Daha gidecek çok yolumuz var
Başkan Erdoğan, ‘30 Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni’nde konuştu: Türkiye’yi yeni yollar ve yatırımlarla büyütmeye devam edeceğiz. Aziz milletimize mahcup olmamak için gece-gündüz çalışıyoruz
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Karayolları Genel Müdürlüğü '30 Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni'nde konuştu:
Bugün yapımı tamamlanan bölünmüş yollarımızın 30 bininci kilometresini hizmete almak üzere bir aradayız. Eserlerimize bir yenisini eklemenin gururunu yaşıyoruz. Bu yolların yapımında fedakârca çalışan, verdiği asfaltı alın teriyle harmanlayan emekçi kardeşlerime şahsım ve milletim adına canıgönülden teşekkür ediyorum. AK Parti olarak 23 yıldır "Halka hizmet, Hakk'a hizmettir" şuuruyla çalışan, bu anlayışla hareket eden bir kadroyuz. Bizim için aslolan, Rabb'imizin rızasını kazanmak ve geleceğini bize emanet eden milletimize hakkıyla hizmet edebilmektir. Milletin emanetini yere düşürmemek, bu aziz millete mahcup olmamak için 86 milyonun tamamını eserin ve hizmetin en iyisiyle buluşturmak adına geceyi gündüze katıyor, adeta dişimizi tırnağımıza takıyoruz.

En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine, her karışı şehit kanlarıyla sulanan bu vatana aşkla hizmet etmenin çabasındayız. Türkiye'nin direksiyonuna 2002'den bu yana geçtik; ülkemize her kulvarda ipi göğüslettik. Eğitimden sağlığa, teknolojiden savunma sanayiine kadar her alanda başarıdan başarıya koştuk. Başkalarıyla değil, her zaman kendimizle yarıştık. Hep daha iyisini, daha güzelini, daha ilerisini hedefledik. Eski Türkiye'yi bilen herkes bugün şu gerçeği kabul ediyor: İktidarlarımızın başarı hikâyesi yazdığı, Türkiye'ye çağ atlattığı alanların en başında ulaştırma vardır. Kara, hava ve deniz yolları ulaşımında bir yandan proje ve yatırımlarımızla altyapıyı güçlendirirken, diğer yandan yolcu sayısını en yüksek seviyelere getirdik.

Biliyorsunuz, 10 gün önce Ankara'da Esenboğa Havalimanı'mızın üçüncü pistiyle yeni ve tamamlayıcı tesislerin açılışını gerçekleştirdik. İstanbul Havalimanı'mız, dünyanın en gözde havalimanlarından biri olarak kendi alanında küresel bir markaya dönüştü. Deniz ulaşımında daha önce hayal dahi edilemeyen projeleri hayata geçirdik. Karayolu ulaşımında ise adeta destan yazdık. Göreve geldiğimizde bölünmüş yol uzunluğumuz ne kadardı? Sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 vilayetimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Tek gidişli gelişli yollarda milletimizin ömründen ömür gidiyordu. Türkiye'ye yakışmayan, milletimize yakışmayan bu tabloyu değiştirdik. Hiç vakit kaybetmeden çalışmaları başlattık ve 23 yılda bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayımızı 77'ye, bölünmüş yol uzunluğumuzu ise 30 bin 49 km'ye çıkardık.

YENİ MÜJDELER VERECEĞİZ
Yol kusurundan kaynaklanan kaza oranını neredeyse sıfıra indirdik. Hamdolsun, gelecek nesillere yol kusurundan kaynaklı trafik kazalarının asgari düzeye indiği, güvenli bir Türkiye inşa etmenin sevinci içindeyiz. Daha önümüzde gidecek çok yolumuz var, daha ülkemize kazandıracak çok eserimiz var. İnşallah yarın milletimize yeni müjdeler verebileceğimiz günler de gelecek. Allah'ın izniyle bu tekerlek tümsekte kalmayacak, yolda kalmayacak. Türkiye'yi yeni yollar ve yatırımlarla büyütmeye devam edeceğiz. Bizimle ana muhalefet arasındaki en temel fark bu. Onlar iş yapmaktan, eser üretmekten acizler. Onlar millete ufuk çizmekten, vizyon kazandırmaktan acizler. Onlar taş üstüne taş koymaktan acizler. Para kuleleri, baklava kutuları, rüşvet çarkları dışında "İşte bizim eserimiz" diyebilecekleri hiçbir icraatları yok.

HİZMETLERİMİZE 'TAKOZ' OLUYORLAR
Muhalefetimize "takoz" benzetmesi yapmamız sadece bir durum tespiti. 23 yıldır ülke ve millet hayrına yaptığımız her işin önüne takoz koymaya çalıştılar. Yapılan her hizmeti karalamayı, her işe bir kulp takmayı maharet zanneden hizmet ve eser düşmanı muhalefet hemen karşımıza dikildi. Çıktılar koro halinde; "Bu yollar çabucak bozulur", "Milletin kaynağını israf ediyorsunuz" dediler. "Kendilerine yakın müteahhitleri zengin ediyorlar" dediler. "Petrol lobisine hizmet ediyorlar" dediler. "Bölünmüş yola ne lüzum var, mevcut yolları koruyun yeter" dediler. Hatta muvazeneyi öyle yitirdiler ki; "Bunların bilinçaltında milleti bölmek var, onun için bölünmüş yol adını kullanıyorlar" diye köşe yazıları yazdılar. Eğer biz bunlara kulak assaydık bugün burada olamazdık.

BELEDİYELERDE ÇİĞ SÜT İÇMEDİYSENİZ KARIN AĞRINIZ NİYE?
Belediyeler üzerinden bir Deli Dumrul düzeni kurup önlerine geleni haraca bağlamışlar. Belediyede işi düşenin adeta iliğini kurutmuşlar. Yola, köprüye, kavşağa, metroya, otobüse harcanması gereken kaynakları iç edip orada burada keyif sürmüşler. Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına, bir de çıkıp utanmadan onu bunu tehdit ediyorlar. Yargı mensuplarına, belediye başkanlarımıza hakaret ediyorlar. Kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar. Kimse kusura bakmasın; cazgırlık yaparak suç bastırmaya da çalışmasın. Hukukun işlemesine, mahkemelerin Türk milleti adına hesap sormasına, hakkın er ya da geç yerini bulmasına engel olamazsınız. Konu artık yargıya intikal etmiş, suçluyu masumdan ayıracak mahkeme süreçleri başlamıştır. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı, inanıyorum ki deliller ışığında en isabetli kararı verecektir. Her gün çok çirkin ifadelerle, son derece sorumsuz ve sorunlu cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak, ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin, korkanların, çekinenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Öyle ya; çiğ süt içmediyseniz bu karın ağrısı niye? Yolsuzluk yapmadıysanız, rüşvet almadıysanız bu telaş hâli niye? Hukuku çiğnemediyseniz, adaletin tecellisinden niçin tedirgin oluyorsunuz? Kendinize güveniniz tamsa, kendinizden eminseniz "arınmak" sözcüğü sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Milleti saf yerine koymaktan artık vazgeçin. Kimin ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını benim milletim çok ama çok iyi görüyor.