"KRİZLERLE YAŞAMAYA, ÇATIŞMALARI YÖNETMEYE SON DERECE HAZIRLIKLI ÜLKEYİZ"
Erdoğan'ın muhataplarının, telefon görüşmelerinde, Türkiye'nin bütün taraflarla konuşabilen son derece müstesna bir pozisyonunun olduğunu dile getirdiklerini anlatan Çelik, şunları söyledi:
"Müttefiklerimiz, Cumhurbaşkanı'mızın inşa ettiği bu pozisyona yeterli destek vermemenin maliyetiyle karşı karşıya kalıyorlar. Müthiş bir akıl tutulması yaşanıyor. Türkiye'nin batı perspektifine ve doğu birikimine sahip bir ülke olmasının bu biricik hali son derece iyi değerlendirilmelidir. Biz hem batı hem de doğu ile konuşabilen bir ülkeyiz. Etrafımızda krizin hiç eksik olduğu bir dönem olmamıştır. Bu sebeple krizlerle yaşamaya, çatışmaları yönetmeye son derece hazırlıklı, deneyimli bir ülkeyiz. Bundan sonrasında Türkiye'nin bu birikiminin ve anahtar ülke olma konumunun daha da öne çıkacağı açıktır."
Rusya ve Ukrayna'nın müzakere masasına oturulduğunda önce bir ortak zemin üzerinden konuşmaya çalışılmasının faydalı olacağına dikkati çeken Çelik, "Bir ülkenin işgal edilmesi karşısında oluşan tepki yine Rus halkına da zarar verecektir. Rus halkına zarar vermesini istemiyoruz. Ukrayna'da insanlar ölüyor. Bu tabloya herhangi bir şekilde göz yumulması, buna katlanılması hiçbir şekilde mümkün değildir. Cumhurbaşkanı'mızın diplomatik girişimleri güçlü bir şekilde barış masasının sağlamlaştırılması ve ateşkesin sağlanması yönündedir." diye konuştu.-
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: "Batı'nın 'Savaş mağduru ayrımı' son derece utanç verici" | Video
RUSYA'YA YÖNELİK YAPTIRIMLAR
Çelik, yaptırımlar söz konusu olduğunda Türkiye'nin prensip olarak her zaman Birleşmiş Milletler yaptırımlarına katıldığını söyledi.
Her ülkenin yaptırımlarından etkilenme pozisyonun farklı olduğunu vurgulayan Çelik, "Türkiye, yaptırımları kendi durumu açısından değerlendirecektir." ifadesini kullandı.
Avrupa'nın savaştan kaçan Ukraynalıları kabul etmesini takdirle karşıladıklarını ve bu pozisyonunu sürdürmesi gerektiğini dile getiren Çelik, "Ama unutmamak gerekir ki insan hakları bir bütündür, bir pastanın dilimleri gibi birbirinden ayrılamaz." diye konuştu. Çelik, Yunanistan'ın Suriyelileri ölüme terk eden, botlarını şişleyen, üzerlerine ateş eden, onlara işkence eden yaklaşımlarının aynı şekilde devam ettiğini belirterek, "Bir yandan bu şekilde taktir ettiğimiz bir insan hakları tablosu çıkarken öbür taraftan maalesef insan haklarını ihlal eden Yunanistan'ın faaliyetlerine eş zamanlı halen devam etmesi de son derece utanç verici bir durumdur." değerlendirmesinde bulundu.
Batılı bazı gazetecilerin yaşananları "sarışın ve mavi gözlü Avrupalılar ölüyor" ifadeleriyle ırkçılık temelinde ortaya koymasını da son derece utanç verici olarak niteleyen Çelik, "İnsan olmanın sarışın, mavi gözlü, siyah tenli ya da başka bir şekilde alt kriterleri koyulamaz. Bunların hepsi utanç verici yaklaşımlardır." dedi.
Çelik, bazı marjinal kesimlerin kadınlar üzerinden Ukraynalı göçmenler, Suriyeli göçmenler mukayesesi yapmasını da eleştirerek bu ahlaksız yaklaşımların mahkum edilmesi gerektiğini söyledi.
Ukrayna'nın ülkesini korurken müzakere masasına oturmasını da son derece kıymetli bulduklarını ifade eden Çelik, "Rusya'nın da bu müzakere masasına bir oyalanma olarak değil, gerçek bir çözüm üretecek mekanizma olarak aynı değeri vereceğini umuyoruz." şeklinde konuştu.
"TAHLİYE ÇALIŞMALARI GÜÇLÜ ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR"
Türk vatandaşlarının tahliyesi konusuna değinen Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Vatandaşlarımızın tahliyesiyle ilgili çalışmalar güçlü bir şekilde devam ediyor. Biliyorsunuz oradan tren kaldırılıyor. Geçen toplantıda söylemiştim, kara, hava, ikmal yolları kapalıydı, vatandaşlarımızın güvenliği açısından bu yolların açılması, sokağa çıkmayla ilgili güvenliğin sağlanması gerekiyordu. Maalesef bunu bile istismar eden bir parti çıktı. Bir video yayınlayarak, güya Libya'daki tahliye operasyonunu 1 kişi yapmış gibisinden bütün kurumların haklarını gasp ederek, bununla bunu mukayese ettiler. Halbuki her zaman olduğu gibi esas olan tahliye sırasındaki vatandaşlarımızın güvenliğinin sağlanması ve güvenli yollardan, müzakere edilmiş yollardan çıkmasının sağlanmasıdır. Nihayetinde burada bir savaş durumu vardır. Nitekim kara yoluyla tahliye imkanı söz konusu olduğunda vatandaşlarımızın hem otobüslerle hem trenlerle Polonya ve Romanya'ya taşınması işlemleri gerçekleştiriliyor. Tabii ki büyük zorluklar, büyük bir hassasiyetle yürütülüyor. Devletin bütün kurumları senkronizasyon içerisinde 24 saat esasına göre çalışarak bunları yapıyorlar. Kuzeydeki illerde oturan, kuzey bölgesindeki yerlerde oturan vatandaşlarımızın da Rusya'yla müzakere ederek Rusya üzerinden bir havaalanına ulaşıp ülkemize getirilmesiyle ilgili müzakere de devam ediyor."
"MONTRÖ NET BİR ŞEKİLDE UYGULANACAKTIR"
Montrö sözleşmesinin nasıl uygulanacağına ilişkin tartışmalarla ilgili de konuşan Çelik, şunları kaydetti:
"Biliyorsunuz Rusya tarafı bu başlattığı işgalin bir savaş olmadığını, başka bir şekilde tanımlanması gerektiğini ifade etmişti. Türkiye Cumhuriyeti kurumları bunu bir savaş olarak tanımladılar, hukuk açısından da savaş olduğu netleştirildi. Dolayısıyla burada iki tane konu var, birincisi Montrö'nün objektif hükümleri savaş durumunda neyi içeriyorsa net bir şekilde uygulanacaktır. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da uygulanacaktır. Türkiye'nin takdirine bağlanmış konular varsa, yani objektif hükümler dışında Türkiye'nin takdirine bırakılmış bir konuyla karşılaşıldığında ise Türkiye hiçbir şekilde savaşı derinleştirecek, savaşı yoğunlaştıracak bir tutum içerisine girmeyecektir."
Bu konularda provokatif bir tutum içerisine girilmemesi, yalan haber yayılmaması konularına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, muhalefetin "vatandaşlara haber verilmediği, krizin öngörülmediği" iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yapılan uyarıların Dışişleri Bakanlığının sitesinde yer aldığını, bütün ülkeler gibi Türkiye'nin de gerekli uyarıları yaptığını anlattı.
"VATANDAŞLARIMIZIN YALNIZ BIRAKILMASI GİBİ BİR DURUM SÖZ KONUSU DEĞİL"
Çelik, "Herhangi bir şekilde vatandaşlarımızın yalnız bırakılması gibi bir durum söz konusu değildir. Kurumlarımız en başından itibaren bu konularla ilgili olarak bu çalışmaları yapmıştır." dedi.
Ukrayna'daki şartlar itibarıyla açık kaynaklardan vatandaşlara bilgi verildiğini aktaran Çelik, "Vatandaşlarımızın orada büyükelçilerimizin açıklamalarını birebir takip ederek bunun üzerinden hareketlerini belirlemeleri, çeşitli yolculuklarını bu uyarılara göre yapmaları her zaman daha doğru olacaktır. Vatandaşlarımızın güvenliği esastır. Halen de bu tahliye ile ilgili çeşitli senaryolar, operasyonlar kalan vatandaşlarımızın tahliyesi açısından tartışılmaktadır. Biz bu konuyu yakın bir şekilde takip ediyoruz." diye konuştu.
Çelik bütün gelişmeleri değerlendirdiklerini, burada kamuoyunun da doğru bilgilendirilmesi açısından üzerlerine düşeni yapmayı sürdüreceklerini de belirterek, dünyanın çeşitli yerlerinde muhatap oldukları partilere de Türkiye'nin pozisyonunu anlatmak bakımından yoğun bir çaba içerisinde olduklarını söyledi.
AB MEKANİZMASINI BOZDULAR
Çelik ayrıca şunları dile getirdi: Ukrayna konusunda Avrupalıların yaptığı tanım Türkiye için geçerlidir. Türkiye 100 yıldır Avrupa demokrasisidir. AB'deki muhataplarımızın bunu yerli yerine oturtamadıklarını söyledik. Mülteciler konusunda yapılan anlaşmanın tek maddesi yoktu. Fasılların açılması, Gümrük Birliği gibi geniş bir ajandaya sahipti. Avrupa Birliği bir mahalle dayanışmasına döndü. Güney Kıbrıs bir yapı olarak sınır sorunu var ve AB'ye alınmaması lazım. Bunun gibi birçok hata önümüze geliyor. Türkiye konusunda yaptıkları hata ise; AB üyesi olan birçok ülkeden daha çok kritere sahiptir Türkiye. Türkiye'ye dönük olarak ekledikleri bazı maddeler oldu. Onların hepsini yerine getirebilecek potansiyeldedir Türkiye. Türkiye ile fasıl açmayı müzakere konusu yapıyorlar. O faslı açsalar, Türkiye'nin onun gereklerini yerine getirmesinden çekiniyorlar. Bugün hangi kriteri getirirlerse getirsinler Türkiye bunları yerine getirebilecek potansiyeldedir. AB'nin küresel güç, bölgesel güç olmak için Türkiye'yi ihtiyacı vardır. Genişleme sürecini kapattılar, arkasından Türkiye'yi dışlayan, müzakereleri ortadan kaldıran bir noktaya geldiler. Şimdi Türkiye olmazsa Avrupa'nın güvenliği nasıl sağlanacak?
TÜRKİYE'SİZ NATO OLMAZ
Birkaç sene evvel Fransa başta olmak üzere Türkiye'nin NATO üyeliğini tartışmaya açıyorlardı. Türkiyesiz NATO olmaz. Türkiye, NATO güvenlik mimarisi içinde gerçek bir zamanlamayla görevlerini yerine getirmiş bir ülkedir. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, NATO'nun beyin ölümünün gerçekleştiğinden bahsediyordu. Şimdi 'Doğu kanadının güçlendirilmesi için elimizden geleni yapacağız' diyor. Gerçeklerle karşılaşmanız için ağır bir kriz mi çıkması gerekiyor? Halen bazı müttefiklerimiz bir NATO müteffiki olan, ortak güvenliğin en büyük mimarlarından olan Türkiye'ye ambargo uyguluyorlar. Sizin herhangi bir şekilde NATO üyesi bir ülkenin parası ödenmiş bir şekilde ihtiyaçlarının karşılanmaması NATO'ya zarar veriyor. Hernhangi bir kriz olduğunda 'Türkiye ne yapacak' diye soruyorlar.