Başkan Erdoğan'ı duygulandıran anlar! Gözyaşlarına hakim olamadı

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, gençlerle buluşmasında yıllar önce annesine ve tüm annelere hitaben okuduğu, Erdem Bayazıt’ın ‘Sana, bana, vatanıma, ülkemin insanlarına dair’ adlı şiirini duyunca gözyaşlarını tutamadı.

Başkan Erdoğan’ı duygulandıran anlar! Gözyaşlarına hakim olamadı

Bir dizi programa katılmak ve ziyarette bulunmak üzere Kahramanmaraş'ta bulunan Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Yedi Güzel Adam Edebiyat Müzesi'nde gençlerle buluşma programına katıldı.

Başkan Erdoğan’ı duygulandıran anlar! Gözyaşlarına hakim olamadı

ANNESİNE OKUDUĞU ŞİİRİ DUYUNCA GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Başkan Erdoğan, büyükşehir belediyesi ziyareti sonrası gençlerle buluşmak için Yedi Güzel Adam Edebiyat Müzesi'ne geçti. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen programda, Başkan Erdoğan ile gençler bir araya gelerek sohbet etti. Başkan Erdoğan, müzeye girişinde binlerce vatandaş tarafından ilgiyle karşılandı. Erdoğan, gençlerle buluşmasında, yıllar önce annesi Tenzile hanıma okuduğu şiiri duyunca gözyaşlarını tutamadı.

ANNESİ TENZİLE ERDOĞAN BAŞTA OLMAK ÜZERE TÜM ANNELERE OKUMUŞTU

AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan tarafından sosyal medyadan paylaşılan videoda Başkan Erdoğan'ın, gözyaşlarını gizleyemediği görüldü. Erdoğan yıllar önce, "İçimde kaynayan bir mahşer var, mahşer bir de annelerin gönlünde kaynar" dizesiyle devam eden bir şiiri, annesi Tenzile Erdoğan başta olmak üzere tüm annelere okumuştu.

Başkan Erdoğan'ı duygulandıran anlar! Gözyaşlarına hakim olamadı | Video

Başkan Erdoğan’ı duygulandıran anlar! Gözyaşlarına hakim olamadı

BAŞKAN ERDOĞAN GENÇLER İÇİN KİTABINI İMZALADI

Öte yandan Başkan Erdoğan yeni çıkan kitabı 'Daha adil bir dünya mümkün'ü gençler için imzaladı.

Başkan Erdoğan 'Daha Adil Bir Dünya Mümkün' isimli kitabını gençler için imzaladı! İşte o anlar… | Video

İşte Erdem Bayazıt'ın o şiiri:

"Telgrafın tellerini kurşunlamalı"

Öyle değildi bu türkü bilirim

Bir de içime

-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-

Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek

Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen

Haberler bilirim mektuplar bilirim.

Gamdan dağlar kurmalıyım

Kayaları kelimeler olan

Kırk ikindi saymalıyım

Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma

Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından

Baştan ayağa ıslanmalıyım

Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

İçimde kaynayan bir mahşer var

Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar

Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde

Ya da çamaşır sererken bahçelerinde

Birden alıverirler kara haberini

Okul dönüşü bir trafik kazasında

Can veren oğullarının.

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim

Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş

Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine

Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin

Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan

Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde

Örneğin Hind okyanusu gibi derin

İsyanın kapkara sularına dalan.

Nice akşamlar bilirim ki

Karanlığını

Bir millet hastanesinde

Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda

Başını kalorifer borularına gömmüş

Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden

Haber sormaya korkan

Genç kızların yüreğinden almıştır.

Bir de baharlar bilirim

Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği

Anadolu bozkırlarında

İstanbul'dan çıkıp Diyarbekir'e doğru

Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen

Cesur otobüs pencerelerinden

Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen

Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında

Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının

Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken

Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

Yazlar bilirim memleketime özgü

Yiğit köy delikanlılarının

İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları

Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan

Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan

Diğeri kan ter içinde yayla yollarında

Mavzerinin demirini alnına dayamış

Yüreği susuzluktan bunalan

İçinden mahpushane çeşmeleri akan

Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp

Apansız silahına davranan

Nice delikanlıların figüranlık yaptığı

Yazlar bilirim memleketime özgü.

Güzler bilirim ülkeme dair

Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir

Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha

Kalbim gibi

Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri

Titreyen kenar mahalle çocukları

Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için

Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

Kadınlar bilirim ülkeme ait

Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak

Göğüsleri Çukurova gibi münbit

Dağ gibi otururlar evlerinde

Limanlar gemileri nasıl beklerse

Öyle beklerler erkeklerini

Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

İsyan şiirleri bilirim sonra

Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden

Harfler harb düzeni almıştır mısralarında

Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır

Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda

Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

Müslüman yürekler bilirim daha

Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet

Eller bilirim haşin hoyrat mert

Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır

Her kırışığı sorulacak bir hesabı

Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

Bütün bunların üstüne

Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim

Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim

Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli

Adın kurtuluştur ama söylememeliyim

Can kuşum umudum canım sevgilim.