Üstad vakar ve cesaret demektir
Başkan Erdoğan 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni’ndeki konuşmasında, Üstad’ın ömrü boyunca zalim ve zulümle mücadele ettiğini söyledi. Erdoğan: Bizim neslimiz, onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi ondan öğrendi
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle Star Gazetesi tarafından Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen 12'nci Necip Fazıl Ödülleri Töreni'ne katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
Bu sene "Sonsuzun Fethine Çık" temasıyla 12'ncisi tertiplenen Necip Fazıl Ödülleri'nin, ilim, kültür ve sanat camiamız başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. 2014'ten bu yana geleneksel olarak her yıl sahipleriyle buluşturduğumuz Necip Fazıl Ödülleri, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla sanat ve düşünce dünyamızda kanon oluşturucu bir nitelik kazanmıştır. Bu ödüller, tam da 12 yıl önce tahayyül ettiğimiz şekilde kültür, sanat ve fikir dünyamıza yeni bir pencere açmıştır.

"AL GÜLÜM VER GÜLÜM BİTTİ"
Türkiye'nin kültür-sanat havzasını çoraklaştıran "al gülüm ver gülümcü" anlayışın önemli ölçüde kırılmasına katkı sunmuştur. İşte bugün burada olduğu gibi, ödül sahiplerimizin birbirinden kıymetli eserleri, eşsiz güzelliklerle dolu medeniyet bahçemizi yeni ürünlerle, yeni çiçeklerle süslüyor. Üstelik bu eserler, yeni nesillerin ve genç kalemlerin sıhhatli bir kültürsanat ikliminde yetişmesine de vesile oluyor.

Necip Fazıl demek her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Zira gençliğin fikir hamurunu çilesiyle yoğuran üstada göre, hak bir dava mahkûm bir eda ile anlatılamaz. Onun tasavvurunda zafere vasıl olmak, müjdeye nail olmak ancak eza ve cefaya katlanmakla, zorluk ve baskılara göğüs germekle ve ama daima dik durmakla mümkündür. Üstat bu prensibini "Allah, ızdırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez" sözüyle açık ve net bir şekilde dile getirmiştir. Müslümanın yüzünün yere eğilmesine, hele hele fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü yoktur. Üstadın Sakarya şiirini ithaf ettiği aşk ve iman gençliği işte bu şuurla büyümüş, yetişmiş, Anadolu'nun dört bir yanında kök salmıştır.

ZULÜMLE MÜCADELE ETTİ
Üstat ile tanışma şerefine nail olmuş, onun takdir ve taltifine mazhar olmuş bir kardeşinizim. Necip Fazıl, şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima özel bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz, onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi nasıl verilir, Necip Fazıl'dan bunu öğrendik. Baskılar karşısında pes etmemeyi, zulme rıza göstermemeyi, haksızlık karşısında susmamayı biz ondan öğrendik. Merhum Necip Fazıl da milleti için, inandığı değerleri ve davası için tahkikata uğramak pahasına hakkı haykırmaktan hiçbir zaman çekinmedi.

"Oluklar çifter çifter; birinden nur akar, birinden kir" diyen üstat, ömrü boyunca küfürle, kirle, kötüyle, zalimle ve zulümle mücadele etti. Üstat, bilhassa 1970'lerin sokaklara kadar sirayet eden karanlık ve kaotik atmosferinde kendine bir çıkış yolu arayan gençliğe istikamet çizmiş, özgüven aşılamış, tarih ve benlik şuuru kazandırmıştır.

Pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealini, genç gönüllere gergef misali işlemiştir. Merhum Necip Fazıl'ın çilesini çektiği fikir ve aksiyon tohumlarını ektiği gençlik, hamdolsun bugün meyveye durmuştur. Türkiye Yüzyılı'na omuz veren gençlik, ülkemizin yarınlarını inşa eden gençlik işte bizimle buradadır.

Savunma sanayinden siyasete, spordan kültür ve sanata; hayatın her alanında çağa mührünü vuracak, "Kim var?" diye sorulduğunda sağına soluna bakılmadan "Ben varım!" diye kükreyecek bir gençlik... Şuurlu, eğitimli, vizyonlu, donanımlı; vatanına, bayrağına, devletine, milletine, tarihine, kimliğine, özüne aşkla bağlı, mazlum ve mağdurların yükünü omuzlayan, sonsuzun fethine çıkan gençlik işte burada.

Rabbim, üstadın dava sancağını yere düşürmeyen bu gençlikten razı olsun. Onların ayağına taş değdirmesin. Bizleri de bu gençlikle yol yürümeye, bu gençliğin önündeki engelleri bertaraf etmeye inşallah memur ve mezun eylesin diyorum.

GAZZE FİRAVUNUNUN DA SONU GELECEK
ÜSTAT Necip Fazıl'ı en iyi anlayanlar sanatkârlardır. Onun edebî mirasını tevarüs edenler de edipler ve sanatçılar olacaktır. Bu sene 8 ayrı kategoride 9 kıymetli isme ödüllerini tevcih ediyoruz. Şiir ödülümüzü Celal Fedai'ye takdim ediyoruz. Hikâye-roman ödülümüzün sahibi ise Tarık Tufan.

Fikir-Araştırma ödülümüzü Peren Birsaygılı Mut hanımefendiye tevdi ediyoruz. Nabzı Filistinli atan, Gazze'deki soykırımı kalemiyle, kelamıyla kayıtlara geçiren Filistinli şairleri ve yazarları Türk okuyucusuna tanıtarak sağlam ve sahici edebiyat köprülerinin kurulmasına vesile olan Peren hocamıza teşekkür ediyor, kendisini tebrik ediyorum.

Bu vesileyle, Gazze'deki İsrail saldırılarında şehit edilen 71 binden fazla Filistinli kardeşimize Allah'tan rahmet diliyorum. Kışın soğuğunda hayata tutunmaya çalışan, şartları ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu koruyan tüm Filistin halkına buradan dayanışma duygularımı iletiyorum. O çadırların içerisinde, kışta, yağmurda, çamurda Filistinlilerin halini görüyoruz.

ÜSTAD'IN KATKILARI KONUŞULDU
KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un da bir konuşma yaptığı törende, Necip Fazıl'ın edebiyat dünyasına katkıları bir kez daha vurgulandı.

Ödül sahipleri, teşekkür konuşmalarında edebiyat ve sanatın önemine değinirken, Necip Fazıl gibi büyük bir ismin adına ödül almanın kendileri için gurur verici olduğunu ifade ettiler. Programın sonunda ödül kazananlara ödüllerini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ödül alanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.