Türkiye’siz Avrupa siyasi kuraklığa mahkûmdur

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu: Türkiye jeopolitik düğümlerin tam ortasında, kilit noktası ve cümle kapısı. Bu basiretsiz uluslararası sahada mesele, Türkiye’nin nerede durduğu değil, Avrupa Birliği’nin nereye savrulduğudur

Türkiye’siz Avrupa siyasi kuraklığa mahkûmdur

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu. Bahçeli'nin gündeminde geçtiğimiz günlerde "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin" sözleriyle Türkiye'yi dışlayıcı bir dil kullanan Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen vardı. Bahçeli "Avrupa Komisyonu Başkanı'nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez, zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur" dedi. İşte Bahçeli sözlerinden satırbaşları: Bu küstah dilin 'jeopolitik bakımdan sorunlu', 'gerçeklikten kopuk' ve 'çifte standartlı bulunduğu' bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir. Hatta aynı çevreler, 'Türkiye'nin Avrupa güvenliği bakımından temel bir müttefik, enerji hatları ve kaynakları bakımından hayati bir damar, göç yönetimi bakımından kilit bir ortak ve bölgesel denge bakımından vazgeçilmez bir güç olduğunu' hatırlatmak zorunda kalmıştır. Bu tutum, siyasal ahlak bakımından sakattır, stratejik akıl bakımından ise tutarsızdır. Bu tavır, ortaklık dili üretemez, samimiyet doğuramaz, güven iklimi inşa edemez.

İKİYÜZLÜ AVRUPA ZİHNİYETİ
Türkiye jeopolitik düğümlerin tam ortasında, kilit noktası ve cümle kapısı. Bu basiretsiz uluslararası sahada mesele, Türkiye'nin nerede durduğu değil, Avrupa Birliği'nin nereye savrulduğudur. Mesele Türkiye'nin duruşu değil, Türkiye'yi gerektiğinde dışlayıp gerektiğinde kullanmak isteyen çıkarcı, ikiyüzlü Avrupa zihniyeti.
Bu tablo yeni değil, Avrupa bugün kendi siyasi körlüğüyle yüz yüze. Şayet Avrupa, Türkiye'ye karşı kullandığı dili adalet, hakkaniyet ve rasyonalite zeminine çekmezse, şayet kendisini hâlâ eski hiyerarşi duygusunun konforu içinde zannederse, şayet Türkiye'yi 'ihtiyaç anında çağrılacak, rahatladığı anda ötede tutulacak bir unsur' gibi görmeyi sürdürürse, kendi tarlasını nadasa mahkûm eden siyasi bir kuraklıkla karşı karşıya kalacaktır. Tarih, kibrini aklının önüne geçiren merkezlerin nasıl çözüldüğüne defalarca şahittir.

Ursula Hanım'ın şahsında tüm Avrupa efkârına buradan sesleniyorum. Biz, kökleri Asya'nın derinliklerine inen, dalları Avrupa ufkuna uzanan, gölgesi Afrika'ya düşen büyük bir medeniyetin tecessüm etmiş devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'yiz. Bize dar bir yer göstermeye çalışanlar, büyük milletlerin harita cetvelleriyle anlaşılamayacağını hâlâ idrak edememiş olanlardır. Türkiye, 'gel' denildiğinde gelen, 'git' denildiğinde giden bir unsur gibi görülemez. Türkiye dosttur, fakat dostluğu tahkire açık bir mahiyette değildir. Türkiye ile ilişki kurmak isteyen herkes, önce bu milletin onurunu, bu devletin vakarını ve bu tarihin ağırlığını hesaba katmak zorundadır ve herkes şunu çok iyi bilmelidir: Türkiye yalnız rahat günlerin devleti değildir. Bu milletin acı eşiği yüksektir. Bu devletin kriz hafızası derindir. Türkiye, sarsıntı anlarında savrulmayan, yüksek basınç anlarında paniğe kapılmayan, tahrik karşısında öfkesini akla, gerilimi stratejiye, tehdidi iradeye tahvil eden köklü bir devlet geleneğinin bugünkü adıdır. Tansiyon yükseldiğinde yönünü şaşıran nice devletler görülmüştür. Türkiye ise en çetin zamanlarda dahi istikamet duygusunu muhafaza eden, soğukkanlılığı kuvvetle mezceden, sabrı kudretle tamamlayan bir devlettir.
Bizim yönümüz asırlardır Batı'yla temas eden, Batı'yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir ne Avrupa bürokrasisi Türkiye'ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Buna ancak milli menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiye'siz yapamaz. Güvenlikte, enerjide, göç yönetiminde, ulaştırmada yapamaz, bölgesel dengeyi kurarken yapamaz.


MHP, TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN YEGÂNE KALESİ

3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevkidir. MHP, Türk milliyetçiliğinin yegâne kalesi, devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcu, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, yoldan çıkmamışların son sığınağı, Türklük gurur ve şuurunu İslam ahlak ve faziletiyle ruhunda buluşturan dava arkadaşlarının "tek yuvası"dır.

BİZE YER GÖSTERMEYE ÇALIŞANA YERİNİ HATIRLATACAK KUDRETİMİZ VAR

Türkiye, Avrupa'nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez Türkiye, Avrupa'sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye'ye karşı kurduğu dili, çıkar hesabıyla değil, rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir, bu çağ, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ, alışkanlıkların değil, aklın çağıdır. Çünkü bu çağ, ezberlerin değil, yeni denge arayışlarının çağıdır. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki Türkiye Cumhuriyeti, başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Bize sınır çizmeye yeltenenlere ufuk gösterecek hafızamız vardır. Bize had bildirmeye kalkışanlara tarih, coğrafya ve devlet aklı üzerinden cevap verecek irademiz ziyadesiyle mevcuttur.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE BÖLGEYE NEFES ALDIRACAK

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağa'nın Kerkük Valisi olarak seçilmesi önemli. Bu gelişme, Kerkük'te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Nasıl ki Türkiye Yüzyılı'nın kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü 'Terörsüz Türkiye' ise, gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir. Türkiye "terör belasından kurtuldukça Kerkük'te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracak. Bizim muradımız, tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir. Asır Türkiye asrıdır, ne Kerkük'ü ne Musul'u unuturuz.

DÜNYA MEDYASI: TÜRKİYE KİLİT AKTÖR

AVRUPA Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in "Avrupa kıtasını Rus, Türk veya Çin etkisine düşmeyecek şekilde tamamlamalıyız" sözleri, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilere dair tartışmaları alevlendirdi. AB'nin Batı Balkanlar'da Türkiye'nin etkisine neden ihtiyaç duyduğunu ele alan dış basın, Türkiye'nin bölgede Avrupa için bir tehdit değil, istikrarı pekiştiren kilit aktör olduğunu belirtti. The Caspian Post'ta yayımlanan bir analizde, Avrupa Birliği'nin Batı Balkanlar'da Türkiye'nin etkisine neden ihtiyaç duyduğu ele alındı. Analizde, Türkiye'nin bölgede bir tehdit değil, istikrarı pekiştiren doğal bir aktör olduğu ifade edildi. Türkiye'nin bölgedeki etkisi olmadan ortaya çıkacak güç boşluğunu Avrupa'nın dolduramayacağı kaydedilirken, Ankara, bölgedeki barış ortamının korunmasında kilit aktör olarak gösterildi.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!