Perukla ve Hint pasaportuyla yurtdışına kaçtı

ABDİ İpekçi cinayetinden sonra gelişen olaylar, eylemin organize olduğunu ortaya çıkardı. Bu olayların en dikkat çekeni ise Ağca'nın Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçırılması oldu. "Sır bende" diyen Oral Çelik, kaçıştan sonra yaşananları anlatmaya devam ediyor: "Er Bünyamin Yılmaz adamımızdı. Saat 02.00 civarı otomobili caddede tel örgülerin yanına park ettik. Bünyamin, önce tecritten bir arkadaşımızı, ardından da Ağca'yı getirdi... O arada adı bende saklı arkadaş firardan vazgeçti. Bünyamin onu cezaevine götürüp geri döndü. Beraber 'Pala Dayı' adlı Ramazan Gürbüz'ün Beyoğlu'ndaki evine gittik. Onları bırakıp ayrıldım. Cezaevi yönetimi firardan 3 gün sonra haberdar oldu. Şahit durumundaki Bünyamin'in öldürülmesi gerekiyordu. Acıdım... 100 bin lira ve 6.35 silah verip evden gönderdim. Ardı sıra Ağca'ya peruk takıp Abdullah Çatlı'nın Erenköy'deki evine götürdük. Orada 20 gün kaldı. Evde Çatlı'nın ailesi de vardı. Erenköy'ü Ankara, Erzurum, Iğdır izledi. Son durak İran oldu. Mehmet Ali, İran'da 2 ay kaldı. Sıkıntı bitince geri döndü. Sakal ve gözlük takıp 'Hint' pasaportu ile Bulgaristan'a postaladık. Orada pasaportu 'Faruk Özgün' adına düzenlenmiş pasaport ile değiştirildi. "

MAVİ TİŞÖRTÜN SIRRI?

Ağca için, "Hiçbir zaman ülkücü olmadı. Olamazdı" diyen Oral Çelik, cezaevinden kaçırılmasını ilginç bir ifadeyle yorumluyor: Cezaevinden çıkarılması yalnız bırakılmadığının mesajıydı... O bakışın son noktası ise düşündürücü: "Kardinaler ve gizli servis üyeleri ona kahraman olduğunu söyledi. O da bu yalanlara inandı. Herkes üzerine giydiği mavi tişörtü sorguluyor. İstanbul'da yakalandığında da bu tişört vardı. Kısacası, hiçbir anlamı yok... Mavi, mahkûmların tercih ettiği bir renktir. Garibanlığın da temsilidir." Oral Çelik'le söyleşi karanlık bir noktayı da araladı... Varlığı halen sorgulanan Türk İntikam Tugayı (TİT), bir anda belirdi. Anlatıyor: "Türkiye'de devletle bağdaştırılan her olayın ardından TİT gündeme geliyor. TİT'i ilk kez biz kullandık. Mihri Belli'nin vurulmasından sonra TİT adına Cağaloğlu'ndaki posta kutusuna mektuplar bırakıldı. O mektupları Yalçın Özbey götürdü. Unutmadan... Bir de ETKO'muz vardı... Esir Türkler Kurtuluş Ordusu..."

SINIR KAPILARI..

Oral Çelik, tarihe ışık tutacak bir itirafta daha bulundu: "Çatlı'yla birlikte üniforma giyip yaklaşık 1.5 yıl Kapıkule ve Büyükdere'de gümrük memuru olarak görev yaptık. Bir dünya adamı dışarı çıkardık. Bir saatte bin 800 mark rüşvet topladığımı hatırlıyorum." 1970'in tamamı ve 80'nin ortalarında Kapıkule ve Gürbulak'ın ülkücülerin kontrolü altında olduğunu söyleyen Oral Çelik Bulgaristan'a, Yunanistan'a ve İran'a kolaylıkla giriş-çıkış yaptıklarını belirtti. Çelik, "O yıllarda kara delik çok büyüktü. Bugünle kıyaslamak mümkün değil. Öyle ki üzerimize muhafaza memuru üniforması giyip görev yapıyorduk. Pasaporta mühür vuruyor. Hesabımıza gelmeyeni geri çeviriyorduk" dedi. Üniforma giyenler arasında Susurluk kazasında hayatını kaybeden, "Reis" lakaplı Abdullah Çatlı'nın da olduğunu anlatan Oral Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çatlı ve ben 1.5 yıl üniformalı görev yaptık. Sınırlarınıza hakim olmadığınız müddetçe başınıza her türlü bela gelir."

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!