Yeni Dünya keşfine çıkmışken birkaç tane de suikast yapalım.
İşletim sistemi: Windows Vista (SP2)
İşlemci: 2.66 GHz Intel Core2 Duo E6700 ya da 3.00 GHz AMD Athlon 64 X2 6000+
RAM: 2GB
Boş disk alanı: 17GB
Ekran kartı: 512 MB DirectX 9.0c ve Shader Model 4.0 destekli ekran kartı
Yapay zeka için bir şeyler söylememem gerekirse, ki gerekir... İyi değil gibi görünüyor, ancak yeterli düzeyde. Bu tip aksiyon oyunlarında bir karakterin karşısına aynı anda 5-6 karakter birden gelebiliyor ve böyle olunca biz birini pataklarken diğerleri de bir süre bekleyebiliyor. Buna halk arasında "Otobüs bekleme" de diyoruz. Bazen göze batan ve can sıkan bu durum, Assassin's Creed 3'te o kadar da dert edilecek düzeyde değil. Hepsinin birden üzerimize çullandığını düşünsenize? Biz ne Superman, ne de Hulk'ız. İyi taktiklerimiz olabilir, ama fiziksel olarak bu denli baskıyı kaldıracak güce sahip değiliz. En azından ben öyle düşünüyorum. God of War 3'teki harika dövüş sahnelerini överken iyiydi de, Assassin's Creed 3'ü neden övmeleyelim.
Ve bu son cümlenin ardından gelelim kısa kısa oyun mekaniğine ve görevlere...
Yeni Dünya'dayız dedik. Savaşın ortasına adım attık, hem de kendi amaçlarımız doğrultusunda taban tepmeliyiz. Nerelerde mi? Boston ve New York gibi yerlerde mesela. Kasabalar, şehirler ve tabii ki kır alanlar. Ateşli silahlar gözünüzü korkutmasın. Her ne kadar suikast bıçaklarımız ve baltamıza güvenmemiz gerekse de, ateşli silahları biz de bazen kullanabiliyoruz. Peki karşımıza böyle düşmanlar gelirse ne yapacağız? Tabii ki kaçacağız! Adamlar boşuna mı parkur sisteminde daha akıcı detaylar getirmiş? Hem, eğer düşman taraftan birini ele geçirirseniz, bu da kurtuluşunuz olabilir. Evet, onu bir süreliğine canlı kalkan olarak kullanabilir ve zaman kazanabilirsiniz. Bana sorarsanız, hala çatıdan atlayarak birilerini pataklamak benim favorim.
Vahşi yaşama daha yakın olduğumuz kırsallarda, suikastçılık özelliklerimizi daha bir ön plana çıkarmamız gerekiyor. Zira insanların yapacağı hata oranları, mesela vahşi bir ayının hata oranına göre daha yüksektir. Bu da, en ufak bir yanılgıda ayı yemi olabileceğiniz anlamına geliyor. Taşların ardında saklanın, her ağaca çıkın, daldan dala zıplayın ve avınızı ister baltanızla, ister okunuzla ürkütmeden, isterseniz de bıçağınızla öldürün. Öldürdüğünüz hayvanlardan aldığınız et ve deri gibi ganimetleri paraya dönüştürebiliyorsunuz. Yeni silah ve eşyalar için paraya ihtiyacınız olacak. Bunun için bir diğer yöntem de kuryelik yapmak mesela. Ve bu tip görevler, oyunun senaryosundan bağımsız, ikincil görevler. Ana görevler zaten 15 saat civarı bir oyun deneyimi sunuyor, ki bu da yeterli. Yine belirteyim, deniz görevleri bayağı hayati görünüyor.
Ve biraz da multiplayer
Assassin's Creed 3, sabır seviyesi üst düzey oyuncular için güzel multiplayer deneyimler sunuyor. Dakikalarca avınızı kovalamak gerçekten beceri isteyen bir iş. Hata yaparak görünür hale gelebilir, bunun sonucunda da avcıyken av olabilirsiniz. Mesela yeni Co-Op modu Wolfpack'te 4 oyuncuya kadar bir araya geliyor ve size verilen zamanı iyi değerlendirerek hedefleri bir bir ortadan kaldırıyorsunuz. Birlikte hareket eder ve özel bitirişler yaparsanız, ekstra zaman da kazanabiliyorsunuz (Belki Crazy Taxi gelmiştir yapımcıların aklına? Her aldığımız yolcuyu gitmesi gereken yere teslim ettiğimizde ek süre kazanıyorduk, hatırlarsanız.). Tabii ki kostümlerden kullanabileceğimiz silahlara kadar birçok seçenek mevcut.
Sonuç olarak, Assassin's Creed'in önceki oyunlarını oynadıysanız, bunu da oynamanız gerekiyor. Zaten şimdiye kadar beklediğinizi de sanmıyorum. Ubisoft'tan yine güzel bir iş çıkmış, ama ne yalan söyleyeyim, ben hala ilk oyunun etkisindeyim...
İyi oyunlar.