İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Biz Akşener'i iyi tanırız. O da bizim kendisini iyi tanıdığımızı bilir. Sayın Devlet Bahçeli'ye hakaret etti, geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımıza yaptığı hakaret bir insana yakışmaz, bir hanımefendiye hiç yakışmaz. Çok üzüldüm, doğru da değil" dedi
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in kendisine yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine Bakan Soylu, "Sayın Akşener benim için 'aptal' dedi. 'Bunu yapan aptal, aptallık. Ben İçişleri Bakanı olsaydım.' dedi. 6 ay yaptı İçişleri Bakanlığı, stajyer İçişleri Bakanlığı. Kimse kusura bakmasın. Ben siyaset meydanına çıkarsam bu tip sözler ağzımdan ağır çıkar." diye konuştu.
Soylu, Akşener ile aynı partide siyaset yaptıklarını dile getirerek, "Biz Akşener'i iyi tanırız. O da bizim kendisini iyi tanıdığımızı bilir. Sayın Devlet Bahçeli'ye hakaret etti, geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımıza yaptığı hakaret bir insana yakışmaz, bir hanımefendiye hiç yakışmaz. Çok üzüldüm, doğru da değil. Bu kadar kibir, gurur, kendini bilmezlik... Bana aptal demiş, Cenab-ı Allah'a havale ederim, nefsileştirmem ama Sayın Cumhurbaşkanımıza geçen hafta söylediği söz siyasi hayatta kaldırılabilir bir söz değildir. Sayın Devlet Bahçeli'ye söylediği söz..." ifadelerini kullandı.
"KANUN, KURAL NE DİYORSA BİZ ONU UYGULAMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Bakan Soylu, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün toplumsal olaylarda kolluk güçlerine ses ve görüntü alınmasını engelleme yetkisi veren genelgesine ilişkin soru üzerine bahsi geçen genelgede yeni bir şey olmadığını dile getirerek, Anayasa'nın 20'nci maddesinin herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına sahip olduğunu, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğini, genelgede de bunu hatırlattıklarını söyledi.
Soylu, şöyle devam etti:
"6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 5238 sayılı Türk Ceza Kanunda kişilerin özel hayatının gizliliğiyle bu gizliliğin görüntü veya sesle kayda alınması suretiyle ihlal edilmesine yönelik yaptırımlar var diyoruz. Ayrıca 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu 13. maddesi var. Birisi seni işini yaparken engellerse, birisi seni ifşa etmeye çalışırsa, onla ilgili eylemin durumun niteliğine göre ya durdurursun, eğer ısrar ederse uzaklaştırırsın, tekrar ısrar ederse yakalar gerekli kanuni işlemi yaparsın diyor. Biz diyoruz ki sevgili polislerimiz kanun ve anayasa sana bu hakları vermiş. Sevgili kolluk kuvvetlerimiz eğer birisi senin yanına gelir de çekmeye çalışırsa, hem Kişisel Veriler Koruma Kanunu hem Anayasa hem Türk Ceza Kanunu hem de Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu sana kendini koruma hakkı veriyor."
Polisle ilgili binlerce soruşturma yaptıklarını, bunların hiçbirini kamera ile yapmadıklarını, devletin bu noktada uzun yıllardan beri bir sisteminin olduğunu anlatan Soylu, "Kanun, kural ne diyorsa biz onu uygulamaya çalışıyoruz. Bunun basın özgürlüğüyle herhangi bir ilgisi yoktur. Bu bir polisin veya bir kamu görevlisinin kendini ifşa etmeye çalışan, kişisel verilerini ihlal etmeye çalışan birisine yönelik 'Yapma kardeşim' deme hakkıdır." dedi.
Bakan Soylu, yılda 2,5 milyon asayiş olayıyla karşı karşıya kaldıklarını, bunun yüzde 97,5'inin aydınlatıldığını aktararak, şöyle konuştu:
"Biz yılda ortalama 400 polis memurumuzu disiplinimize uymadığı için ihraç ediyoruz, 250 jandarma personelimizi ihraç ediyoruz. Neye göre ihraç ediyoruz? Kendi kanunlarımız çerçevesinde ihraç ediyoruz. Mekanizma işliyor. Mekanizma da bunlar sağlanıyor. Bu yapılırken ne oluyor? Teftiş gidiyor. Tanıkları dinliyor, onun beyanını dinliyor. Vatandaş şikayet ediyor, bu vatandaşın şikayeti doğru mudur değil midir ortaya konuluyor. Bu bir mekanizma. Gelecek polisin dibinde kamera açacak, görevini yapmasını engelleyecek. Kişisel verisini kullanmaya odaklanacak ve ihlal edecek, bir daha onun rızasını almadan onu işleyecek, sosyal medyada veya herhangi bir yerde yayınlayacak. Peki bunun içerisinde basın özgürlüğü var mı? Zinhar yok."
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gaziantep'te bir camide yaşanan olaylarla ilgili, "silahlı terör örgütlerini övme" gerekçesi ile kayyum atanan ve hakkındaki kapatma davası devam eden Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfının eski yöneticisi Alparslan Kuytul'a işaret ederek, "Biz bununla sabah akşam uğraşıyoruz. Sürekli olarak, farklı kılıklarda farklı adımlar atmaya çalışıyor." dedi.
Soylu, Alparslan Kuytul ve yandaşları tarafından itikaf ibadeti bahane edilerek gerçekleştirilen provokasyon girişimi üzerine Gaziantep'te bir camide yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmede bulundu.
Alparslan Kuytul ve yandaşlarının ramazanın başından itibaren devletin namaza izin vermediği şeklinde propaganda yaptığını ifade eden Soylu, şunları söyledi:
"Böyle bir şey var mı? Bir pandemiyle karşı karşıyayız. Camilere de gidiliyor. İnsanlar Müslümanlığı bu Anadolu coğrafyasında doya doya yaşıyorlar. Kimsenin engellediği de yok. Allah'ımıza hamdüsenalar olsun. Kurban Bayramı geliyor. Ardahan'dan Edirne'ye kadar her yerde tekbirlerle kurbanlar kesiliyor. İnsanlar bayramlaşıyor. Biz büyük bir memleketin, zengin bir memleketin büyük bir medeniyetin evlatlarıyız. 'Ben bu teravih şeyini saymıyorum, kılacağım.' Birçok camiye gitti bunun propagandasını yaptı, teravih de kıldı. Müdahale etsen bir dert, etmesen bir dert. Biz bu adamı bugün mü tanıyoruz? Hayır. Ben 4,5 yıldır içişleri bakanıyım. 4,5 yıldır bu adam ilgi alanımızda. Adana'da parklarda oturuyor. Bir şey vermiyor. Dini bir şey... Türkiye karşıtı ve Türkiye düşmanı ne kadar mesele var, onların savunucusu. Türkiye düşmanlığı nasıl yapılır? Bütün bunların savunuculuğunu ortaya koyan bir portreyle karşı karşıyayız."
Yayında, Kuytul'un, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet birimleri aleyhine yönelik söylemleri ve FETÖ yayın organlarında yaptığı konuşmaların yer aldığı bir video gösterildi.
İçişleri Bakanı Soylu, görüntüler üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:
"Orada çok tehlikeli bir cümle var. Ben bunu 10 defa dinledim. Bu cümleyi 10 defa dinledim. Diyor ki; '15 Temmuz'un nasıl olduğunu, arkasını dinlemek isterim. Bu metotlara bundan sonra birleştirerek devam edelim.' Şimdi ondan önce söyledikleri, 1 Temmuz 2016'da söylediği... Bir kere '2 tane polis öldürüldü.' diyor. Zihniyetinin ne olduğu, dini istismar ettiği, aynı zamanda provokasyon yaptığı, Makyavelist yani nereden istifade edebilecek bir Türkiye düşmanlığı ve karşıtlığı ortaya koyduğu belli. Ne zaman bir hadise yapsa polise, devlete karşı hem hakaret eden hem de şiddet uygulamaya çalışan bir anlayışı var. Daha da ötesi var. Kadınların eline Kur'an-ı Kerim'i veriyor. Polislerin üzerine salıyor. Dün bir manzara vardı sonra sildiler. Oradan serbest bırakıldığı bir kısmı ellerine kitapları, Kur'an-ı Kerim'leri, caminin içerisine geldikleri ki Kur'an-ı Kerim sürekli olarak şeye karşı kullanıyorlar. Bu bize geçmiş birtakım manzaraları hatırlatıyor."
Kuytul'un sürekli bir gerginlik oluşturma çabasında içinde olduğunu aktaran Soylu, "Sürekli bunu gerginleştirerek, terörize ederek getirmeye çalışıyorlar. Camileri, imamları sindirmiş, bilmem neleri yapmış. Sindirmeye çalışıyor daha doğrusu. Ürkütüyor, korkutuyor. Aynı zamanda bir vakıf kurmuş. Vakıftan da kendine ait bir gelir oluşturmuş. Orada da birtakım yolsuzlukları ve dolandırıcılıkları söz konusu. Bunları da tespit ettik. Bütün bunların üzerinden elbette ki buna kanuni çerçevesi içerisinde yapmaması gerektiği ifade ediliyor. Şimdi nihayetinde 'Ben 20, 25, 30 kişi bu itikaf ibadetine gideceğim.' Amacı istismar. Dini istismar. Amacı provokasyon, huzursuzluk ortaya çıkarmak." ifadelerini kullandı.
Soylu, Kuytul'un devam eden birçok davası olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Biz bununla sabah akşam uğraşıyoruz. Sürekli olarak, farklı kılıklarda farklı adımlar atmaya çalışıyor. Burada ne yaptı? Talimat verdi. 'Bu camilere gireceksiniz, 20, 25, 30 kişi.' Diyanet diyor ki '1-2 kişi gir itikafı yapacaksan yap. Benim söylediğim camilere gir, ben bunları kontrol edeyim.' Saymıyor zaten. Caminin içerisinde bizimkiler müdahale ettiği zaman gerginlik öyle... Hükumete, devlet başkanına, bize, diyanete ağza alınmayacak, caminin o haline yakışmayacak bir sürü sözler söyleyince geriliyor. Üzüldüm. Benim ve herkesin bu konularda hassasiyeti yüksektir. Orada olmaması gereken bir personelin gaz sıkması kabul edilebilir değildir. Çok açık söyleyeyim. Ben bunu hayatta kabul edemem. Böyle bir şey olamaz. Biz o gece de yaptık. Oradaki emniyet müdürümüz çok kıymetli bir arkadaşımızdır. Zannediyorum olay ani gelişti. Çok önemli fedakarlıkları, faydalılıkları çok uzun yıllardır... Oluyor işte insanın gözünden bu iş kaçabiliyor. Ama kaçmaması gerekiyor. Hakikaten kabul edebileceğimiz bir iş değil. Orada soruşturma başladı, gerekli şeyler açıldı. Olayın başı bambaşka bir tablo. Camide oturulup masa atılıp, sandalyeyle itikaf mı yapılır? Böyle bir itikaf mı yapılır, hangi birimiz camide masa sandalye attık da oturduk? Orası cami, orası masa. Oturmuş orada, orayı ofis yapmış kendisine. Bu bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey değil. Doğru bir şey de değil."
Bakan Soylu, 40'ın üzerinde camide 500'den fazla kişinin bu girişimde bulunduğunu anlatarak, "Oradan bir huzursuzluk çıkarmak, oradan bir kaos oluşturmak. Oradan Türkiye'yi terörize etmeye çalışan bir anlayış gerçekleştirmek istiyorlar. Buna müsaade etmeyiz." dedi.
Kırmızı bültenle aranan kripto para borsası Thodex'in kurucusu ve yöneticisi Faruk Fatih Özer'e ilişkin yöneltilen soru üzerine Soylu, şunları kaydetti:
"Peşindeyiz. Biz Arnavutluk'ta olduğuna inanıyoruz. Arnavutluk polisi de Arnavutluk'ta olduğuna inanıyor. Hatta inşallah mevzilendirmeleri mevkilendirmeleri de vardır. Nerde olduğuna ve nasıl olduğuna dair. Arkadaşlarımız oradalar. Diğer ülkelerdeler. Diğer ülkelerde olmadığına dair bilgimiz de var. Diğer taraflara geçmediğine dair. Çevre ülkelerde de varız. Elimizden geleni yapıyoruz. Memleketimize getirmek ve hukuka teslim etmek için de çaba sarf edeceğiz."
Soylu, konuşmasının sonunda dağa kaçırılan çocukları için evlat nöbetini sürdüren Diyarbakır annelerine değindi. Annelerin silahları olmadığını, şiddet uygulamadığını vurgulayan Soylu, "Bir terör örgütünü eritiyorlar. Allah onlardan razı olsun. Cesaretlerinden. Onların cesaretlerini gösteremeyenler oldu. Onlar o halleriyle annelerin babaların hepsinin ellerinden öpüyorum. Allah bin kere razı olsun. Sadece kendi çocukları adına orada değiller. Bunu çok net söyleyeyim. Bugün bu ay itibarıyla 67 kişi ikna olarak geldi. Onlar orada sağlam duruyorlar diye. Onlar sadece kendilerine değil bize de güç veriyorlar. Onların iradeleri ve kararlılıkları... Bu yıl yaklaşık toplam 11 kişi katıldı terör örgütüne. 5 bin küsur rakamından 11'e. Bunun 6'sı yurt dışından." ifadelerini kullandı.
Soylu, terörle mücadelede görev alanlara ve şehit ailelerine şükranları sunarak, teröre yönelik mücadeleye dikkati çekti.