ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)
Adam gibi adam
Anamın can yoldaşı, arkadaşı, canı ciğeri ve beşinci çocuğu gibi büyüttüğü adam...
Babamdı.
Ressam Ziya.
Işık saçan imzalı karikatür ve tablolarıyla, kendisine özgün çizgisiyle tanınan sanat adamı.
En besleyici yemeklerini, yayıktan yeni çıkmış tereyağını, içine mısır ekmeği doğradığı süzme yoğurdu ve foldan aldığı taze yumurtaları önce babama yedirirdi.
İyi beslenmeliydi.
Askerde vereme yakalanmış, 'öldü' diye morga konmuştu.
Tesadüf sonucu yaşadığı anlaşılınca çıkarılmıştı ölüler arasından.
Doktorlar, "Fazla yaşamaz" demişlerdi.
O devir fukaralık devri...
Anamın sıkıntısı büyük.
Durumu kendi anasına anlatmış, o da bir dana ile birkaç tavuğunu vermiş.
Yememiş babama yedirmiş güzel anam.
Sonunda turp gibi olmuş babam.
Ama anamın aklı yine babamda.
Bize "Babanız ölü koğuşundan çıktı sakın onu üzmeyin" derdi hep.
Hayat Mecmuası'nın kapağını renklendirir, karikatürlerini çizerdi…
Parası azdı ama işi fena sayılmazdı.
Geçirdiği hastalık onu İstanbul'dan soğutmasaydı muhakkak çok başka yerlerde olurdu.
İstanbul'u bırakıp Of'a, anacığıma dönmüştü.
Tüm teklifleri de geri çevirerek...
Sanat hayatını, yeşillikler arasından denize bakan evimizde sürdürdü yıllarca.
Burada çizdiği karikatürler ABD'deki bir ajans aracılığıyla dünya basınında yayınlandı.
Fistuğumun korkuları geri gelmişti.
Kurban olduğum tatlı anam gece gündüz babamı kaybedeceği korkusuyla yaşadı.
Ne yazık ki bizi ilk bırakan o oldu.
Anacığımın ölümü babamı hepten yıktı. Görmeyen gözleriyle portakal ağacının altında yatan hayat arkadaşına yaz kış bakıp durdu.
Adana'ya gelmesi için çok yalvardım.
Sonunda getirdim de...
Duramadı.
Günlerce anamı sayıkladı.
Hastalandı.
Sanki ölüme yatmıştı.
Ve bir 11 Kasım sabahı kuş olup sevgili eşine uçtu.
Bugün dördüncü ölüm yıldönümü.
Beni büyüten, şekillendiren hayatımın iki değerli varlığı şimdi yeşillikler arasındaki portakal ağacının altında yan yana uyuyor.
Hadi be puşt kader!
Bu muydu, buraya kadar mıydı?
Oldu mu ulan!
Böyle mi biter?
Böyle mi bitecekti bu masal?
Nerede o filesi sıcacık somun kokan babam,
İri zeytinleri kapma yarışı,
Örnek aldığımız,
Dev gibi güçlü babamız…
Hani?
Hani şövalesini kırdığımız ressam Ziya?
Bize yan bakana yan çakan,
O kahraman…
Kâh keman çalardı,
Kâh da dinlerdi,
Benim güzel babam.
Güzel babam.
Gözleri kör ama yüreği kartal babam,
Bir zamanlar bastığın yer titrerdi,
Of'tan dünyaya bir pencere açmıştın,
Anamdan sonra toprağı çok istedin,
Kim derdi ki...
Sizi Of'a bırakıp,
Gurbette, yaşam kavgasına düşeceğimi...
Bize yetti gücün değil mi?
Uzak durmadın, duramadın biraz daha…
Önce anacığımı, sonra da babamı aldın benden.
Hadi şimdi de durma,
Al canımı, canımı al da
Dokunma iki aslanıma.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.