İşte Mekke anlaşmasının jeopolitik şifreleri! Bölgede dengeleri değiştirecek tarihi hamle
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması TBMM Başkanlığına sunuldu. Orta Doğu'da barış ve güvenliği hedefleyen anlaşma bölgesel güvenlik mimarisinde hem yeni bir dönemi başlatacak hem de dengeleri değiştirecek. Peki anlaşma Türkiye'ye hangi avantajları sağlayacak? İttifakın genişleme ihtimali var mı? Türk savunma sanayiinin küresel arenadaki gücü daha da artacak mı? Orta Doğu Uzmanı Haydar Oruç konuya ilişkin sabah.com.tr'nin sorularını yanıtladı. Haydar Oruç, "Türkiye, tıpkı “terörsüz Türkiye, terörsüz bölge” anlayışında olduğu gibi sadece kendini değil tüm bölgenin güvenliğini önceleyen bir aktör olarak, Mekke Anlaşmasının sağlayacağı caydırıcılığı ve ortaya koyacağı güvenlik garantilerini tüm bölge ülkelerinin hizmetine sunmayı, yaygınlaştırmayı hedeflemektedir." vurgusunu yaptı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması Meclis'e sunuldu. Ortak savunma garantisinden istihbarat ve savunma sanayii iş birliğine kadar yeni bir dönemi başlatacak anlaşma; Türkiye'yi bölgede ana aktör yapıyor. Orta Doğu Uzmanı Haydar Oruç, ittifakın küresel yansımalarını, Mısır ve diğer ülkelerin muhtemel katılımını ve Türk savunma sanayiine sağlayacağı katkıyı sabah.com.tr'ye açıkladı.
Mekke Anlaşması'nın jeopolitik şifrelerini, Türkiye'nin küresel ölçekte artan rolünü değerlendiren Orta Doğu Uzmanı Haydar Oruç, Türkiye'nin Somali ve Katar'daki askeri varlığı nedeniyle bölge denizlerine uzak olmadığını belirterek, Mekke Anlaşması'nın bu durumu perçinleyip kurumsallaştıracağını ifade etti.

Oruç, "Türkiye doğrudan sahada oyun kurucu ve dengeleyici bir güç haline mi geliyor?" sorusuna şu şekilde yanıt verdi:
Bir taraftan Suudi Arabistan ile girilecek yakınlaşma ile Arap Yarımadası çevresinde daha etkili bir pozisyon alınacak, diğer taraftan da Pakistan ile halihazırda mevcut olan dost ve kardeşlik mertebesinde ilişkiler iyice pekişerek Türkiye'nin Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda daha görünür olması mümkün hale gelecektir.

Orta Doğu Uzmanı Haydar Oruç
Dolayısıyla Mekke Anlaşmasının; Türkiye'nin alaka ve menfaatlerini genişletme, askeri, siyasi ve ekonomik kapasitesini arttırma, dost ve kardeş ülkelere kuvvet aktarımı yapma, NATO gibi üyesi olduğu mevcut güvenlik ittifakları dışında da işbirlikleri yapabilme yeteneği kazanma, Körfez'deki sorunların çözüm mekanizmalarında yer alması gibi avantajlar sağlaması beklenmektedir. Bu durum Türkiye'nin etki alanını genişleteceği gibi, bölgede ve bölge dışında sürdürdüğü sorun çözücü ve arabulucu ülke pozisyonunu da güçlendirecektir.

ANLAŞMA ÜÇ ÜLKEYE NELER KAZANDIRACAK?
Mekke Anlaşması'nın üç ülke için neler getireceğini ve anlaşmanın öne çıkan maddelerini değerlendiren Haydar Oruç, "Mekke Anlaşması doğası gereği bir savunma ittifakı olmakla birlikte, kuruluş akdinde içerdiği hususlar itibariyle aslında Ortadoğu bölgesinde kurulacak yeni güvenlik mimarisinin nüvesini oluşturma arayışında olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurucu ve ileride katılması muhtemel ülkelerin, ilave güvenlik ihtiyaçlarına cevap verecek bir mekanizma olarak görülebilir."
"Zira bu ülkeler halihazırda bazı ittifaklara üye olsalar veya bir takım güvenlik taahhütleri almış olsalar da, nihayetinde bu garantilerin yer yer aşındığı ve kifayetsiz hale geldiği görülmüştür. Bu nedenle anlaşmanın en önemli kazanımının imzacı ülkelere, ortaya koyacağı caydırıcılık sayesinde ilave güvenlik garantileri sunmasıdır. Anlaşmanın en önemli maddesi, tıpkı NATO'nun 5'inci maddesinde olduğu gibi ittifakın herhangi bir ülkesine saldırı olması halinde bunun tüm üye ülkere yapılmış kabul edileceği ve top yekün mukabele edilmesini öngören 2'inci maddesi olarak gözükmektedir. Ancak istihbarat paylaşımı, askeri eğitim, lojistik altyapı kurulması ve savunma sanayi işbirliklerini içeren diğer maddelerin de en az 2'inci madde kadar önemli olduğu değerlendirilmektedir. " dedi.

TÜRK SAVUNMA SANAYİİ VURGUSU
Anlaşma, "Türk savunma sanayiini küresel ligde daha öne çıkarır mı?" sorusuna Haydar Oruç, "Dikkat edileceği üzere Mekke Anlaşmasına yönelik yorumlarda; üç çekirdek üyenin sahip olduğu özellikler öne çıkarılmış olup, anlaşma ile ortaya önemli bir sinerjini çıkmasının beklendiği ifade edilmektedir. Bu kapsamda Türkiye'nin ortaya koyduğu en önemli koz haliyle savunma sanayinin ürettiği ürünler olmuştur. Halihazırda önemli bir savunma sanayi ürünleri tedarikçisi ve ithalatçısı olan Türkiye'nin, Mekke Anlaşmasının kurumlaşması ve genişlemesinden sonra bu konudaki pozisyonunu daha da geliştireceği ve ilk 10 ülke arasına gireceği değerlendirilmektedir." yanıtını verdi.

İTTİFAK GENİŞLER Mİ?
Mısır'ın bu anlaşmaya yeşil ışık yakması, ittifakın genişleme ihtimali ve jeopolitik denklemi nasıl değiştireceğiyle ilgili Haydar Oruç, "Bölgesel Dörtlü'nün (R4) önemli bir üyesi olan Mısır'ın da Mekke Anlaşması'nın kurucu ülkelerinden olması beklenirdi. Ancak gerek Mısır'ın önce süreci izlemek istemesi gerekse de diğer üyelerin kurucu ülke sayısı sınırlı tutma istekleri nedeniyle bu mümkün olmamıştır. Ancak anlaşmanın ilanından sonra yapılan açıklamalarda, anlaşmanın diğer bölge ülkelerinin katılımına açık olduğunun özellikle belirtilmesi ve Dışişleri Bakanı Fidan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da Mısır'ın Mekke Anlaşmasına katılımının beklendiğine yönelik açıklamalar yapılması, Mısır'ın da yakın zamanda ittifaka katılmasının gündemde olduğunu düşünmemize yol açmıştır."
"Mısır hem nüfusu hem de Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Akdeniz ve Nil nehri gibi önemli coğrafi faktörlere sahip olması veya kıyıdaş olması hasebiyle çok önemli bir bölge ülkesidir. Böyle bir ülkenin ittifakın dışında kalması beklenemez. Mısır'ın da anlaşmaya taraf olmasıyla, Mekke İttifakına niteliksel olarak önemli bir katkı sağlayacağı gibi sahip olduğu askeri imkan ve kabiliyetler ile çevre ülkelerdeki etki kapasitesiyle ittifakın önemli bir ülkesi haline gelecektir. " değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE TÜM BÖLGENİN GÜVENLİĞİNİ ÖNCELİYOR
Haydar Oruç, "Mekke Anlaşması'nı Türkiye'nin kendi bağımsız güvenlik mimarisi için bir dönüm noktası olarak okumak yerine, "bölgesel sahiplenme" söylemi vesilesiyle kurmaya çalıştığı yeni bölgesel güvenlik mimarisinin ilk meyvesi olarak okumak daha rasyonel bir tercih olacaktır. Zira adı üzerinde bir ittifak kurulmaya çalışılmakta olup, bu durum Türkiye'nin istikrar, güvenlik ve refah taleplerinin sadece kendisi için değil tüm bölge için olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatmaktadır. " dedi.
Oruç, "Mekke Anlaşması Türkiye için dönüm noktasıdır ama bu, müstakil bir güvenlik anlayışında bölgesel güvenlik anlayışına geçişi göstermesi bakımından bir dönüm noktası olarak görülmelidir. Türkiye, tıpkı "terörsüz Türkiye, terörsüz bölge" anlayışında olduğu gibi sadece kendini değil tüm bölgenin güvenliğini önceleyen bir aktör olarak, Mekke Anlaşmasının sağlayacağı caydırıcılığı ve ortaya koyacağı güvenlik garantilerini tüm bölge ülkelerinin hizmetine sunmayı, yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. " ifadelerine yer verdi.

İŞTE 16 MADDEDEN OLUŞAN MEKKE ANLAŞMASI
Madde 1: "Taraflar" birbirlerinin bağımsızlığının, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve uluslararası alanda tanınan hudutlarının ihlal edilemezliğinin sağlanması ve korunmasını teminen işbirliği yaparlar. "Taraflardan" herhangi birinin toprak bütünlüğünün, egemenliğinin ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının tehdit edilmesi veya tehlikeye düşmesi durumunda, "Taraflar" bu tehdit(ler) veya tehlike(ler)i bertaraf etmek maksadıyla gerekli tüm yöntemleri kullanırlar.
Madde 2:"Taraflardan" herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm "Taraflara" yönelik bir saldırı olarak kabul edilir. "Taraflardan" birinin başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa uğraması halinde, "Taraflar" saldırıya uğrayan "Tarafa" birbirlerine sağlayabilecekleri karşılıklı yardım imkanlarının tamamını kullanarak derhal yardım edecektir. Bu amaçla "Taraflar", Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci Maddesinin tanıdığı meşru müdafaa hakkının kullanılmasını teminen, ihtiyaç duyulan yardımın objektif değerlendirmesini müteakip sağlanacak desteğin kapsam ve niteliğine karar vererek; askeri imkân ve kabiliyetler de dahil olmak üzere mevcut imkanları çerçevesinde işbirliği yaparlar.
Madde 3:"Taraflar", işbu Anlaşma'nın 2'nci Maddesi gereğince savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapar; Silahlı Kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirir ve savunma alanındaki işbirliğini güçlendirmeye yönelik mutabık kalınan faaliyetleri uygular.
Madde 4: "Taraflar" uluslararası güvenlik konularında düzenli olarak istişarelerde bulunurlar. "Taraflar" hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak ve milli güvenliklerine karşı tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek maksadıyla ortak değerlendirmeler temelinde bireysel ve müşterek tedbirler geliştirmek üzere sürekli ve etkili bir şekilde birbirlerine yardım eder ve işbirliği yaparlar.
Madde 5: "Taraflar", bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliği olumsuz etkileyen terörizmin tüm çeşit ve tezahürleriyle mücadelede operasyonel seviye de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve müşterek çabaları güçlendirirler.
Madde 6: Savaşta ve barışta "Taraflar", savunma yeteneklerini geliştirmek maksadıyla, savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlar ile "Tarafların" Silahlı Kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına yönelik, konuşlanma ve faaliyetleri teşvik ederler.
Madde 7: Savunma yeteneklerini güçlendirmek maksadıyla "Taraflar" karşılıklı mutabakat temelinde aşağıdaki alanlarda savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirilmesini, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklerler:
a) Savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi,
b) Uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak Ar-Ge projeleri ile savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi,
c) "Tarafların" topraklarında, herhangi bir "Tarafın" uzmanları vasıtasıyla insan kaynağının yetiştirilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi,
d) Savunma sanayii ile savunma Ar-Ge ve inovasyonu alanlarında uzmanlık ve edinilen derslerin paylaşılması,
e) "Tarafların" karşılıklı mutabakata varacağı diğer işbirliği alanları.
Madde 8: "Çekirdek Taraflar", ortak savunmaya stratejik yön vermek, "Taraflar" arasındaki savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve işbu Anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak maksadıyla, "Tarafların" Dışişleri Bakanları, Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan "Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi"ni kurar. Komite "Taraflar" arasında dönüşümlü evsahipliğiyle yılda iki defa toplanır. "Tarafların" Liderleri, gerekli görüldüğü takdirde, yılda bir kez toplanabilir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi", gerekli gördüğü takdirde, alt komiteler kurabilir.
İşbu Anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanmasına yönelik işbirliği alanlarının uygulanması maksadıyla, gerektiğinde "Taraflar" arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi", "Çekirdek Tarafların" oydaşmasıyla, bu Anlaşmaya diğer
"Tarafların" katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkilidir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi"ne hizmet vermek üzere, merkezi Suudi Arabistan Krallığı'nda bulunan bir Sekretarya ihdas edilir. Sekretarya, Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdeder. Sekretaryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, "Çekirdek Tarafların" oydaşmasıyla bilahare kararlaştırılır.
Sekretaryaya, "Çekirdek Taraflar" arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir süre için görevlendirilen bir Genel Sekreter başkanlık eder. İlk Genel Sekreter Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacaktır. Bu maddenin hükümleri, "Taraflar" arasında mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmez.
Madde 9: İstihbarat alanındaki işbirliğini derinleştirmek ve bu doğrultuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla "Taraflar", bilgi güvenliği verilerin korunması ve gizliliğe riayet ederek, karşılıklı mutabakata varılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşımında bulunacaktır.
Madde 10: "Taraflar", lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak, barışta, savaşta ve diğer olağanüstü durumlarda, silah mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer teçhizat dahil olmak üzere birbirlerine lojistik destek sağlar.
Madde 11: Uluslararası hukuk ve "Tarafların" ilgili iç hukukları saklı kalmak kaydıyla, "Taraflar", bu Anlaşmanın hükümlerinin uygulanmasında işbu Anlaşmayı hukuki dayanak olarak kabul edecek ve ihtiyaç halinde ilave yasal düzenlemeler önerecektir.
Madde 12: İşbu Anlaşma, "Tarafların" daha önce akdetmiş oldukları uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine halel getirmez.
Madde 13: "Taraflar", işbu Anlaşma kapsamında elde edecekleri gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin mahremiyetine riayet ederler ve milli mevzuatlara saygı gösterirler. Gizlilik dereceli bilgi ve belgeler, "Taraflar" dışındaki bir devlet, şirket ya da kişiyle paylaşılmaz. Gizlilik dereceli bilgi ve belgelere erişimin "bilmesi gereken" prensibiyle ve sadece uygun seviyede güvenlik yetkisine sahip kişilere sağlanması temin edilir.
Madde 14: İşbu Anlaşmanın yorumundan veya uygulanmasından doğacak herhangi bir anlaşmazlık, "Taraflar" arasında istişareler ve görüşmeler vasıtasıyla dostane bir şekilde çözülür.
Madde 15: İşbu Anlaşma "çekirdek Taraflar" arasında istişareler ve oybirliğiyle tadil edilebilir.
Madde 16: İşbu Anlaşma, her bir "Tarafın" tabi olduğu usuller uyarınca onaylanacak ve son onay belgesinin "Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi" Sekretaryasına tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecektir.
