İstiklal Marşı, kabulünün 105. yılında: Karanlık günlerin cesaret meşalesi
Vatan şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Allah bir daha bu millete böyle bir marş yazmayı nasip etmesin” dediği İstiklal Marşı, aradan geçen 105 yılda milli direnişin en güçlü sembolü oldu
İstiklal Marşı, milletin bağımsızlık iradesini mısralara taşıyan eşsiz bir destan olarak 12 Mart 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Mehmet Akif Ersoy'un kaleminden çıkan dizeler, işgal altındaki bir milletin umuda tutunuşunun simgesi oldu. Marşın ilk kelimesi "Korkma" ise karanlık günlere karşı yakılmış bir cesaret meşalesiydi.
Milli Mücadele'nin en çetin günlerinde kaleme alınan marş, cephede savaşan askere moral, işgal altındaki Anadolu insanına umut oldu. Yarışma için gönderilen yüzlerce şiir arasından seçilen eser, dönemin ruhunu en güçlü yansıtan metin olarak tarihe geçti.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İstiklal Marşı'nın Türk milleti açısından önemini, "Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. Bunu ne unutmak ne de unutturmak gerekiyor. İstiklal Marşı'nda, istiklal davamızı anlatması açısından büyük bir manası olan mısralar vardır" ifadeleriyle dile getirmişti.

MİLLETE YOL ÇİZDİ
Akif'in eşsiz dizeleri bir millete istikamet çizdi. İstiklal Marşı, kabulünün ardından İngilizce, Almanca, Fransızca, Macarca ve Farsça'ya çevrilerek yurtiçinde ve yurtdışında dağıtıldı.
Akif, şiiri kaleme aldığı dönemde maddi problemler yaşasa da 500 liralık ödülü kabul etmedi. İstiklal Marşı'nı da bütün şiirlerini topladığı 'Safahat' adlı kitabına almadı.
Diğer taraftan İstiklal Marşı'nın kabul ediliş öyküsünün anlatıldığı "O Günün Hikâyesi", bugün 09.30'da TRT Türk'te yayımlanacak. Program 19.00'da ise TRT Belgesel ekranında izlenebilecek.
4 DEFA OKUNDU
İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de, Meclis kürsüsünden Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından okundu. Şiir okunurken milletvekilleri büyük bir coşku yaşadı. Şiir tam 4 kez tekrarlandı.
TACEDDİN DERGÂHINDA YAZILDI
1921 yılının başlarında Ankara'ya gelen Mehmet Akif, Millî Mücadele günlerinde Taceddin Dergâhı'nda kendisine ayrılan küçük bir odada kaldı. Dergâh, o dönem hem din âlimlerinin hem de aydınların uğrak noktasıydı. Akif, marşın dizelerini bu mütevazı odada yazdı.