EMRE AKÖZ
AYM'nin tepesine 'Babayasa Mahkemesi' kurmak şart oldu
Siyasal konularda ileriyi göremeyenler, Anayasa Mahkemesi'nin sadece " laikliği " koruduğunu sanıyor. Keşke öyle olsa, keşke bu kadarla kalsa! Aslında yapılan bambaşka: <ı>Anayasa <ı>değiştirme <ı>yetkisi <ı>ortadan <ı>kaldırıldı!
Toplum değiştikçe Anayasa'nın da değişmesi zorunlu hale gelir. Bunu kim yapar? Elbette Meclis .
<ı>Meclis'ten <ı>başka <ı>hiçbir <ı>kurum <ı>Anayasa'yı <ı>değiştiremez. (Darbeciler bile göstermelik de olsa Anayasa'yı Meclis'ten geçirmişlerdir.)
Anayasa Mahkemesi ise şöyle diyor: " <ı>Benim <ı>uygun <ı>bulmadığım <ı>Anayasa <ı>değişiklikleri <ı>yapılamaz. "
Bu iddiasını da Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine dayandırıyor. Bu maddelerle ilgili Anayasa değişikliklerine izin vermezmiş.
***
Mesela Anayasa'nın değiştirilemez 2'nci maddesinde aynen şöyle denmekte:
"<ı>Türkiye <ı>Cumhuriyeti, <ı>toplumun <ı>huzuru, <ı>milli <ı>dayanışma <ı>ve <ı>adalet <ı>anlayışı <ı>içinde, <ı>insan <ı>haklarına <ı>saygılı, <ı>Atatürk <ı>milliyetçiliğine <ı>bağlı, <ı>başlangıçta <ı>belirtilen <ı>temel <ı>ilkelere <ı>dayanan, <ı>demokratik, <ı>laik <ı>ve <ı>sosyal <ı>bir <ı>hukuk <ı>devletidir. "
***
Diyelim ki Kürt meselesinde bir açılım sağlamak için Anayasa'nın 42'nci maddesindeki şu ibareyi değiştirmek istiyoruz:
"<ı>Türkçeden <ı>başka <ı>hiçbir <ı>dil, <ı>eğitim <ı>ve <ı>öğretim <ı>kurumlarında <ı>Türk <ı>vatandaşlarına <ı>ana <ı>dilleri <ı>olarak <ı>okutulamaz <ı>ve <ı>öğretilemez.
"Meclis bu maddeyi değiştirdiği an, Anayasa Mahkemesi, " <ı>Bu <ı>yapılan <ı>2'nci <ı>maddedeki, <ı>' <ı>Atatürk <ı>milliyetçiliği <ı>' <ı>ilkesine <ı>aykırı <ı>olduğu <ı>için <ı>iptal <ı>ediyorum " diyebilecek.
***
Bir başka örnek:
59'uncu maddedeki " <ı>Devlet <ı>başarılı <ı>sporcuyu <ı>korur " ibaresini değiştirmek istediğimizi varsayalım.
Anayasa Mahkemesi, " <ı>2'nci <ı>maddede <ı>geçen <ı>' <ı>adalet <ı>' <ı>ilkesine <ı>aykırı <ı>olduğu <ı>için <ı>bu <ı>değişikliği <ı>veto <ı>ediyorum " diyebilecek.
***
Bugün öyle bir durumdayız ki 11 Anayasa Mahkemesi üyesinden 6'sının " HAYIR " dediği herhangi bir Anayasa değişikliği yapılamaz.
İşin inanılmaz yanı ise şu: Anayasa Mahkemesi'nin böyle bir yetkisi bulunmuyor. 148'inci madde apaçık:
<ı>"(AYM) <ı>Anayasa <ı>değişikliklerini <ı>ise <ı>sadece <ı>şekil <ı>bakımından <ı>inceler <ı>ve <ı>denetler. " (Yani "<ı>esastan" denetleyemez, " <ı>içerik " hakkında hüküm veremez.)
***
Bazı miyoplar, AYM'nin kırmızı çizgilerinden, laiklik konusunda titizlenmesinden filan söz ediyor.
Tam bir aymazlık bu: Çünkü konu o değil.
Mesele şu: AYM bir yandan yetkisini aşarken, diğer yandan başka bir kurumun (Meclis'in) yetkisine müdahale ediyor.
Yani çifte suç işliyor.
Ancak bu suçların karşılığında bir yaptırım bulunmuyor. Yani AYM'nin 9 üyesini, Anayasa'nın 148'inci maddesini çiğnedikleri için yargılamak mümkün değil.
Suç işlediklerini biliyoruz. Ama yasaya dayanmayan bir suç olamayacağı için onları yargılayamıyoruz.
Böylece onlar " veto ağaları " oluyor: Yasa yapma yetkileri yok. Ancak " <ı>yasa <ı>yaptırmama " yetkileri sonsuz.
Daha da vahimi: Bu yetkiyi Anayasa'dan almıyor, kendi kendilerine veriyorlar.
***
Anayasa Mahkemesi, "367" ile " <ı>10'uncu <ı>ve <ı>42'nci <ı>maddeler " konusundaki kararlarıyla; " <ı>aklını, <ı>mantığını, <ı>hukuk <ı>nosyonunu, <ı>adalet <ı>kavrayışını <ı>ve <ı>vicdanını <ı>yitirmiş " bir kurum olduğunu gösterdi.
Ölçülü biçili, hesaplı kitaplı " AKP'yi <ı>kapatmama <ı>kararıyla " da " <ı>siyasal <ı>etkilere <ı>açık " bir yapıda olduğunu ortaya koydu.
AYM'nin daha da üst bir yargı kurumu, bir " <ı>Yüksek <ı>Mahkeme " ile denetlenmesi gerekiyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.