İhracatta yeni rekora imza attık
Başkan Erdoğan 2025 yılı ihracat rakamlarını açıkladığı törende ekonomideki yeni hedefleri işaret etti: Ekonomimizi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde 1 trilyon 538 milyar dolara taşıyarak yeni bir rekor daha kırdık. 21 çeyrektir kesintisiz büyüyoruz. 2026 için mal ve hizmette toplam ihracat hedefimiz 410 milyar dolar
Başkan Recep Tayyip Erdoğan Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) iş birliğiyle İstanbul Kongre Merkezi'ndeki '2025 Yılı İhracat Rakamlarının Açıklanması' programında konuştu:
2024 yılında 1 trilyon 260 milyar dolar olan ekonomimizi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde 1 trilyon 538 milyar dolara taşıyarak yeni bir rekor daha kırdık. 2025 yılının 3. çeyreğinde yüzde 3.7 oranında büyüme kaydeden ekonomimiz tam 21 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürüyor. Aralık ayında 26.4 milyar dolarla aylık bazda yeni bir ihracat rekoruna imza attık. 2025'te Cumhuriyet tarihimizin en büyük ihracatını gerçekleştirdik. Önceki yıla kıyasla yüzde 4.5 artan mal ihracatımız toplam 273.4 milyara dolara ulaştı. 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396.5 milyar dolara ulaştığını tahmin ediyoruz. 2025 yılı hedefimizi 390 milyar dolar olarak paylaşmıştım. Mal ve hizmet ihracatımızın 396.5 milyar dolarla hedefimizi aştığını ifade etmek isterim. 2002 yılında yüzde 50 civarında olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2025 yılında yüzde 74.8 olmuştur. Türkiye, Avrupa Birliği'nin en büyük 5. ticaret ortağı haline gelmiş ve ticaret hacmimiz 2025 yılında 232.7 milyar dolar seviyesine çıkmıştır. 2026 yılı için hedefimiz 282 milyar doları mal ihracatı, 128 milyar doları hizmetler ihracatı olmak üzere toplam 410 milyar dolar ihracattır.

SAVUNMA İHRACATI 40 KAT ARTTI
Türkiye savunma alanında artık küresel ölçekte adından söz ettiren bir ülkedir. En son İspanya ile HÜRJET tedarik anlaşmamız ülkemizin bu alanda öncü rolünü teyit etmiştir. 2002 yılında 248 milyon dolar olan savunma ihracatımız, geçen sürede 40 kat artışla 2025 yılında 9 milyar 870 milyon dolara yükseldi. Biz büyük bir ülkeyiz. Büyük bir milletiz. Son 23 yılda başardıklarımız başaracaklarımızın teminatıdır.
İSLAM ÜLKELERİYLE 73.7 MİLYAR DOLAR
Avrupa pazarıyla birlikte, 2025 yılında ihracatımız; İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerle 73,7 milyar dolar, Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle 11 milyar dolar, Avrupa Birliği üyesi olmayan Balkan ülkelerine 5,6 milyar dolar, Amerika, Kanada ve Meksika ile ise yaklaşık 19,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

DEPREMZEDELERE MAHCUP OLMADIK
Türkiye, tüm bunlara ilave olarak dolaylı maliyeti 150 milyar doları bulan 6 Şubat depremleriyle de mücadele etmiştir. Şunu buradan büyük bir gururla söylemek isterim: Dünyada pek az ülkenin altından kalkabileceği bu sınamaların üstesinden alnımızın akıyla geldik. Milletimize meydanlarda verdiğimiz sözleri tuttuk ve 455 bin deprem konutumuzu, afetzede kardeşlerimize geçtiğimiz hafta Hatay'da teslim ettik. Ahdine ve kavline sadık bir iktidar olarak hamdolsun, depremzedelerimize mahcup olmadık. Tüm karamsar senaryolara, tüm karalama kampanyalarına rağmen yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejimizin çok şükür meyvelerini toplamaya devam ediyoruz.
SORUMSUZ MUHALEFETE RAĞMEN BAŞARDIK
Dış ticaret rakamlarımızın objektif analizini yaparken şu noktanın göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyim. 2025 yılı, küresel ticarette belirsizliğin arttığı ve korumacılığın belirgin biçimde yükseldiği bir dönem olmuştur. Zayıf dış talep, yakın coğrafyamızda süregelen savaşlar, iç karışıklıklar ve jeopolitik gerilimlere; tarife artışlarının yol açtığı sorunlar eklenmiştir. Mevcut pazarlarımızda gücümüzü artırmanın yanı sıra; yeni pazarlar, yeni ticaret ortakları ve yeni ürün çeşitleriyle ihracatta yakaladığımız ivmeyi bir üst seviyeye çıkardık. Tüm bunları; belediyeleri arpalığa çevirenleri yargıdan kurtarmak için milli markaları boykot çağrısı yapan, sokaklarımızı terörize eden, yurt dışında ülkemizi kötüleyen ve maalesef tek amacı Türk ekonomisine zarar vermek olan muhalefetin sorumsuzluklarına rağmen başardık.

İHRACATTA İLK 5 İL İSTANBUL, KOCAELİ İZMİR, BURSA, TEKİRDAĞ
Küreselleşmenin bu denli yayıldığı, dünyanın adeta küçük bir köye dönüştüğü, insanlığın kaderinin hiç olmadığı kadar kesiştiği bu dönemde; ister menfi ister müspet olsun, her olay bizi de etkilemektedir. Ekonomideki belirsizliklerin, tıkanıklıkların ve dalga boyu yükselen rekabetin, her ülke gibi Türkiye'ye de yansımaları olmuştur.
2025 yılında 33 ilimiz 1 milyar doların üzerinde ihracat yaparken, 46 ilimiz ihracatını artırmıştır. En fazla ihracat yapan 5 ilimizde 57.8 milyar dolar ile İstanbul birinci, 35.1 milyar dolar ile Kocaeli ikinci, 23.6 milyar dolar ile İzmir üçüncü, 20 milyar dolar ile Bursa dördüncü ve 13.2 milyar dolar ile Tekirdağ beşinci olmuştur.

YÜZÜNÜ ANKARA'YA DÖNEN KAZANIR
Geçtiğimiz seneye damgasını vuran bir diğer çatışma sahası ise Karadeniz'in kuzeyinde, Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaş 5'inci yılına girmek üzere. Orada da yüz binlerce insan hayatını kaybetti, şehirler yıkıldı, milyonlarca kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Son aylarda savaşın, Karadeniz'deki ticareti ve seyrüsefer güvenliğini tehdit eder boyutlara geldiği görülüyor. Bunun önüne geçilmesi noktasında gerekli temaslarda bulunuyoruz. Karşılıklı saldırılarla giderek kontrolden çıkma riski taşıyan bu savaşın, bir an önce adil ve sürdürülebilir bir barışla sona ermesini samimiyetle temenni ediyoruz. Biz, her iki tarafla da güvene dayalı ilişkiler tesis etmiş bir ülkeyiz. Barışa giden yolun açılması için her türlü sorumluluğu almaya hazırız. Tüm samimiyetimizle şu hakikati her fırsatta vurguluyoruz: Biz ne rol kapma ne şov yapma peşindeyiz. Ne de kan, gözyaşı ve zulüm üzerinden çıkar sağlamanın hesabı içindeyiz. Çatışmalardan menfaat devşirme gibi bir anlayışımız asla olmadı. Bugün de yoktur. Bizim dış politikamızın esası düşman üretmek değil, dost kazanmaktır. Dostlarımızın sayısını olabildiğince çoğaltmaktır. Kavgayla kaybetmek yerine, dostlukla birlikte kazanmak istiyoruz. Gerilime yatırım yapanlara inat, biz herkesin hayrına olacak bir barış ve güvenlik kuşağı kurmanın mücadelesini veriyoruz. İki kardeş bile her konuda yüzde yüz anlaşamazken, farklı çıkarları temsil eden devletler arasında görüş ayrılıklarının yaşanması gayet doğaldır. Bunların öncelikli çözüm yolu diyalogdur, müzakeredir, diplomasidir. 2026 yılında bu yöndeki gayretlerimizi daha da yoğunlaştıracağız. Asya'dan Afrika'ya, Latin Amerika'dan dost ülkelere kadar yeni ortaklıklar tesis ederken, Türk dünyasıyla bağlarımızı inşallah daha da güçlendireceğiz. Şurası da son derece önemlidir: Türkiye'yi saf dışı bırakma girişimleri artık sonuçsuz kalmıştır. Türkiye'siz bir denklem kurulamayacağı, kurulmak istense dahi bunun uzun ömürlü olmayacağı herkes tarafından anlaşılmıştır. Fevri çıkışlar, afaki söylemler ve kibirli açıklamalar eninde sonunda gerçeğin duvarına toslamış; Türkiye'nin vazgeçilmezliği defalarca kanıtlanmıştır. Türkiye'yi yanına alan kazanacak, karşısına alan kaybedecektir. Yüzünü Ankara'ya dönenler kazanacak; kıblesini şaşıranlar, kısa vadeli düşünenler, emperyalistlere lejyoner yazılanlar ise kaybedecektir. İnşallah 2026'da bunun teyit ve tescil edildiğini hep beraber göreceğiz.
Türkiye'nin yatırımlarda ve yüksek teknolojili üretimde kaydettiği artış, yüksek teknolojili ürün ihracatına da yansımaktadır. 2025 yılında yüksek teknolojili ürünlerin ihracatı yüzde 12,7 oranında artışla 9,9 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye'nin ihracat performansının arkasında güçlü bir üretim altyapısı bulunmaktadır. Otomotiv sektöründe 2 milyona yakın üretim kapasitesi, yıllık 1,5 milyon araç üretimi ve 41 milyar doları aşan ihracatla Avrupa'nın dördüncü, dünyanın ise on ikinci en büyük üretim üssü konumundayız. Yerli ve milli markamız Togg'un yeni modelleriyle Avrupa pazarında yer alması, mühendislik ve tasarım gücümüzü açıkça ortaya koymuştur. 2025 yılında otomotiv sektörü ihracatımız, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11,8 oranında artarak 41,4 milyar dolara yükselmiştir. Elektrikli makineler sektörü ihracatımız ise yüzde 4 artışla 43,7 milyar dolara ulaştı.
Avrupalı dostlarımızın ekonomik güvenlik kavramı çerçevesinde bazı sektörlerde uyguladığı korumacı tedbirleri ve yasal hazırlık süreçlerini yakından takip ediyoruz. Avrupa Birliği'nin korumacı reflekslerle aramızdaki ticaretin doğasını bozmamasını ve ortaklık hukukuna sadık kalmasını bekliyoruz. Tek taraflı düzenlemeler karşısında sanayicimizin rekabet gücünü özellikle koruyacak her türlü adımı atmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Durmak yok, yola devam. Göğsümüzü kabartan bu rakamların ülkemiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
ULUSLARARASI SİSTEMİN BEKLENENİ VEREMEMESİ GAZZE'YE BEDEL ÖDETTİ
Biz, küresel gündemi en fazla meşgul eden olayların tam merkezinde yer alan bir coğrafyada bulunuyoruz. Bu gerçek, 2025 yılında da değişmemiştir. Geride bıraktığımız 2025 senesinde, Gazze başta olmak üzere gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde zulüm, katliam ve kaos maalesef hüküm sürmüştür. Çoğu çocuk ve kadın olmak üzere, 71 binden fazla Filistinli kardeşimiz, İsrail'in acımasız saldırıları karşısında ne yazık ki şehit düşmüştür. Aynı saldırılarda yüzde 90'ı enkaza dönen Gazze'de, son asrın en büyük soykırımlarından biri yaşandı. Uluslararası sistem, özellikle BM Güvenlik Konseyi, kendisinden beklenenleri yerine getiremedi. Bunun bedelini ise maalesef Gazzeli mazlumlar ödedi. Bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen, İsrail hükümeti insani yardım girişlerini engellemeye, sivilleri katletmeye, Orta Doğu'dan Afrika'ya uzanan geniş bir alanda istikrarsızlık üretmeye devam etti.