Hainlerin oyununu Turkuvaz Medya bozdu: FETÖ’ye karşı mücadele eden yargı mensupları SABAH’a konuştu!
17-25 Aralık darbe girişiminin 11. yılında, o dönem örgüte karşı mücadele eden yargı mensupları SABAH'a konuştu. Emekli başsavcı Turan Çolakkadı, Zekeriya Öz'ün zayıf hukuk bilgisi ve pohpohlanmaya olan düşkünlüğüne dikkat çekerken, dönemin savcıları Mehmet Demir ve Fuzuli Aydoğdu, FETÖ'yle mücadelede Turkuvaz Medya'nın kritik rolünden bahsetti.
ÖNCEKİ RESİMLER İÇİN TIKLAYINIZ
ZEKERİYA ÖZ'ÜN HUKUK BİLGİSİ ZAYIF, POHPOHLANMAYI SEVERDİ
FETÖ'nün etkisindeki savcıların hukuk bilgisinin zayıf olduğunu belirten Çolakkadı, firari savcı Zekeriya Öz hakkında şu ifadeleri kullandı: Kendi adamlarının lehine yayınlar yaptırarak, belli makamlara gelmelerini sağlamıştır. Bazı kamu görevlilerini hiç hak etmedikleri halde, abartılı yayınlarla göklere çıkarmış, dokunulmaz hale getirmiştir. Mesela İstanbul Adliyesi'nde bir savcının (Zekeriya Öz) nasıl meşhur edildiği, bu yolla nasıl hukuksuz işler yaptırıldığı herkesin malumudur."
Halbuki bu savcı hukuk bilgisi ve adalet duygusu zayıf, pohpohlanmayı seven birisiydi. Yine İstanbul Adliyesi'nde bir savcı (Muammer Akkaş) adliye içinde bildiri dağıtacak kadar mesleki vakarını kaybetmişti. Bu örnekler adalet terazisini en doğru kullanması gereken yargı mensuplarını bile nasıl bir saplantı içinde olduğunu göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Bunlar münferit örnekler değildir. O tarihlerde böyle saplantı içinde binlerce yargı mensubu ve kamu görevlisi vardı.
TURKUVAZ MEDYA BİZİM SESİMİZ OLDU
Dönemin Cumhuriyet Savcısı Mehmet Demir ise örgütün niyetini ilk fark eden isimlerden biri olduğunu dile getirdi: FETÖ'nün darbe girişimi olduğunu açıkça belirten ilk yargı mensubu bendim. Verilen gözaltı kararlarının hukukla bağdaşmadığını anladım ve bir bildiri yayınladım. Bunun bir darbe girişimi olduğunu anlatan yazıyı Adalet.orgsitesine yükledikten sonra o dönem adliyede görev yapan SABAH muhabiri Nazif Karaman'a bilgi verdim. Nazif de bildirimi alıp haber yaptı. Açıklamalarım gündem oldu. Bu bildiri sebebiyle örgüt mensubu hakim savcılar beni dışladıkları gibi, FETÖ'cü olmayanlar da yanıma gelmekten çekiniyordu. Çünkü o dönem yargıda FETÖ hakimdi.
Süreç devam ettikçe bizim haklılığımız anlaşıldı. 15 Temmuz'da da en çirkin yüzleri deşifre oldu. Bu süreçte Turkuvaz Medya yayın organları bizim sesimiz oldu. Özellikle SABAH Gazetesi mücadelenin önderliğini yaptı.
AYDOĞDU, KUMPASI SORUŞTURAN 4 SAVCIDAN BİRİYDİ
Dönemin İstanbul Cumhuriyet savcılarından ve 17-25 Aralık kumpasına karşı operasyon ve soruşturma yürüten isimlerden biri olan Yargıtay üyesi Fuzuli Aydoğdu ise şöyle konuştu: "17-25 Aralık sürecinde Fetullahçı Terör Örgütü, yargı ve emniyet eliyle önceden kurgulanmış üzerinde çalışılmış dosyalar vasıtasıyla bir darbe girişiminde bulundu. Bu darbe girişimini soruşturmak üzere görevlendirilen 3-4 savcıdan bir tanesi ben oldum.
İNSANLAR 15 TEMMUZ'DAN ÖNCE ÖRGÜTTEN ÇEKİNİYORLARDI
FETÖ'ye yönelik ana soruşturmayı yapmak üzere de görevlendirildim. Birçok tanık ifadesine başvurdum. Örgüt hakkında bilgi vermek isteyen ilk insanları dinledim. Şahit oldum ki insanlar bu örgüt eliyle çok mağdur edilmiş. FETÖ elebaşı ve terör örgütünü eleştirenlere dahil kumpas soruşturmalarla işlem yapılarak cezaevlerini atılmıştı Fakat şöyle bir gerçekte söz konusuydu ki 15 Temmuz öncesinde insanlar yine de bu örgütten çekiniyorlardı. Bunlar tekrar geri gelirse bizi mağdur ederler diye korkuyorlardı. Özellikle 17-25 Aralık kumpas dosyasına atanmamız sebebiyle adliyedeki Fetullahçılar bize açık tavır koydu. Fetullahçı olmasalar da onlardan korkan bazı hakim savcılar da bizimle karşılaşmama ya da yan yana görünmemeye özen gösteriyorlardı. Koridorlarda yolunu değiştirenler selam vermeyenler oluyordu. Yemekhanede masamıza oturmak istemiyorlardı. Fakat biz bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğuna inandığımız için bildiğimiz yoldan geri dönmedik.