MAHMUT ÖVÜR
Kolektif ‘yalan’ siyaseti
Birinin "yolsuzluğu" mahkemede tescillenmek üzere, diğerinin "iftiracılığı" çoktan tescillendi. Baba ocağı dedikleri CHP'de yetişen, yetiştikleri "baba ocağı"na bile ihanet eden, iftira atan iki siyasetçiden söz ediyorum: Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel... Biri onca yolsuzluk iddiasına, rüşvet belgesine rağmen mahkemelerde şov yaparken, diğeri meydanlarda iftira ve yalan siyasetiyle onun eksikliğini hiç aratmıyor. Siyaset adına üzücü olsa da bu gerçek tescillendi artık.
Bu tablo sadece 25 yıldır her seçimde hayal kırıklığı yaşayan ve her defasında öfkesini "Elim kırılsaydı" ya da "Allah belanızı versin" diye haykıran laik sosyolojinin içini acıtmıyor, sol, sosyal demokrat siyaseti de utandırıyor.
Geriye dönüp bakın, bu siyasi aktörler ülke ne zaman dara düşse, küresel bir kuşatmayla karşılaşsa ya da fon skandalıyla sarsılsa sanki bu krizler yetmiyormuş gibi aslı astarı olmayan "yalan ve iftira" siyasetini devreye sokmaktan hiç vazgeçmedi. Muhalefet değil adeta kriz tellalları...
Bu muhalefet aklı, sırf iktidar yıpransın diye deprem gibi doğal bir felaketten bile medet umdu.
Elbette normal bir muhalefet, iktidarı önlem alsa bile eleştirecek, alternatif önerisini ortaya koyacak ve bunlar üzerinden siyaset yapacak. Ama bizde böyle olmadı, olmuyor. Muhalefet sırf iktidar yıpransın diye FETÖ'yle bile iş tuttu, yalan ByLock listelerinden söz etti, sahte belgeleri gerçekmiş gibi sundu; yetmedi, PKK ve DEAŞ'ın terör saldırıları bile araçsallaştırıldı.
Gerçi bir kısmı pişman oldu ama hâlâ bu kirli geçmişten ders almayanlar var.
Bugün o ders almayanların liderliğini de Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel yapıyor. Özel ve arkadaşları "yeni siyaset" diye yola çıktılar ama ortada "yeni" olan hiçbir şey yok. İsimler de siyasi ilişkiler ve yaklaşımlar da eski. Hatta eskiyi aratacak bir noktada.
Fon skandalı üzerinden yürütülen siyasete bakın. Aslında olayın sarsıcılığı siyaset yapmak için yeter de artar. Ama Özel ve arkadaşları gerçek sorunlar üzerinden siyaset yapmayı beceremiyor. Çünkü akılları iktidarın çaresizliğine kilitlenmiş. Oysa iktidardaki AK Parti 25 yıldır onlara bu fırsatı vermiyor, hızlı hareket ediyor. Tıpkı 6 Şubat depreminde olduğu gibi sorunları ertelemeyip çözüyor.
Bu durumda ne yapacaklarını şaşırıyorlar, elleri ayaklarına dolanıyor ve gelsin "yalan ve iftira" kampanyası...
Alın son fon iftiralarını...
Birkaç gündür medyada ve siyasette, Yeni Parti'nin prof. unvanlı "liyakatli" milletvekili Ümit Özlale'nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a attığı yalan ve iftira konuşuluyor. Yalanı ortaya çıkınca özür dileme ihtiyacı bile duymadı. Dahası, "hırsızlık ve rüşvet suçlarından yargılanan belediye başkanlarının çektiklerine sayın" diyerek pişkin bir cevap verdi.
Bu pişkinliği Cemal Enginyurt ve Ali Mahir Başarır da sürdürdü.
Buraya kadar belki siyaseti paçozlaştıran üç milletvekili denilir geçilirdi. Ama paçozlaşma orada kalmadı, bu kez devreye bizzat Özgür Özel girdi. Herkes Özel'den makul bir açıklama beklerken, o iftira ve yalanın partinin "kolektif iradesi" olduğunu grup toplantısında açıkladı:
"Bütün milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum; eline bilgi gelen, bilgisi olan bu bilgiyi ortaya koyacak, kaya gibi arkanızdayız. Koyacaksınız ortaya, doğru mu yanlış mı onlar söyleyecek."
Yani Özgür Özel, kurmaylarına "iftiraya ve yalana devam edin. Çamuru atın onlar temizlemekle uğraşsınlar" mesajı veriyor.
Aylarca "masumiyet karinesi" için kendini paralayanların gözü kara bir biçimde "yalan ve iftira"ya sarılmaları "paçozlaşma"nın utanç verici örneği. Yakışmıyor da değil; onlarca belediyedeki "yolsuzluk, rüşvet, irtikâp" rezilliğinden utanmayanlar bir "yalan"dan mı utanacak?
"Salla gitsin, arkanızdayız..."
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.