Emine Erdoğan: Gazze'nin toprakları çocuk mezarlığına döndü

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Beşiktaş’ta bir otelde düzenlenen TRT World Citizen Ödül Töreni’ne katıldı. Gazze'de yaşanan insanlık dışı drama dikkat çeken Erdoğan ,"Gazze'nin toprakları çocuk mezarlığına dönerken, yıkımın yüzde doksanlara ulaştığı bölgede insanlar kış şartlarında çadır dahi bulamadan donarak can veriyor. dedi.

Emine Erdoğan: Gazze’nin toprakları çocuk mezarlığına döndü

Emine Erdoğan, yaptığı konuşmada şunları söyledi: Değerli hanımefendiler, beyefendiler, kıymetli katılımcılar; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bugün burada, insanî şiddetin büyüdüğünü; renginin, kimliğinin ve coğrafyasının olmadığını hatırlatan çok özel bir konuşma için bir aradayız. Böylesine ilham verici, böylesine anlam yüklü bir atmosferde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. TRT World Citizen Ödülleri, 2017 yılından bu yana küresel sorunlara dikkat çeken ve farkındalık oluşturan çok kıymetli bir projedir. Bizleri dünyanın neresinde olursa olsun ortak bir vicdanda buluşturan bu yaklaşım, aynı zamanda TRT'nin gerçeğinden vazgeçmeyen ve her şartta hakikatin yanında duran yayın anlayışının güçlü bir yansımasıdır. Bu vesileyle, bu anlamlı organizasyonda emeği geçen tüm TRT ailesine şükranlarımı sunuyorum. Yurt dışından gelerek ülkemize teşrif eden konuklarımız başta olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

DÜNYADA ÇATIŞMALAR BİTMİYOR

Değerli misafirler; bugün, ardımızda bıraktığımız ayak izlerinin kaydını tutarken içinde yaşadığımız dünyaya şu soruyu sormak zorundayız: Gelecek nesillerin okuyacağı bu sayfalara bizler nasıl bir miras bırakacağız? Dünyanın pek çok yerinde devam eden 130'dan fazla çatışma var. 676 milyondan fazla kadın ve çocuk, silahların gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Zorla yerinden edilen insanların neredeyse yarısı çocuklardan oluşuyor. 132 milyon insan, başını sokacak bir çatı bulabilirse, bir günü tok geçirebilirse kendini şanslı sayıyor. Bir lokma ekmeğin, bir damla suyun hasretiyle gözyaşı döken çocuklar ölümün kıyısına sürükleniyor. Böyle bir tablo karşısında karamsarlığa kapılmamak gerçekten zor. Zaten savaşı, yıkımı ve kötülüğün sıradanlığını insanlığın yeni normali hâline getirmek isteyenlerin en çok faydalandığı şey de tam olarak budur: İnsanlığın umudunu kaybetmesi. Ama bakın, Yaşar Kemal ne güzel söylüyor: "Umutlarımın öldüğüne iyice inandığım bir anda, insanlık bin bir yönden kaçan bir ışık bulut çiçeğiyle birden aydınlanır." Ben bugün bu salonda, bu umudun yaşadığını görüyorum. Vicdan pusulasının gösterdiği yolda yürüyen, yürekli insanların etraflarına nasıl ışık saçtığına hep birlikte şahit oluyoruz. Çünkü insan, umudun ta kendisidir. Biz Anadolu'da "İnsan, insanın yurdudur" diye inanır, bu inançla yaşarız. Dara düşmüş herkesin kapısını çalabileceği, kardeşliğe ve merhamete açılan bir yurt olmaya çalışırız. Bugün burada ödül alanlar, yaptıkları çalışmalarla insanlık vicdanının hâlâ ayakta olduğunu tüm dünyaya gösteriyor. Eğitimin dünyayı değiştireceğine inanan bir eğitimci, kriz zamanlarında çocuklar için umut inşa ediyor; dezavantajlı çocukların hayallerine giden yolları açıyor. Genç bir kızımız, kendisinde dünyayı değiştirecek gücü buluyor. Dünyanın en prestijli üniversitelerinden mezun iki genç kadın, masum insanları öldürmek için tasarlanan teknolojilerin üzerindeki maskeyi indiriyor; etik ve insani değerler çiğnenerek ilerlenemeyeceğini tüm dünyaya hatırlatıyor. Bir mimar, savaş ve yoksullukla mücadele eden insanlar için ücretsiz kamusal yapılar inşa ederek mesleğini yalnızca teknik bir alan olmaktan çıkarıyor; merhametin ve sosyal adaletin yeni bir ifadesine dönüştürüyor. Bir sivil toplum lideri ise ibadet mekânları için yılmadan mücadele ediyor, görünmeyeni görünür kılıyor. İşte bu yüzden, bugün burada ödül alan tüm isimleri yürekten kutluyor; her birine insanlık adına teşekkür ediyorum.

SESLERİNİ HEP YÜKSELTTİLER

Bugün aramızda olamayan bir "Yılın Dünya Vatandaşı" ödülü sahibimiz var. Kardeşimiz, İsrail'in katlettiği yaklaşık 300 gazeteci ve hakikat savaşçısından biriydi. Uluslararası hukuka göre korunması gereken bir mesleği icra ediyordu. Katliamı, işgali ve insan hakları ihlallerini meşrulaştırmak için gerçeği saklayanlara karşı; sesini mazlumdan yana, sonuna kadar yükseltti. Bu vesileyle, geçen yılın Dünya Vatandaşı ödülü sahibi olan ve şehit edilen Ayşe'yi rahmetle anmak istiyorum. Dijital bir platformda kendini tanıtmak için yazdığı ve beni derinden etkileyen satırları, burada sizlerle de paylaşmak istiyorum. Şöyle diyordu: "Olumlu bir etki bırakma tutkusuyla hareket ediyorum. Sürekli olarak öğrenmek, büyümek ve en anlamlı projelere katkıda bulunmak için fırsatlar arıyorum." İşte dünyayı insan olmanın en güzel hâliyle yeniden inşa etmek için fırsat arayanlar, anlamı çoğaltanlar ve yeryüzüne erdem mirası bırakanlar sayesinde insanlık ayakta duruyor. Allah, her iki evladımıza da rahmetiyle muamele eylesin; mekânları cennet, makamları âli olsun. İnanıyorum ki bugün paylaşılan bu hikâyeler, hak ile batıl mücadelesinde doğru tarafta olanların pes etmediğini; dünyanın dört bir köşesinde nice isimsiz kahramanın adil bir dünya için mücadele ettiğini gösterecektir. Unutmayalım ki bireysel her eylem, dünyayı değiştirme gücüne sahiptir. İnsan olmak, bir duruş ortaya koymaya memur olmak demektir. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin." İnsanın mesleki bilgisini insanlığa hizmet yolunda kullanması, yeni bir yol açar. Yeter ki biz, büyük–küçük demeden gündelik hayatımızda attığımız her adımda haktan yana bir tavır ortaya koyalım.

GAZZE'NİN TOPRAKLARI ÇOCUK MEZARLIĞI OLDU

Değerli konuklar; bundan dört ay önce, Gazze'de ateşkes imzalandığında insanlık olarak derin bir nefes aldık. Ancak üzülerek görüyoruz ki ateşkese rağmen Gazze'ye yönelik saldırılar hâlâ devam ediyor. Ne acıdır ki Filistin söz konusu olduğunda, evrensel değerlere rağmen insanlığın ortak vicdanı suskun kalabiliyor. Yılbaşından bu yana Gazze'de on binlerce çocuk hayatını kaybetti. Gazze'nin toprakları çocuk mezarlığına dönerken, yıkımın yüzde doksanlara ulaştığı bölgede insanlar kış şartlarında çadır dahi bulamadan donarak can veriyor. Evlat acısı, bir insanın yaşayabileceği en ağır imtihanlardan biridir; Gazze'de ise bu acı, gündelik hayatın bir parçası hâline geldi. Ne yazık ki bu görüntüler, sosyal medyanın akışı içinde; videoların, tanıtımların arasında kaybolup gidiyor. Kederine sarılmış bir bebeğin görüntüsü birkaç saniye sonra geçiliyor. Gelin, merhamet yorgunluğuna teslim olmayalım. Bugün dinlediğimiz hikâyelerden aldığımız ilhamla; mazlumlara ses olmaya, yanlışları düzeltmeye, empatiyle hareket etmeye ve zalimin karşısında yürekten durmaya devam edelim. Unutmayalım ki her insan, kendi hikâyesinin sorumluluğunu taşır. Bu düşüncelerle sözlerime son veriyor; programda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri muhabbetle selamlıyorum. Çok sağ olun.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!