Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in hançer politikası: CHP’de ön seçimi engellemek isteyen darbeciler mi var?
Skandalların bitmediği Cumhuriyet Halk Partisi, bu kez de şaibeli kurultay iddiasıyla gündeme geldi. SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür, bugünkü yazısında CHP'deki 'hançer politikasına' dikkat çekti. "İmamoğlu'nun "o makam" hırsı, şaibeli kurultayları ve önseçim tuzağıyla Mansur Yavaş'ı ekarte etme hesapları var" diyen Övür, parti içinde önseçimi engellemek isteyen darbecilerin olduğuna da değindi. İşte Mahmut Övür'ün bugünkü yazısı…
ÖNCEKİ RESİMLER İÇİN TIKLAYINIZ
Ama ne yazık ki, bütün bu olup bitenler bu ülkenin ana muhalefet partisi CHP'nin gündeminde değil. Onların gündeminde varsa yoksa İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "o makam" hırsı, şaibeli kurultayları ve önseçim tuzağıyla Mansur Yavaş'ı ekarte etme hesapları var.
Bütün bu boş gündemi de sanki başkaları dayatıyormuş gibi anlatılıyor. Oysa şaibeli kurultayın fitilini önce Akif Hamzaçebi, sonra da bir önceki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ateşledi. Arkasından yüzlerce CHP delegesi ya da üyesi mahkemeye veya savcılığa koşup ifade verdi.
Bu durum baskın bir kurultayla mı aşılır yoksa yine şaibeli bir önseçimle mi göreceğiz ama bu süreçte Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiği çok çarpıcı bir itham üzerinde pek durulmadı.
Kılıçdaroğlu, çıktığı KRT televizyonunda, "İktidar üzerime geliyor, benim önümü kesmek istiyorlar..." diye "zorlama" bir siyasi hikâye yazmak isteyen İBB Başkanı İmamoğlu hakkında açılan davalara ilişkin bir soruya şöyle cevap veriyordu:
"Benim hakkımda da davalar açılıyor. Verilmeyecek hesabım yok. Boğazımdan haram lokma inmedi."
Aradan neredeyse 10 gün geçti. Ama ne Özel ne de özellikle İmamoğlu, "baba-oğul" ilişkisi kurduğu eski genel başkanın direkt kendisini hedef alan bu ağır ithamına bir cevap vermedi, veremedi.
Herhalde İmamoğlu'nun "boğazından haram lokma" geçip geçmediğini Kılıçdaroğlu'ndan daha iyi bilemeyiz. Bir cevap vermezse Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi "Sükut ikrardan gelir"...
HANÇER POLİTİKASI
Dikkatinizi çekmiştir, CHP'liler arasında ne iç ne de dış politika açısından bir tartışma yapılmıyor. Mesela "Türkiye, Suriye'de ne yapmalı?" gibi bir soruya cevap arayan bir CHP'li var mı?
İlginçtir, bu tür konularda hiçbir CHP'li aktörün diğerinden farklı bir düşüncesi yok ama aralarında büyük bir kavga var. Peki bu neyin kavgası?
Parti içinde bir sol veya sağ kanat mı var? Küreselci veya yerli-milli bir ayrışma mı söz konusu? Hiçbiri değil. Hatta siyasi anlamda ortada bir "hizipleşme" de yok. Sadece "abi-kardeş" veya "baba-oğul" ilişkisi üzerine kurulu bir "çıkar" birlikteliği ya da çatışması var. Bu yüzden de parti içindeki ithamlar siyasi söylemden çok "haram lokma" ve "hançer" üzerinden yürüyor.