Meclis dünya parlamentolarındaki “dil ve üslubu” araştırdı: Türkiye parlamento kurallarının eksiği yok, fazlası var!
TBMM Genel Kurulunda Meclis başkanlarının tüm uyarılarına rağmen, kimi parlamenterlerin yaralayıcı söz, hakaret ve hatta sinkaflı küfürleri bir türlü engellenemezken, TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı (ARMER) dünya parlamentolarındaki dil ve üslup ve yaptırımlarını araştırdı.
TBMM Genel Kurulunda Meclis başkanlarının tüm uyarılarına rağmen, kimi parlamenterlerin yaralayıcı söz, hakaret ve hatta sinkaflı küfürleri bir türlü engellenemezken, TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı (ARMER) dünya parlamentolarındaki dil ve üslup ve yaptırımlarını araştırdı.
KUTUPLAŞMAYI ARTIRIR
Araştırmada, parlamentolarda kullanılın dil ve üslubun sadece politikacıların kişisel ifadelerini yansıtmakla kalmayıp, siyaset kurumu ve toplumun ahlaki değerleri hakkında da bilgi verdiği kaydedildi. Parlamentolarda kullanılan dilin zaman zaman demokratik tartışmasının ötesine geçerek yaralayıcı ve aşağılayıcı bir nitelik kazandığına dikkat çekilen araştırmada, "kişisel saldırılar, hakaretler ve küfürler de dâhil olmak üzere aşağılayıcı, kışkırtıcı veya tehdit edici ifadeler parlamentoya uygun değildir. Bu tür ifadeler, demokratik süreçlerin güvenilirliğine, meclisin saygınlığına ve çalışma düzenine zarar verebilir. Ayrımcı, tehditkâr, aşağılayıcı ifadeler toplumdaki kutuplaşmayı da artırabilir" tespiti yapıldı.
TÜRKİYE'NİN EKSİĞİ YOK
Araştırmada Osmanlı'dan bugünkü Meclis'e kadar "lisanı nezahet" ilkesinin Türk parlamento hukukunda hemen hemen tüm içtüzüklerde yer aldığı dile getirildi. İçtüzüğe göre, kaba ve yaralayıcı üslup kullanılması hakaret ve küfür halinde milletvekillerine Meclisten geçici çıkarma cezası en çok üç birleşim için verilebilir ve bu cezaya çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi kesilir. Kınama ve geçici olarak Meclisten çıkarma cezaları Başkanın teklifi üzerine Genel Kurulca görüşmesiz, işaret oyu ile kararlaştırılır.