SON DAKİKA | Başkan Erdoğan'dan 28 Mayıs vurgusu: Batı değil, Türkiye ne isterse onu yaparız
Son dakika haberi: Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen 'Hemşehri Dernekleri ile Buluşma' programında konuştu. 28 Mayıs'ta gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri için rehavete kapılınmaması gerektiğini vurgulayan Başkan Erdoğan, "Batı ne istiyorsa onu yapacağız dediler. Bay bay Kemal, biz Batı'nın istediğini değil, Türkiye ne isterse onu yaparız." dedi.
Başkan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Hemşehri Dernekleri Buluşması"nda yaptığı konuşmada, tüm katılımcıları hürmetle, muhabbetle selamladığını söyledi. İstanbul'un ülkenin en büyük şehri ve bizatihi kendisi olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu kentin, ülkenin istisnasız 81 vilayetinin ve 922 ilçesinin tamamından insanları bağrında yaşattığını dile getirdi.
Başkan Erdoğan'dan 'Hemşehri Dernekleri Buluşması'nda önemli açıklamalar
Erdoğan, kimi ilk nesil, kimi ikinci, kimi üçüncü ve daha eski nesil İstanbullu bu insanların aynı zamanda bu şehrin en büyük zenginliği olduğunu dile getirerek, "Bu ülkeyi ve bu şehri babalarının tapulu malı sanan birileri istedikleri kadar kendilerini yırtsınlar. İstanbul Anadolu'dur, İstanbul Trakya'dır, İstanbul Türkiye'dir." diye konuştu.
Daha ötesi İstanbul'un Balkanlar'dan Kafkaslara, Kırım'dan Kuzey Afrika'ya ve Orta Asya'ya kadar gönül coğrafyasının hepsini kucaklayan bir ana olduğunu vurgu yapan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Şu karşımızdaki manzara da bunun en büyük ispatıdır. Bugün burada İstanbul il teşkilatımızın gayretleriyle bir araya gelen hemşehri derneklerimizin her birini temsil ettikleri şehirler, ilçeler ve köyleriyle ayrı ayrı selamlıyorum. Hepimizin de kalbinin bir yarısının ata, dede yurdunda olduğunu biliyorum. Tıpkı bizim gönlümüzün Rize'den kopmaması gibi, sizler de geçmişinizle bağlarınıza sahip çıkıyorsunuz. Çok da güzel yapıyorsunuz. Çünkü bu geçmiş bizi kalabalıklardan ayırıp biz yapan, kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayan, değerlerimizi yaşatma ve yeni nesillere aktarma şevki veren en büyük motivasyon kaynağımızdır."
"SİYASİ HAYATIMIZIN TAMAMI BU SEVGİDEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE MİLLETİMİZE HİZMET ETMEKLE GEÇTİ"
"Şair, hepsi de İstanbul'da cem olan Anadolu'yu, Trakya'yı, vatan topraklarının her karışını bakınız nasıl anlatmış?" diyen Erdoğan, Abdurrahim Karakoç'un "Anadolu Sevgisi" şiirinden "Sen bizim dağları bilmezsin gülüm/Hele boz dumanlar çekilsin de gör/Her haftası bayram, her günü düğün/Hele yaylalara çıkılsın da gör/Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı/Sevgiyi bulasın yakına gel ki/ Kalıplar gerçeği göstermez belki/ Gönül perdeleri sökülsün de gör." dizelerini okudu.
Başkan Erdoğan, bugün burada tıpkı kendi memleketlerinde olduğu gibi kalıpları dışarıda bırakıp, gönül perdelerini söküp, en saf, en hasbi taraflarıyla bir arada olduklarını ifade ederek, şöyle dedi:
"Siyasi hayatımızın tamamı işte bu sevgiyi aramakla, işte bu sevgiden aldığımız güçle milletimize hizmet etmekle geçti. İstanbul'a büyükşehir belediye başkanı olduk. Türkiye'ye başbakan, cumhurbaşkanı olduk. Bu arayıştan da bu azimden de asla vazgeçmedik. Siyaset çetin bir imtihandır. Hele iktidar adeta ateşten gömlek giymektir. Biz ise siyasette neredeyse yarım asırdır milletimizin huzurundayız. Aynı şekilde 21 yılı bulan iktidarlarımız boyunca onca sınamadan geçtik. Yani her bakımdan defalarca teste maruz kalmamıza rağmen bugün alnı ak bir şekilde karşınızda durabiliyoruz. Bunun sırrına ermek isteyenlerin önce milletimizle, sizlerle aramızdaki gönül bağını idrak etmesi gerekiyor. Aramızdaki muhabbeti anlayamayanların her yenilgi sonrası millete hakaret etmeleri sadece kendi karakter fukaralıklarını gösterir."
Başkan Erdoğan, "Hepsi bir yana, sadece depremzedelerimize yapılan saygısızlık bile bunların kabahathanesini ağzına kadar doldurmaya yeter." diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ülkemizin başına gelen en büyük felaket olan 6 Şubat depremlerinin ardından biz depremzede kardeşlerimiz için geceli gündüzlü çalışırken bunlar ne yaptı? Yürüttükleri küçük çalışmaları büyütüp reklam malzemesi haline getirmek dışında bunlar ne yaptı? Deprem yıkıntıları önünde turistik fotoğraflar çektirmek, milletin acısını umursamadan şov yapmak dışında bunlar ne yaptı? Hadi bir işe yaramamalarını anladık. Hamdolsun, biz tüm kurumlarımızla belediyelerimizle sivil toplum kuruluşlarımızla depremzedelerimizin yaralarını zaten sarıyoruz. Onlar olsa da olur, olmasa da olur. Peki, seçimden sonra utanmadan, arlanmadan depremzede kardeşlerimize bırakınız siyasete, ahlaka, insanlığa sığmayacak hakaretler etmelerine ne diyeceğiz? Bunların gerçek yüzü işte bu. Siz onlara tabi olursanız, kendi deyimleriyle 'Tıpış tıpış gidip oyunuzu verirseniz.' ne ala. Yok, kendi iradenizle farklı bir karar verirseniz, dünyayı başınıza yıkar, etmedik hakaret, yapmadık densizlik bırakmazlar. Faşizm bunların ruhuna sirayet etmiş. Gerçi bölücü örgütle, FETÖ'yle, tefecilerle, küresel medyayla emperyalistlerle yol yürüyenlerden başka ne beklenebilir ki?"
"BİZ EN BAŞTAN BERİ, 'MİLLETİMİZİN VERDİĞİ HER KARARIN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VAR' DEDİK"
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Bunlar talimatı nereden alıyor; Kandil'den, terör örgütünün şehirdeki uzantılarından. Biz talimatı nereden alıyoruz; Allah'tan ve milletten. Bizim çizgimiz bu. Başka bir tür çizgi, haşa yanımıza yaklaşamaz. Defne'de CHP yüzde 80 oy aldı, biz yüzde 20, daha da düşük olabilir. Ama biz hastaneyi yaptık. Onlara rağmen yaptık ve pazar günü de inşallah açılışını yapacağız. Çünkü biz, kime ne kadar oy çıkmış buna bakmayız. Biz, 'İnsanların en hayırlısı insanlara en çok faydalı olandır.' hükmü gereği hareket ediyoruz." ifadesini kullandı.
Milletin, 14 Mayıs'taki iradesiyle hangi maskeyi takarlarsa taksınlar, hangi takiyeyi yaparlarsa yapsınlar bunların gerçek yüzünü bildiğini ve gördüğünü bir kez daha ispatladığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Biz en baştan beri ne dedik, 'Milletimizin verdiği her kararın başımızın üstünde yeri var.' dedik. Peki, bunlar ne dediler? 'Yıkacağız.' dediler. Neyi yıkacaklar? Bizim ülkemize ve milletimize kazandırdığımız eserleri yıkacaklar. 'Geri çekileceğiz.' dediler. Nereden geri çekilecekler? Türkiye'nin sınırlarını terör örgütlerinden korumak için kurduğu güvenlik koridorlarından çekilecekler. Kafaya bak. Benim polisim, benim askerim zannediyor musun sen böyle bir fırsatı bulduğun zaman sana müsaade edecekler. Ne polisim ne jandarmam ne askerim sana böyle bir fırsatı Allah'ın izniyle vermez. 'Serbest bırakacağız.' dediler. Kimi serbest bırakacaklar? Cezaevlerindeki PKK'lıları, FETÖ'cüleri, Gezicileri serbest bırakacaklar. Selo'yu serbest bırakacaklar. Kim bu Selo? Diyarbakır'da 51 Kürt kardeşimizin ölümüne neden olan terörist Selo. Bu ülke eğer hukuk devletiyse bu ülkede hukuk varsa Allah'ın izniyle bizde işin başında olduğumuz sürece adaletten başka, hukuktan başka hiçbir mekanizma çalışmaz ve en ufak bir adım da atılmaz."