Devletin üst kademesi hain kalkışmaya tanıklığını anlattı: FETÖ'nün kirli planları halkın gücüyle engellendi

Üsküdar’da Enstitü Sosyal’in ev sahipliğinde, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümü dolayısıyla "10. Yılında 15 Temmuz'u Hatırlamak" forumu düzenlendi. Forumda, 15 Temmuz'un kırılma noktalarını anlatan dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, telsizden "Gerekirse karşı koyulacak, gerekirse silah kullanılacak" emrini yaydıklarını belirtirken, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise emniyete, "Cumhurbaşkanımızın evine gelmeye kalkışan hainlere karşı gerekirse silahla karşı koyun" talimatını verdiğini ifade etti.

Devletin üst kademesi hain kalkışmaya tanıklığını anlattı: FETÖ’nün kirli planları halkın gücüyle engellendi

Türkiye'nin yakın tarihindeki en büyük kırılma noktası olarak kayıtlara geçen 15 Temmuz hain darbe girişimin yıl dönümde, 15 Temmuz'un önemli tanıkları Üsküdar'daki Enstitü Sosyal binasında bir araya geldi. Burada konuşma yapan tanıklar darbe gecesi FETÖ militanları ve onların amaçları hakkında kesitlerden bahsederken milletin, örgüt karşısındaki sokakta verdiği mücadeleye değindi. Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü ve Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu üyesi İpek Coşkun Armağan açılış konuşmasını yaptı. 15 Temmuz hakkında hazırlanan video ve anlatımlar izletildi. Daha sonra ise sırasıyla konuşmacı olarak dönemin Başbakan Danışmanı Necdet Subaşı, Yazar Hasan Mert Kaya, Dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve darbe gecesi yayın yapan A Haber spikeri Banu El sahneye çıktı.



"HİÇBİR POLİS SİLAHINI TESLİM ETMEYECEK, GÖREV YERİNİ TERK ETMEYECEK"

Darbe girişimi başladığı sırada Vatan Caddesi'ndeki makam odasında DAEŞ hakkında bir terör operasyonu planladıklarını belirten Mustafa Çalışkan, askerin polisin silahına el koymaya çalıştığı haberi üzerine refleksle bir emir verdiğini söyledi. Çalışkan, "Hiçbir polis silahını asla teslim etmeyecek. Gerekirse karşı koyulacak, gerekirse silah kullanılacak" sözleriyle o gece sahadaki tüm personele net bir duruş aşıladıklarını vurguladı. Bu talimatın tereddüt anlarını ortadan kaldırdığını ifade eden Çalışkan, telsiz ve sosyal medya kanallarıyla dalga dalga yayılan bu emrin İstanbul sınırlarını aşarak Türkiye genelinde direnişin en önemli kırılma noktalarından biri haline geldiğini aktardı.



"CUMHURBAŞKANIMIZ TALİMATIYLA HAVALİMANINI GÜVENE ALDIK"

Gecenin ilerleyen saatlerinde Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelerin detaylarını paylaşan Çalışkan, şehirdeki ellerinde kalan yalnızca 1 adet zırhlı araç olmasına rağmen mücadeleye kararlılıkla devam ettiklerini belirtti. Başkan Erdoğan'ın "Kule ne durumda" sorusu üzerine durumun ehemmiyetini anlayıp hemen havalimanındaki ekipleri aradığını ifade eden Çalışkan, "Gerekirse orada ölün ama bana 15-20 dakika içinde kuleyi geri aldık diye cevap verin" talimatıyla kuleyi darbecilerden temizlediklerini ve Cumhurbaşkanı'nın havalimanına güvenle inmesini sağladıklarını söyledi.



"MÜDÜRÜMÜZ GİBİ KAHRAMANLAR, BÜYÜK BİR DİRAYET GÖSTERDİ"

Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak da Mustafa Çalışkan'ın ardından mikrofonu alarak şunları söyledi:

"15 Temmuz gecesi yaşanan ve bir kısmı bizimle mezara gidecek olan pek çok tarihi anı vardır ki günü geldiğinde inşallah hepsi aşikar olacaktır. Bizler o gece hem şahsımız hem de evlatlarımızla imtihan olurken; Mustafa müdürümüz gibi kahramanlar, evlatlarıyla vedalaşma fırsatı bile bulamadan büyük bir dirayet göstermiştir; Rabbim kendisinden razı olsun. O karanlık gece, aylar veya yıllar öncesinden planlanmış organize bir örgüt darbesine karşı, sadece devlet kurumlarının değil, milyonlarca vatandaşın Allah'ın yardımıyla ve gökten inen bir sekine duygusuyla çıplak elleriyle tankların önüne çıktığı, benzeri görülmemiş bir destandır.

Bizler normal şartlarda "Saat 9'da köprüde buluşalım" diye sözleşsek belki de bu kadar insanı bir araya getiremezken, o gece milletimizin üzerine çöken muazzam bir rahmet ve dualar sayesinde bu hain operasyon bertaraf edilmiştir.

"İKİ PİLOTTAN BİRİ FETÖ'CÜYDÜ BİZİ YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞTI"

"Uçak yolculuğumuz sırasında yaşadıklarımız ise o gecenin ne denli kritik operasyonlarla yönetildiğinin en net kanıtıdır. Telefonlarımız dinlendiği için nereye gideceğimiz tahmin edilemesin diye Bodrum, Aydın, İzmir ve Dalaman alternatifleri üzerinden şaşırtma hamleleri yaptık; nitekim son anda Dalaman'a inip uçağa geçtiğimizde, sonradan içlerinden birinin FETÖ'cü olduğunu öğreneceğimiz pilotlar, Sabiha Gökçen'in sıkıntılı olduğunu bildiğimiz halde bizi oraya yönlendirmeye çalıştı. Atatürk Havalimanı için de "Piste kamyon çekmiş olabilirler, çakılabiliriz" yönündeki tüm engelleme çabalarına rağmen, Mustafa müdürümüzden aldığımız "İşlem tamamdır, arkamız sağlam" güvencesiyle Cumhurbaşkanımızı ikna ederek havalimanına güvenle indik."



YAPTIĞI KONUŞMAYLA DARBECİLERE "MECLİS AYAKTA" DEDİ

Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Gazeteci Banu El moderatörlüğünde programın sonunda sahneye çıktı. Bozdağ o gün yaşananlar için, "15 Temmuz gecesi halkımız, çıplak elleriyle tanklara ve uçaklara karşı durarak tarihte eşi benzeri görülmemiş bir direnişe imza atmış; bizler de milletvekilleri olarak o gece Meclis'in kapılarını açık tutarak "cesetlerimizi çiğnemeden buraya giremezsiniz" kararlılığıyla millî iradeye sahip çıkmışızdır. FETÖ'cü teröristlerin, millî iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni doğrudan hedef alıp bombalaması, sadece bir binayı değil 86 milyonun iradesini yok etme çabasıdır; ancak bu alçak saldırı karşısında Meclis'in çalışmalarına ara vermeden devam etmesi, Gazi Meclis'in ikinci kez "Gazi" unvanını hak eden o tarihi duruşunu tarihe altın harflerle kazımıştır" dedi.



SELAMİ YILDIZ'A "KORUMALARI DEĞİŞTİR, DİRENENİ VUR" TALİMATINI VERDİM

Bekir Bozdağ, 15 Temmuz hain darbe girişimi sürecinde, mevcut İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız'ın aldığı talimatlarla devletin yanında gösterdiği dirayete değindi. Bozdağ, "O dönem yargıyı ve emniyeti kuşatan FETÖ, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ve oğlu Bilal Erdoğan'ın evinde arama yapılması yönünde bir karar çıkarmıştı. Tehlikenin büyüklüğünü görerek hemen Selami Yıldız Bey'i aradım ve kendisine, 'Selami, Sayın Cumhurbaşkanımızın evinin etrafındaki bütün korumaları derhal değiştir. Yerlerine vatanını, milletini seven özel harekatçıları yerleştir. Eğer oraya uydurma kararlarla aramaya kalkışan hainler gelirse, gerekirse silahla karşı koyacaksınız ama o kapıdan içeri adım attırmayacaksınız' talimatını verdim. Selami Müdürümüz bu meydan okumayı tereddütsüz kabul ederek tüm koruma kadrosunu vatansever unsurlarla değiştirdi ve liderimizin can güvenliğini korudu."

"15 TEMMUZ TÜRKİYE'NİN ÖNCEKİ DARBELERİNDEN FARKLILAŞAN BÜYÜK BİR TOPLUMSAL KIRILMADIR"

Prof. Dr. Necdet Subaşı, 15 Temmuz'un toplumsal kırılma boyutunu değerlendirerek ortak yaşamın yeniden inşasında toplumsal hafızanın belirleyici rolünü vurguladı:

"15 Temmuz, FETÖ'nün toplumsal zaaf ve beklentileri istismar etmesiyle oluşan ve Türkiye'nin önceki darbelerinden farklılaşan büyük bir toplumsal kırılmadır. Bugün temel sosyolojik mesele, bu kırılmanın yol açtığı güvensizliği aşarak ortak yaşamı nasıl yeniden kuracağımızdır. Tanıklıkları kayıt altına almak, toplumsal hafızayı canlı tutmak ve unutmaya karşı ortak bir bilinç geliştirmek, hem sosyolojik hem de kamusal bir sorumluluk."



"TOPLUMSAL HAFIZA ZAYIFLADIĞINDA, YAŞANANLAR SIRADANLAŞTIRILMAYA AÇIK HALE GELİR"

Forum, küratör ve yazar Hasan Mert Kaya'nın konuşmasıyla devam etti. Kaya, 15 Temmuz'un gelecek kuşaklara doğru aktarılabilmesi için toplumsal hafızanın somut tanıklıklar ve belgelerle korunmasının önemine dikkat çekti.

Kaya şunları söyledi:

"15 Temmuz'u hatırlamak, gerçeği somut kayıtlarla koruyarak gelecek kuşaklara aktarmaktır. Çünkü toplumsal hafıza zayıfladığında, yaşananlar manipülasyona, inkâra ve sıradanlaştırılmaya açık hâle gelir. Bu nedenle Hafıza 15 Temmuz'u bir müzeden ziyade yaşanmışlığın, tanıklığın ve hakikatin muhafaza edildiği bir bellek mekânı olarak düşündük. 15 Temmuz'un tankları, uçakları, cephaneleri ve planlamasıyla gerçek bir darbe girişimi olduğunu belgelemek, geleceğe karşı taşıdığımız tarihî sorumluluğun bir parçası."

"O GECE SOKAĞA ÇIKANLAR VİCDAN VE SEZGİYLE HAREKET ETTİLER"

Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan da 15 Temmuz 2016 gecesinin sıradan bir tarih olmadığını söyledi.

Armağan, tankların, uçakların, mermilerin hepsinin demirden olduğunu ancak insan iradesinin demirden çok daha ağır olduğunu kaydederek, "FETÖ ve işbirlikçi karanlık odakların halkın üzerine tanklarla, füzelerle ve savaş uçaklarıyla yürüdüğü o saatlerde ülkemizi sömürülecek bir koloni gibi gören zihniyete en sert cevabı meydanlarda verdik. O gece milletimiz Necip Fazıl'ın dizelerine bir nazire yaparcasına füzelere sapan taşlarıyla mukabelede bulunmuş, üzerlerine sürülen tanklara karşı zerre kadar korku duymadan özgürlüğünü savunmuştur." ifadelerini kullandı.

Bu insanları sokağa döken, tankların önüne çıkaran gücü bir sosyolog olarak açıklamakta zorlandığını ifade eden Armağan, "Reşat Nuri Güntekin'in çok güzel bir sözü vardır. Diyor ki 'Anadolu insanı belki alim değildir ama ariftir.' Bu marifetle ve sezgiyle o sokaklara çıktılar. O gece meydanlara çıkanlar Türk siyasal hayatı üzerine tezler okudukları için değil, bir toplumsal vicdan ve sezgiyle hareket ettiler." diye konuştu.

Armağan, "Milletimiz liderine ve devletine yapılan saldırının kendi hanesine yapıldığını biliyordu. O gecenin ne kadar ağır bir tehdit olduğunu, hürriyetimizin kalbi olan Büyük Millet Meclisimizin bombalanması açıkça göstermektedir. O anlarda Meclisi terk etmeyen, milli iradeyi yok saymaya çalışan hainlere karşı sabahın ilk ışıklarına kadar direnen Sayın Bekir Bozdağ ve milletvekillerimizin duruşu tarihimizin altın sayfalarından biridir." değerlendirmesinde bulundu.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!