sofradan kalan şekere ortak etmektir. Hafif-orta tempo Yaklaşık dakikada 90–110 adım On üzerinden 3–4 şiddet Konuşabilmeli fakat rahatça şarkı söyleyememelisiniz Nefes nefese bırakan, koşmaya yakın tempo gerekmez İleri yaşta, denge sorunu veya kalp hastalığı bulunanlar daha yavaş başlayabilir. Koridorda yürümek, ev içinde tur atmak veya hafifçe yerinde adımlamak da işe yarar.
ÖZELLİKLE HANGİ ÖĞÜNDEN SONRA?
En doğrusu üç ana öğünün ardından yürümektir. Yalnız birini seçmek gerekiyorsa:
1. AKŞAM YEMEĞİ: Genellikle günün en büyük ve karbonhidratı en yüksek öğünüdür. Akşam saatlerinde insülin duyarlılığı da azalabilir. Bu nedenle en öncelikli yürüyüş akşam yemeği sonrasıdır.
2. KARBONHİDRATI YÜKSEK ÖĞÜN: Ekmek, pilav, makarna, patates veya tatlı tüketilen öğünden sonra yürüyüş özellikle önemlidir.
3. EN YÜKSEK ŞEKERİ YAPAN ÖĞÜN: CGM kullananlar hangi öğünün en büyük yükselmeyi oluşturduğunu görebilir ve yürüyüşü o öğünün arkasına yerleştirebilir.
OSMAN HOCANIN 3-10 FORMÜLÜ
BEYNİ ZİNDE TUTMAK İÇİN NE KADAR SU İÇMELİYİZ?
Net cevap: Herkese uyan sihirli bir "iki litre" kuralı yok. Sağlıklı ve hareketsiz bir yetişkin için günlük pratik içecek hedefi genellikle:
Kadınlarda 1,6–2 litre
Erkeklerde 2–2,5 litre
Çay, kahve, süt ve diğer içecekler de buna dahildir. Sebze, meyve ve yemeklerden aldığımız su eklendiğinde günlük toplam su miktarı daha yükselir.
SUSUZLUK BEYNİ YAVAŞLATIR MI?
Hafif susuzluk bile dikkati, kısa süreli belleği, tepki hızını, karar verme becerisini ve ruh halini olumsuz etkileyebilir. Özellikle susamış kişiler su içtikten sonra daha dikkatli düşünebilir ve daha sağlıklı karar verebilir. Ama "Ne kadar çok su, o kadar güçlü beyin" düşüncesi doğru değildir. Gereğinden fazla su içmenin zihinsel performansa ek bir yararı gösterilmiş değildir.
4,3 LİTRE RAKAMINI YANLIŞ ANLAMAYIN
Araştırmalarda erkekler için belirtilen 4,3 litre, kadınlar için belirtilen 3,4 litre, günlük içilmesi gereken saf su miktarı değildir. Bu rakamlar vücuda girip çıkan toplam su döngüsünü gösterir. İçeceklerin yanı sıra yiyeceklerdeki ve metabolizma sırasında oluşan suyu da kapsar.
EN BASİT ÖLÇÜ İDRAR RENGİDİR
İdrarın çoğu zaman açık saman sarısı olması genellikle yeterli sıvı aldığınızı düşündürür. Koyu idrar, ağız kuruluğu, baş ağrısı, halsizlik, sersemlik ve dikkat azalması susuzluk işareti olabilir. Sıcak havalarda, egzersizde, ateş ve ishal durumlarında ihtiyaç artar. İleri yaşlarda susama hissi zayıflayabildiği için suyu hatırlayarak içmek gerekir. Kalp veya böbrek yetersizliği olanlar ise sıvı miktarını doktorlarıyla belirlemelidir. Kısacası: Beynin ihtiyacı bir su maratonu değil, gün boyunca düzenli ve yeterli sıvıdır. Susamayı beklemeyin ama su içmeyi de yarışa çevirmeyin.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.