SON DAKİKA | TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'tan Yeni Anayasa açıklaması: Herkes milletin iradesine saygı duyacak!
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'dan son dakika 'Yeni Anayasa' açıklaması geldi. Kurtulmuş, "Buna karşıyım, engelleyeceğim, diyenler köşelerinden bağırmaya devam etsin. Aslolan millet iradesi, herkes milletin iradesine saygı duyacak" dedi.
Son dakika haberi! TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Kazakistan ve Özbekistan programları dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı, önemli değerlendirmelerde bulundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş 'Yeni Anayasa' konusunda, "Buna karşıyım, engelleyeceğim, diyenler köşelerinden bağırmaya devam etsin. Aslolan millet iradesi, herkes milletin iradesine saygı duyacak" ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, "İsrail devletinin Netanyahu ve çetesi yüzünden hiçbir saygınlığı kalmadı. Başkenti Kudüs olan Filistin devleti mutlaka kurulacaktır, duyduklarımız onun ayak sesleridir" dedi.
Kurtulmuş'un gerçekleştirdiği program ve genel gündeme ilişkin değerlendirmeleri şu şekilde:
Kazakistan'da Meclis Başkanı Koşanov ve Senato Başkanı Aşimbayev ile fevkalade yararlı görüşmelerimiz oldu. İki ülke arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkileri, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki müşterek faaliyetlerimizi, uluslararası çok taraflı ilişkilerimizi gözden geçirdik. Gündemimizdeki konuların hepsini bir kere daha ele almak ve daha ileri adımlar atmak hususunda mutabık kaldık.
Kazakistan'daki temaslarımızn ardından Özbekistan'da Meclis Başkanı İsmailov ve Senato Başkanı Narbayeva ve nihayetinde Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev ile verimli görüşmelerimiz oldu.
Sayın Cumhurbaşkanımız ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev arasında dostane ilişkiler var. Bu ilişkilerin her alanda somut yansımalarını görüyoruz. Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev'in bizi kabullerinde de Hazar kıyısındaki bir tersanenin Türk savunma sanayi şirketiyle müştereken yapılması konusunda görüşmelerimiz oldu.
YTB ve Yunus Emre Enstitüsünün çalışmaları hakkında da fevkalade olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. Konuyla ilgili taleplerimizi kendilerine ilettik.
Gerek Kazakistan gerekse Özbekistan Cumhurbaşkanlarının kabulünde ve diğer görüşmelerimizde özellikle şunu ifade etmeye çalıştım. Dünya yeni bir döneme giriyor, bu süreçte Türk dünyası olarak bizim de gelişen şartları iyi değerlendirmemiz lazım.

"TÜRK DEVLETLERİ CİDDİ BİR UYANIŞ İÇERİSİNDE"
Türk dünyasının, Orta Asya'dan Anadolu'ya ve oradan Balkanlara kadar uzanan coğrafyada, neredeyse 300 milyona yaklaşan bir nüfusu ve olağanüstü zengin yer altı ve yer üstü kaynakları var. Türk devletleri, birlik ve beraberlik konusunda ciddi bir uyanış içerisinde, tabii alınacak çok mesafe var ama söz konusu ilişkilerin artırılması ve ortak projelerin sonuçlandırılmasıyla Türk dünyası çok ciddi bir gelişme, kalkınma potansiyeline ulaşacaktır. Özellikle bu konular üzerinde müzakereler yaptık.
Bu coğrafyada bahsettiğimiz özellikleri içeren bir birlikteliğin ve gücün ortaya çıkması dünya barışı için bir fırsattır. Çünkü önümüzdeki dönemin en temel özelliklerinden birisi de çok kutupluluk olacaktır. Artık soğuk savaş zamanında olduğu gibi iki kutuplu bir dünya sisteminin bir daha kurulabilmesi imkânsızdır.
Dünyanın birçok bölgesinde küresel sistemi etkileyebilecek yeni denklemler, yeni dengeler kurulacak, işaretlerini bugünden görüyoruz. Türk dünyası da Asya'nın içlerinden Avrupa'ya kadar uzanan "turkuaz yay" dediğimiz o geniş tarihsel potansiyel çerçevesinde bir gelişme imkânı ve gücünü temsil ediyor. Bu gücün siyasi, kültürel ve ekonomik bir güç haline gelebilmesi için gerekli siyasi iradenin var olduğunu, dolayısıyla bu fırsatlardan önemli sonuçlar elde edebilmenin de mümkün olduğunu görüşmelerimizde paylaştık. Ben bu görüşmelerden fevkalade ümitvar ayrıldığımı ifade etmek isterim.
Yine her iki ülkedeki görüşmelerimizde de; dünyada, yeni, adil ve kalıcı barışı hedefleyen bir sistemin kurulması zorunluluğu üzerinde mutabakata vardık. Bizim bu konudaki temel yaklaşımımız; iki ana ilke üzerinde yükselen bir sistemin gerekli olduğudur.
Bu ilkelerin birincisi insanların yaratılışta eşitliği, yani 8 milyar insanın birinin diğerinden üstün olmadığı ilkesidir. Dolayısıyla insanlar arasında hiyerarşi oluşturan hiçbir yapı dünyada barışı tesis edemeyecektir. İkinci ana ilke ise devletlerin de egemenlikte eşit olması gerektiğidir. Filistin'le ilgili oylamalarda da gördüğümüz gibi; 190 ülke bir tarafta, tek bir ülke ise karşı tarafta olduğunda Birleşmiş Milletler'den herhangi bir karar çıkamıyor. Bu aslında şu anlama gelir tek bir ülke dünyadaki 190 ülkeden daha egemen daha değerli dolayısıyla daha güçlüdür.
Bu eşitsizliğin olmayacağı bir dünyayı kurmamız lazım. Bu konudaki düşüncelerimizi sadece Türk dünyasıyla değil, yaptığımız tüm uluslararası görüşmelerde taraflarla paylaşıyoruz. Diğer yandan da dünyanın bütün ülkelerinde hakkaniyetten, barıştan yana olan halkların sayısının gittikçe arttığını ve onların barış ve adalet için kendi hükümetlerine baskılar yaptığını görüyoruz ve bundan büyük memnuniyet duyuyoruz.

GAZETECİLERİN SORULARINA YANIT
SORU – Teknolojinin ilerlemesi, sosyal medya, TV dizileri ve benzeri araçlar sayesinde halklar arasındaki bağlar gittikçe güçleniyor. Bu gelişmelerin o ülkelerin siyasetine yansımaları hakkında düşünceleriniz nedir? Yaptığınız temaslarda Kazakistan ve Özbekistan'da Türkiye Türkçesi'nin yaygınlaştığına şahit olduğunuz durumlarla karşılaştınız mı?
"Görüştüğümüz tüm siyasi liderlerde aynı muhabbeti, aynı kardeşlik duygularını gördük. Sanki ailenin bir ferdi gibi bizleri kabul ettiler. Tabii bu konuyu bir siyasi çerçeve içerisinde de ele almak gerekir.
Gaspıralı'nın meşhur "dilde, fikirde, işte birlik" tezini hayata geçirmemiz lazım. Aynı dili konuşuyoruz ama maalesef farklılıklar dolayısıyla birbirimizi anlayamıyoruz. Bizim dizilerimizin seyrediliyor olması Anadolu lehçesinin öğrenilmesi açısından çok önemli tabii ki. Ama asıl çok önemli olan anlaşabilmek. Bu nedenle bence öncelikle alfabe farklılığını ortadan kaldırmamız gerekir.





