Yazarlar
24 Mayıs 2011

"Yenidünya Kebabı" yediniz mi?

"Malta eriği" olarak da bilinen yenidünya, meyve olarak tüketildiği gibi, çeşitli yemeklere de lezzet veriyor... Antepliler, kebabını bile yapıyor!

Hani bazen insanın canı çok meyve çeker ya... İşte böyle bir ortamda, "gözünü kapa, bir meyve dile, getireceğiz" deseler, hiçbir zaman "yenidünya" ya da bilinen diğer adıyla "malta eriği" yemeği dilemezsiniz değil mi?

Gaziantep'te bu meyve için hoş bir şaka da yaparlar. Cimri insanlar yenidünya (malta eriği) yemezlermiş! Neden biliyor musunuz? İçerisinden çıkan çekirdek, meyveden daha ağır olduğu için... Yani, çekirdeğe para vermemek için...

Yenidünya, botanikteki adıyla "eriobotrya japonica"... "Eriobotrya" çok tüylü hevenk demek, Rumca. Çin'in tropik bölgesinde, Japonya'nın ise güneyinde yetişir. Elma ve armutla aynı iklimi sever. Tropik meyveleri çok tatlı bulanlar, yenidünyayı hafif ekşi tadı ile beğenebilirler. Baharın en erken yetişen meyvelerinden birisi olması ve Çin yeniyılının ilk meyvesi olması nedeniyle pek popülerdir.

Gülgiller familyasından olan yenidünya, daima yeşil yapraklı kalan bir ağaçtır. Yaprakları büyük, pürüzsüz ve meşin gibi serttir. Yaprağın üst tarafı yeşil, alt tarafı külrengimsi kabarık ve damarlıdır.

Yenidünya yalnız Doğu'da değil, Akdeniz dolaylarında da yetiştirilir; akdiken veya ayva üzerine aşılanır. Odunu çalgı yapımı için makbul sayılır. Çin kökenli ağaç, Türkiye'ye 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında Amerika'dan ithal edilmiş ve rüzgardan kolay etkilendiği için genellikle avlulara dikilmiş. (Ara not: Burada yazdığım bilgileri "Sözlerin Soyağacı / Sevan Nişanyan", "Okyanus Ansiklopedik Sözlük cilt IV s 1840" ve "Whole Foods Companion / Dianne Onstad" kitaplarından derledim.)

Nazik olmasına rağmen sert olan etli kısmı turuncu, sarı veya açıksarı olabilir. Tadı ise tamamen rastlantı olarak erik, üzüm veya kiraz gibi... Tamamen olgunlaştığında toplanmalıdır. Çünkü o zaman şekerini, sululuğunu ve ferahlatıcı etli kısmın gerçek tadını alabilirsiniz. Bir parça ısırırsanız, belki buruk bir tat alabilirsiniz, ama meyvenin bütününü ağzınıza atarsanız ve çiğnerseniz tatlı olduğunu farkedeceksiniz.

Yenidünyanın derisi kalındır ama yenilebilir, kocaman kahverengi çekirdeklerini ise yememelisiniz. Eğer, sıcak bir iklimde yaşıyorsanız, yenidünya çekirdeğini bahçenize attığınızda hemen yeşerip, ağaca döndüğünü göreceksiniz.

Büyük meyveler daha tatlıdır, buzdolabında muhafaza etmemeniz tavsiye edilir, bozulma emareleri gösterince buzdolabına koyunuz.

REÇELİ DE GÜZEL OLUYOR

Diğer meyvelerle karıştırıp, blendır'dan geçirip güzel bir içecek yapabilirsiniz. Barbara Abdeni Massaad'ın "Mouneh" isimli kitabında verdiği gibi, yenidünya reçeli yapabilirsiniz ya da Antepliler'in yaptığı gibi kebabını yapabilirsiniz.

Sevgili Barbara, bir kilo yenidünyaya 600 gr şeker; 240 ml su; bir limonun da suyunu koydurmuş. Yenidünyaların çekirdeklerini çıkarıp, çiçekli kısımlarını da aldıktan sonra tavla zarı veya daha büyükçe parçalara doğrayın. Çelik bir tencerede ölçü miktardaki suyu ve şekeri ilave edip, ocağın altını yakın. Karıştırın ki şeker erisin. Şekerin çıkan köpüğünü alın ve 20-25 dakika süresince kaynatın. Limon suyunu ilave ettikten sonra altını kapatın. Sıcakken, steril ettiğiniz kavanozlara doldurun. Sıkıca kapadığınız kavanozları 10 dakika kaynatın. Kavanozları kaynar sudan çıkarıp ters çevirin ve o şekilde ertesi güne kadar soğumaya bırakın. Etiketledikten sonra serin, karanlık bir yerde depolayın. Ağzını açtığınız kavanozu, artanını daha sonraki günlerde tüketmek üzere mutlaka buzdolabında muhafaza edin.

VE YENİDÜNYA KEBABI..

Gelelim yenidünya kebabına... Yukarda dediğim gibi pek aranılan bir meyve türü değil yenidünya... Ama kuzu etine öylesine yakışır ve öylesine bir kebab yapar ki, tadını unutamazsınız! Orijinali ateşte yapılır ve uygun bir kaba çekilip, nar ekşisi ilave edilerek, hafif ateşte dinlendirilir. Buna da demlenme denilir.

Ben, mangal yakma imkanım olmadığı için yenidünya kebabını fırında yapıyorum. Yenidünyaların saplarını, çiçeklerini ve çekirdeklerini ayıklıyorum. Tepsiye, dünya; daha doğrusu ikiye kesilmiş küre olarak yanyana diziyorum. Kuzu kıymasını tuz ve karabiberle yoğuruyorum. Elimde yuvarladığım et köftelerini, kürelenin içerisine yerleştiriyorum. İki yarım küreyi sıkıca kapamıyorum ki, et kızarma imkanı bulsun. Yeni dünyaların yapısına göre, tepsiye az miktarda su da ilave etmenizi de öneririm. 200 derece fırında bir saat kadar pişiriyorum. Çıkarmadan 10 dakika önce üzerine nar ekşisi gezdiriyorum. Yanına, bol yeşil yapraklardan oluşan bir salata pek yakışıyor!



BİZE ULAŞIN