"SADECE GEÇTİĞİMİZ AY 803 MİLYON DOLAR DEĞERİNDE ÜRÜN İHRAÇ ETTİK"
Erdoğan, savunma sanayisinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaşıldığını, geliştirilen ürünleri doğrudan sahada test ettiklerini, geri bildirimlerin ışığında sürekli yenileyip güncellediklerini aktardı.
Mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin, sektörde faaliyet gösteren 4 bine yakın firmanın başarılarına her gün yenilerinin eklediğini ifade eden Erdoğan, bu eklemeyle birlikte güvenlik birimlerini yerli ve milli ekipmanlarla, son teknolojiye sahip teçhizatlarla donattıklarını vurguladı.
Başkan Erdoğan, bilhassa ihracatta çıtayı her geçen gün daha da yükselttiklerinin altını çizerek, şunları söyledi:
"Son 12 ayda 11 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek yeni bir rekora imza attık. Ocak-Haziran dönemi ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30'a yakın artışla 4 milyar 665 milyon dolara ulaştı. Sadece geçtiğimiz ay 803 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettik. Tabii şurası da mühimdir, risk ve tehditleri doğru okuyabilen, bu sistem ve teknolojileri etkin kullanabilen, farklı platformlardan gelen verileri uygulamaya döken subaylarımız ve askerlerimiz de savunma sanayisinde yakaladığımız bu ivmeyi sahada milli kazanımlara dönüştürmektedir. Kurmay aklın üretim merkezi olan Milli Savunma Üniversitemiz ise yetiştirdiği vatan evlatlarıyla bu kazanımları sürdürülebilir kılmaktadır."
Başkan Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesinin (MSÜ) Yenilevent Kampüsü'nde düzenlenen 16'ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile Kuvvet Harp Enstitüleri 8'inci Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi'nin mezuniyet törenindeki konuşmasında, Türk milleti olarak dünyada başka hiçbir milletle mukayese edilemeyecek ölçüde köklü ve zengin bir askeri birikime sahip olduklarını belirtti.
Türk Kara Kuvvetleri'nin iki hafta önce 2235'inci yaşını kutladığını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Dünyanın en eski askeri müzesi olan Harbiye Askeri Müzesi'ni 1453'te kurmuş bir milletiz. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım. Biz yalnızca bugünkü orduların temelini teşkil eden, onlu sistemi kuran değil, aynı zamanda hilal taktiğine asıl derinliğini veren, yontma keser taktiğini ve örtme harekatını da dünya savaş literatürüne kazandıran bir milletiz. Evcilleştirdiğimiz atları cenk meydanlarında fırtına gibi kullanarak piyade ağırlıklı savaşın konseptini biliyorsunuz, biz değiştirdik. Süvariye 360 derecelik manevra imkanı sunan üzengiyi ordu-millet olarak biz icat ettik. İstanbul'un fethiyle bir çağı kapatıp diğerini açarken, Sultan Fatih'in döktürdüğü Şahi toplarıyla karadan yürüttüğümüz gemilerle askeri dehamızın ışıltısıyla yeni bir destan kaleme aldık. Mehteri, savaş alanında birlikleri yönlendiren bir orkestra olarak yine biz kullandık."
Erdoğan, Türk milletinin daha birçok yeniliği harp sahasına ve sanatına kazandırdığına işaret ederek, "Tüm bunları yaparken toprakla birlikte gönüller de fethettik. Gücümüzü iyilik ve adaletle, zekamızı erdem ve merhametle taçlandırdık." diye konuştu.
"GÖNÜL COĞRAFYAMIZDA KANAYAN YARALARI BİZ SARIYORUZ"
Bugün de aynı çizgide ilerlediklerini ve ecdadın mirasına en güzel şekilde sahip çıktıklarını dile getiren Erdoğan, "Gönül coğrafyamızda kanayan yaraları biz sarıyor, diyalog kanallarının açık tutulmasında öncü roller üstleniyoruz. Balkanlar'dan Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Afrika'ya barışın ve huzurun kalıcı hale gelebilmesi için her türlü kapıyı zorluyoruz." ifadelerini kullandı.
Başkan Erdoğan, aynı şekilde mensubu oldukları uluslararası ittifaklarda çok güçlü varlık gösterdiklerini vurgulayarak, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne Ankara'da başarıyla ev sahipliği yaptıklarını, değişen güvenlik koşulları ekseninde İttifak'ın geleceğini Türkiye'de ele aldıklarını bildirdi.
NATO'nun güney doğu kanadının emanet edildiği bir ülke olarak mevcut gündeme dair değerlendirmelerini müttefikleriyle paylaştıklarını aktaran Erdoğan, Ankara Zirvesi'nin bölgede ve dünyada barış ve istikrarın tesisine katkı sağlamasını temenni etti.
Başkan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hangi teşkilata üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik. Bu şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız. Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemez, milli güvenliğimizden asla taviz veremeyiz. Dolayısıyla hem milli güvenliğimizi eksiksiz biçimde tahkim etmek hem de bunu hukuk, meşruiyet ve demokrasi içinde yapmak mecburiyetindeyiz. Her fırsatta söylediğim gibi iç kalemizi sağlam tutacağız. Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru yol alırken, 86 milyon olarak kardeş ve kaderdaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız. Özellikle ülkemizi yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtarmak amacıyla yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla inşallah içeride ve dışarıda yeni bir hikaye yazmaya başlayacağız."
Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik ederek, üstlenecekleri görevlerinde başarı dileyen Erdoğan, misafir subayları da aynı samimi duygularla kutladığını belirterek, ülkelerindeki dostlarına da kendisinden selam götürmelerini istedi.

Programda, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu da konuşma yaptı.
Deniz Albay Adem Girgin de mezunlar adına konuşma yaparken, mezun misafir askerler adına da Kuzey Makedonya Kuvvet Komutanlarından Albay Fuat Alil konuştu.

Dönem birincilerine diplomaları Başkan Erdoğan tarafından verildi. İkinciler diplomalarını Bakan Güler'in, üçüncüler Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov'un, dördüncüler İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin, beşinciler Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun, altıncılar ise Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun elinden aldı.
Misafir öğrencilere de diplomalarını Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile MSÜ Rektörü Prof. Dr. Afyoncu verdi.