Cinselliği doğru şekilde anlatın...

Giriş Tarihi: 7.8.2017 17:24 Güncelleme Tarihi: 23.8.2017 16:58
Cinselliği doğru şekilde anlatın...

le ilgili meraklı sorularına cevap vermek zor iştir. Özellikle de yaşına uygun ve eğitici cevaplar vermeniz gerekiyorsa…

Çocuk yetiştirme sürecinde anne babaları en çok zorlayan konuların başında "" geliyor. Cinselliğin ülkemizde toplumsal önüne alınırsa ebeveynlerin a nasıl bir cinsel eğitim vermeleri gerektiği konusunda kafalarının karışık olması da normal. Bu tabuyu aşmak için son yıllarda devlet politikası olarak okullarda cinsel eğitim veriliyor olsa da şu bir gerçek ki, eğitim evde anne baba tarafından desteklenmediği sürece yetersiz kalacaktır. Bu yüzden çocuğunuzun "Anne, ben nasıl doğdum?", "Benim neden pipim yok?" gibi sorularına tutarlı ve açıklayıcı cevaplar verme görevi yine sizlere düşüyor. Psikolog Serap Duygulu'nun, çocuğunuza cinselliği nasıl anlatabileceğiniz konusunda faydalı bilgiler verdiği dosyamızda çocukların en sık sorduğu sorular ve anne-babaların vermesi gereken cevaplarla ilgili ipuçları da bulacaksınız.

Çocuğa cinsellikle ilgili bilgi verirken…

Bilindiği gibi çocuklar her yaş döneminde meraklıdırlar, çok soru sorarlar ve her şeyin nedenini bilmek isterler. Anne-babalar da genellikle bu sorulara yanıt vermekten yorulurlar. Ama ebeveynleri en çok bunaltan sorular le ilgili olanlardır ve verilecek cevaplar konusunda tam bir karmaşa yaşanır. Çocuğa açıklanacak bilgilerin neler içermesi ve ne kadar detaylı olması gibi konuların sınırlarını belirlemek zordur. Çünkü sonuç olarak çocuğa domates çorbasının nasıl yapıldığı anlatılmıyordur. Dünyaya nasıl geldiği gibi konular gündemdedir. Bu yüzden böylesine hassas bir konuda çocuğa bilgi verilirken net bir ifade biçimi seçilmeli, fakat fazla ayrıntıya girilmemelidir.

Cinsel eğitim neden önemli?

Cinsel eğitimde amaç; çocukların cinsellik konusunda olumlu ve sağlıklı bilgiler kazanmasına yönelik bakış açıları geliştirerek gelecekte sağlıklı bir a sahip olmalarını sağlamak olmalıdır. Sağlıklı cinsel yaşamın ve cinsel kimliğin oluşması ise bu konuda gerçek anlamda doğru bilgilere ulaşarak sağlıklarını koruyacak bilgi ve donanıma sahip olmakla mümkün olabilir. Anne babaların cinsel eğitim konusunda çocukların hayatlarındaki en önemli eğiticiler olduğunun farkında olmaları ve kontrollü, doğru bilginin ancak kendileri tarafından verileceğini unutmadan bu yönde tutumlar geliştirmeleri gerekiyor. Cinsel konularda karşılaşabilecekleri sorulardan korkan, konuyu konuşulması ve düşünülmesi yasak olan konular arasında gören anne-babalar aslında çocuklarıyla sağlıklı ilişki kurma fırsatını kaçırdıklarının farkında değillerdir. Üstelik çocukların gelecekte yaşayabilecekleri bazı sapkın, tutarsız ilişkilerin, her türlü istenmeyen durumun önünü açarlar. Cinsel eğitimin amaçladığı ve zaman içinde bireye kazandırdığı başka bazı işlevler bulunuyor. Uluslararası Aile Planlaması Federasyonu, gençler için cinsellik konusunda sahip olmaları gereken haklarını şu şekilde tanımlamıştır:

Kendin olma hakkı: Kendi kararlarını verme, kendini ifade etme, cinsellikten zevk alma, güvenli olma, evlenmeyi ya da evlenmemeyi seçme ve aile planlamasında özgür olma durumu.

Bilme hakkı: Seks, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, HIVAIDS, üreme ve cinsel haklar konusunda yeterli ve doğru bilgiye ulaşma durumu.

Kendini koruma ve başkası tarafından korunma hakkı: İstenmeyen hamilelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, HIV-AIDS ve a karşı korunma durumu.

Sağlık hizmetlerine sahip olma: Sır saklayan, sağlık ihtiyaçları karşılanabilen, iyi kalitede ve saygıyla sunulan sağlık hizmetlerine ulaşabilme durumu.

Katılma hakkı: Gençler için planlanan programlara katılabilme, planlamalarda yer alabilme, vb. gibi çalışmalara katılma hakkı ve durumu. Sonuç olarak; ilk cinsel eğitim anne-babalar tarafından verilmekle beraber bu konu sadece anne-babanın insiyatifine bırakılmayacak kadar önemli ve geniş tabanlı bir eğitimdir. Hem eğitim kurumları hem de sağlık, aile, çocuk konularında uzman diğer devlet kurumları tarafından da sahiplenilmelidir. Cinsellik konusu, toplumun yapısıyla ve gelecekteki durumuyla da yakından ilgili bir konu olduğundan öncelikle anne-babaların bu eğitim konusunda bilinçlendirilmesi ve bir devlet politikası olarak ele alınması gereken bir eğitim olduğunu vurgulamakta fayda var.

Meraklı çocuklar

Çocuklar her yaşta her tür soruyu sorabilirler. "Şu yaşta şu sorular sorulur!" gibi kesin yargılarda bulunmak mümkün değildir. Bir çocuğun 5-6 yaşlarındayken sahip olduğu bilgiye diğer çocuk 8-9 yaşına geldiği halde sahip olmayabilir ve aynı soru farklı yaş dilimlerinde defalarca sorulabilir. Günümüzde teknoloji hızla geliştikçe ve bilgisayarlar küçük çocukların bile oyuncağı haline geldikçe çocukların cinsel bilgileri doğru ya da yanlış olarak 9-10 yaş civarında öğrendiklerini görüyoruz. Çocuklar nin ne olduğunu 11 yaş civarı anlıyorlar ve bu yaşlarda sorulacak soruların daha ciddiye alınması gerekiyor. Bu nedenle bu yaşlardaki sorularda daha çok gerçek anlamı öğrenmek istedikleri için çocuklara açıklama yaparken bilimsel kaynaklardan yararlanmakta fayda var. Açıklamalarda zorlanılıyorsa çocukla birlikte bir kitaptan araştırma yapmak ve çocuğun doğru bilgiyi bu yolla edinmesini sağlamak en sağlıklı yol olacaktır. Özellikle ergenlik çağına gelen gençlerin ailelerine bu yönde soru sorma gereği bile duymadıkları bir gerçek. Onlar ihtiyaçları olan bilgileri ve malzemeyi ellerinin altındaki bilgisayarları sayesinde bazen gereğinden de önce elde edebiliyorlar. Bu nedenle çocuklara soru sormaya başladıkları ilk andan itibaren doğru ve tutarlı yanıtlar vermek çok önemli. Çocuk ilk bilgileri ailesinden almalı ve soruları "Ayıp" ya da "Yasak" diye geçiştirilmemeli. Çocuklar için ayıp kavramı yoktur. Biz doğru olanı yaşına uygun kelimelerle ve mümkün olan en basit haliyle anlatmak zorundayız.

İlk sorular ve cinselliği keşif

Çocuklar cinsellikle ilgili sorular sormaya başladığında yanıt vermeye başlamadan önce bazı kuralları dikkate almakta fayda var. İlk sorular genellikle çok küçük yaşlarda başlar. "Ben nasıl oldum?" gibi… Soru ne olursa olsun önce hangi yaş aralıklarında çocuklar bu tip sorular sorarlar sorusunun yanıtını bilmek gerekir. Özellikle bizim gibi kapalı ve cinselliğin ayıp ya da yasak olarak görüldüğü toplumlarda yetişkinlerde görülen pek çok rahatsızlığın ve psikolojik bozukluğun arkasında cinsel bilgi eksikliğinin yattığı yapılan araştırmaların net sonucu olarak gözükür. Zamanında, yeterli, sağlıklı ve yaşına uygun cinsel bilgilerle büyüyen çocukların yetişkinlikte cinsel kaynaklı sorunlar yaşama olasılıkları neredeyse yok denecek kadar azdır. Artık her yaşta o yaşın gerektirdiği biçimde cinsel eğitim verilmesinin gerekliliği kesin olarak anlaşıldığından okullarda da bu tip bir eğitim uygulamasına geçilmiştir. Bu bir ölçüde anne babaların işini kolaylaştırmış görünse de, henüz okula başlamamış çocukların da cinsel eğitime ihtiyaçları olduğunu unutmamak gerekiyor. Demek ki öncelikli kural, soru soran çocuğun yaşı ve sahip olduğu bilgi düzeyidir. Çocuklar sordukları sorulara anında yanıt almak isterler bu da anne babaları çok zor durumda bırakır. Özellikle sorular toplum içinde sorulmuşsa veya anne-baba bu sorular karşısında hazırlıksızsa... İlk çocukluk döneminde ve genellikle 3-4 yaş civarında bu tip sorular görülürken kız çocukların babaya, erkek çocukların da anneye olan düşkünlükleri dikkat çekicidir. Başkalarının bedenlerine karşı meraklıdırlar. Farklı cinsiyetteki arkadaşlarını ve büyükleri izlemeye bayılırlar. Çocukların merakları ve soruları 5-7 yaşlar arası yön değiştirir ve genellikle konuşmalara cinsellik içeren küfürler eklenebilir. Kullandığı kelimelerin anlamını bilmez ama anne-babanın tepkilerini ölçerek bir anlamda sınırlarını öğrenmeye çalışır. Kadın ve erkek ayrımının bilincindedirler. Kendi mahremiyet duygularının temelleri bu yaşlarda atılmaya başlar ve örneğin; tuvalete kendi kendilerine gitmek, kendi başına banyo yapmak isteyebilirler. Bu yaşlarda sıklıkla arkadaşının bedenini keşfetmeye yönelik oyunlar da başlar, doktorculuk ve evcilik oyunu içindeki anne baba rolleri içinde diğerlerinin bedenlerini tanımaya ve anlamaya çalışır.

Yaşlara göre cinsel eğitim

Toplum olarak cinsel konuların konuşulmasından hoşlanmıyoruz ama merakımızı da yenemiyoruz. Özellikle internette aranan kelimelerin istatistiksel değerlendirmelerine bakıldığında "cinsellik" ve "seks" kelimelerinin ilk sırayı aldığını öğrenmek çok şaşırtıcı olmamalıdır. Yasak, ayıp, günah kavramlarıyla yetişmiş kuşakların kendi çocuklarına cinselliği anlatması ne kadar modern görüşlere sahip olunursa olunsun o kadar kolay değildir. Bu konuda maalesef iyi niyetli çabalarımız olsa da ciddi yanlışlara düşebiliyoruz. Çocukların hangi yaşta ne tip sorularla karşımıza geleceklerini bilemediğimiz için bazen çok hazırlıksız yakalanıyoruz. Oysa bilinmelidir ki, cinsiyet farkıyla ilgili sorular yaklaşık 2 yaş civarında sorulmaya başlarken, doğumla ilgili olanlar 3-4 yaşlarında başlar. Çocuklardaki cinsel ilginin 7-8 yaşlara doğru kaybolduğu, ergenlikle beraber tekrar arttığı görülür. Ergenlikte artık hormonal faaliyetler ve bedensel değişiklikler başlamıştır. Bu nedenle ilgi ve dikkat tekrar cinselliğe kayar ve özellikle karşı cinsi de kapsayan sorular gelir. İlk çocukluk yaşlarına denk gelen 3-6 yaşlar mastürbasyonun da görüldüğü yaşlardır ve aileler bu durumu gördüklerinde ciddi olarak paniğe kapılırlar. Yaklaşık olarak 1.5-2 yaş civarı başlayan tuvalet eğitimi, çocuğun larının farkına varmasına yol açar ve bu organları vasıtasıyla tesadüfen haz duyduğunu da fark eder. Zaman içinde bilinçli olarak cinsel organlarına dokunarak ya da bir yerlere sürtünerek aldığı hazzı artırmaya yönelik davranışlar sergiler. Bu davranışları gören anne-babaların büyük çoğunluğu, çocuğu bu davranıştan uzaklaştırmak için korkutmak, yasaklamak ya da çocuğu küçük düşürmek yolunu seçmekte ve bu durum zaman içinde çocukta kötü bir şey yapmış düşüncesine yol açmaktadır. Oysa istenen asla bu değildir. Çocuğun kendi kimliğini ve kişiliğini keşfetmesi ne kadar doğalsa ve gelişim sürecinin bir parçasıysa, bedenini keşfetmesi ve haz aldığı cinsel organlarını fark etmesi de o kadar doğal bir gelişim evresidir. Mastürbasyon yapan bir çocuğu cezalandırmak, bir anlamda cinsel kimliği cezalandırmaktır ve çocukta cinselliğin yanlış ve kötü bir eylem olduğu izlenimi uyandırır. Yanlışlarla verilmiş bir cinsel bilgi, gelecekte çocuğun cinsel sorunlar yaşamasına ve sağlıksız bir evliliğin oluşmasına zemin hazırlamaktır. Kendi bedenini keşfeden çocuğa, yaptığının ayıp olduğunu söylemek ve onu utandırmak çözüm değildir. Yapılması gereken, bu davranışı herkesin içinde yapmaması gerektiğini yumuşak bir dille anlatmaktır. "İnsanların senin bedenini ve ne yaptığını görmelerine gerek yok, odanda yapabilirsin ama herkesin içinde yapamazsın." demek bile yeterlidir. Bir süre sonra zaten çocuk bu davranışa son verecek ve ilgisi başka yerlere yönelecektir. İlk çocukluk döneminde sağlıklı bir cinsel bilgiye ulaşamamış çocuğun ergenlik dönemine geldiğinde öğrenmek istediklerini anne-babasına sormayacağı kesindir. Merak duyguları durdurulmuş, ilk soruları baştan savılmış ve yanlış bilgilerle geçiştirilmiş olan çocuk, öğrenmek istediği konulara dışarıdan cevaplar arayacaktır ve muhtemelen öğrenecekleri de sağlıklı ve doğru olmayacaktır. Üstelik ergenlik yaşında çocukların gelişmiş mahremiyet duyguları nedeniyle ve ailelerinden tepki görecekleri korkusuyla birçok duyguyu paylaşmaktan çekinmeleri ve daha içe kapanık bir görüntü çizmelerinden dolayı cinselliğe daha mesafeli yaklaştıklarını unutmamak lazım. Ergenlikteki çocuğun ailesiyle cinsel konularda konuşup, sorularına cevap alabilmesinin yolunun erken çocukluk döneminde kurulmuş sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisinden geçtiğini bir kez daha vurgulamakta fayda var. Bu yaşlar özellikle karşı cinsle ilk yakınlaşmaların, ilk duygusal ilişkilerin yaşandığı dönemler olması sebebiyle önem verilmesi gereken bir dönemdir. Yaşı kaç olursa olsun, bir çocuğun cinsellik üzerine gelişen merakı ve ilgisi, bütün diğer meraklar ve ilgi çekici konular kadar doğal ve sağlıklıdır. Kendisini, çevresini, kimliğini keşfetme yolculuğundaki temel taşlardan biri de cinselliktir. Üstelik merak ettiği cinsel konular üzerinde yeteri kadar doğru bilgiye ulaşamayan ve sağlıklı bilgiyi, zamanında öğrenemeyen, merak duygusu doyurulmamış çocukların bu meraklarının saplantı ya da takıntı haline geleceğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yaş gruplarına göre bilgilendirme içeriğini sınıflandırdığımızda çok net bir tablo belirlenebilir. Yaklaşık olarak 5-6 nda resimli kitaplardan yararlanma yoluna gidilerek, çocukları merak ettikleri konularda soru sormaya teşvik etmek en doğru yöntemdir. Ön ergenlik olarak tanımlayacağımız 10-14 yaşlarda, cinsel ilişkiyi tanımlama ve cinsel ilişki hakkında açıklayıcı bilgiler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hamilelik ve hamilelikten korunma konularında bilgi verilmelidir. Ergenlik ve 15-17 yaş gibi daha ileri yaşlarda tek eşlilik, eş seçimi, istenmeyen sonuçlardan korunma ve korunma yöntemleri gibi konular anlatılarak kendini kontrol etme, bir ilişkiyi kontrol etme, ilişkide korunmanın önemi, sağlıklı kararlar alabilme becerisi kazandırma, ve istismara karşı koyma, "Hayır" diyebilme becerilerinin önemi açıklanmalıdır. Cinsel kimlik gelişimi üzerinde durularak, cinsel kimliğin oluşmasını etkileyen faktörler ve sağlıklı bir cinsel kimliğin gelişimi hakkında doğru yaklaşımlar konularında aydınlatıcı açıklamalar yapılmalıdır. Sağlıklı ve doğru olarak verilen bilgiler ile ergenin kendi cinsel kimliğini anlaması, cinsel kimliklerin yapısına uygun tutum ve davranışların farkında olması amaçlanmalıdır.

Hazırlayan: Işıl Evrim Akgün

ARKADAŞINA GÖNDER
Cinselliği doğru şekilde anlatın...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz