SON DAKİKA: Bakan Soylu, 'Güzel bir haber daha vereyim' diyerek duyurdu: 1 Nisan'da başlıyor...
Son dakika haberi: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Türk Polisi ve Diğer Kolluk Kuvvetlerinin Seyahat Belgesi Sahteciliği Tespiti ve Risk Analizi Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi Açılış Konferansı”na katıldı. Soylu, burada AB heyetine göçmenlere yaklaşımları konusunda sitem etti, ağır ifadeler kullandı. Soylu, Türkiye'nin yeni bir yazılım geliştirdiğini, 'Size güzel bir haber vereyim' diyerek duyurdu.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 'Türk Polisi ve Diğer Kolluk Kuvvetlerinin Seyahat Belgesi Sahteciliği Tespiti ve Risk Analizi Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi Açılış Konferansı'nda açıklamalarda bulundu. Soylu, 'Size güzel bir haber daha vereyim' diyerek yerli ve milli yazılımı duyurdu. Soylu, Mart ayında Göç Genel Müdürlüğü'nde kullanılmaya başlanan uygulamayı ay sonuna kadar 81 ilde aktif hale getireceklerini açıkladı. Bakan Soylu, "1 Nisan'da yerli ve milli programımızı kullanacağız. Bize karşı bunu asimetrik olarak kullanıyorlardı. Zaman itibarıyla da, nakit ve kaynak itibarıyla da faydası olacak. Artık başka bir ülkenin programına ihtiyacımız yok." dedi.
Soylu, göçmenlere karşı AB'nin tutumuna ateş püskürdü, AB yetkililerinin gözlerine bakarak çok sert ifadeler kullandı. Soylu, "Sözlerim size ağır gelmesin, yaşananlar daha ağırdır" dedi.
Bakan Soylu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Türk Polisi ve Diğer Kolluk Kuvvetlerinin Seyahat Belgesi Sahteciliği Tespiti ve Risk Analizi Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi'nde katkısı olanlara teşekkür ediyorum.
Suriye İç Savaşı'nın 10'uncu yılındayız. İnsanlar can güvenliği sorunu yaşıyor. Arzu ettiğimiz başarıyı burada elde edemedik. Suriye'yi istikrarlı hale getiremedik. Herkes muhakkak ki bir parça yardım sundu. Yanlış adım atanlar, yanlış kaynak sunanlar da oldu. Bu her birimizin önünde gerçekleşti. Gerek Suriye iç savaşını desteklemek, gerek PKK'YPG'ye destek sağlayanları gördük.

GÖÇ MESELESİ
Bu 10 yılın sonunda ulaştığımız tablo 2014'ten bu yana 21 bin 214 göçmenin hayatını kaybetmesiyse, veya geçen hafta Yunanistan'ın 7 göçmeni çıplak ve elleri kelepçeli suya bırakması ise, 10 yılın sonunda göç meselesinde biz bunları yaşıyorsak, hem attığımız adımları hem 21. yüzyılın medeniyet kurallarını gözden geçirmek gerekir. Çok daha iyisini yapabilirdik.
Eğer tüm dünya 10 yılın sonunda bu bakış açısını değiştirirse göç meselesi çok daha olumlu bir boyuta evrilecektir.
FRONTEX'E ATEŞ PÜSKÜRDÜ
1951 Mülteci Sözleşmesi AB Sözleşmesi göçmenlerin korunma hakkını şart koşmaktadır. Bu sabah ajanslara da düşen haber çerçevesinde, Frontex'in mali tablosunun onaylanmadığını büyük bir memnuniyetle okuduk. Frontex insanlık dışı müdahalelerin ortağı olmuştur. Frontex bunun için kurulmadı, insanlık dışı müdahaleleri engellemek için kuruldu. Frontex acımasız bir politika izlemektedir. Buradan bir kez daha ifade etmek isterim ki, Frontex'i kınıyoruz. Karşı karşıya kaldığımız tablo çok net ve açık, insanları hangi anlayışla kelepçeleyerek denize atıyorsunuz? En ufak meselede Avrupa kamuoyunu ayağa kaldıranlar neden sessizler? Avrupa kamuoyuna sesleniyorum, övündüğünüz Avrupa medeniyetine ne oldu? Anneelerinizi, babalarınızı unuttunuz mu? İnanınız Suriye iç savaşı tam anlamıyla bölgemiz ve Avrupa için çok net söylemek isterim ki turnusol kağıdı olmuştur. Biz ne Suriyeli kardeşlerimizi yalnız bırakıyoruz, ne de dünyanın herhangi bir yerinde bu durumla karşı karşıya kalanları yalnız bırakıyoruz. Gücümüzün çok üzerinde kaynak ayırdığımızı görüyorsunuz.

"MIŞ GİBİ YAPARAK OLMAZ"
İdlib'e birçok kez gitmiş birisi olarak söylüyorum, geçen yine İdlib'e giden birileri ile karşılaştığımda bu yüzyılda böyle bir şey ile karşılaşacak mıydık diye hicapla anlattılar. Çok güzel takım elbiselerimiz var giyelim, kravatlarımızı da takalım, Avrupa'da şaşalı toplantılar da yapalım. Sonra toplantılar bitince kahkaha atmaya devam edelim. Bu çocukların, insanların hakkını nasıl ödeyeceğiz. Mış gibi yaparak mı? Mış gibi yaparak ödeyemeyiz.
"KONUŞMAM AĞIR GELMESİN, YAŞANANLAR AĞIRDIR"
Dünyada hiçbir örnek yoktur, Cerablus, Azez, Mare, El-Bab, Afrin... Kimisi DEAŞ, kimisi PKK'nın egemen olduğu yerlerdi. O bölgeleri Türkiye, birilerinin söylediği gibi işgal hareketi ile değil, bir insanlık adımı ile elini uzattı, adliyesinden güvenliğine kadar, okulundan, aydınlatmasına göre, tarımının geliştirilmesine kadar, hayatın içinde ne varsa o insanlara danışmanlık ederek yardımcı oldu. Biz dünyanın oralara gidip nasıl sömürdüğünü biliyoruz. Konuşmam kimseye ağır gelmesin! Yaşananlar daha ağırdır.
"GELECEK NESİLLER LANETLEYECEKTİR"
Şunu çok açık şekilde ifade etmeliyim. Gelişmiş ülkeler ve Avrupa kartlarını yeniden karmaz, insanlık adına işlenen bu cinayet ve suçlara haykırmaz ise gelecek nesillerimiz bu insanlık dışı dramlara sessiz kalanları lanetleyecektir.

