EMRE AKÖZ
Bu tartışma bitmez
Türkiye'deki siyasi tartışmalarda sık sık kullanılan " <ı>numara ", doğru laflar ederek, yanlışı savunmaktır. Doğru laflarla yanlış nasıl savunulur? Demagoji yaparak; yani kelime oyunlarına başvurarak!
Örnek olarak " <ı>hukukun <ı>üstünlüğü " kavramını ele alalım. Demagoji şöyle çalışır:
1) Mahkeme düpedüz yanlış bir karar verir. 2) Kararın yanlışlığını bilirler ama ortaya çıkardığı durumu tercih ederler. 3) O halde bir kılıf uydurarak o yanlış kararı savunmaları gerekir. 4) Hemen hukukun üstünlüğünden söz ederek, o yanlış kararı savunurlar.
Söyledikleri, "lakırdı" düzeyinde doğrudur ama tartışılan konu o değildir.
***
Bunun en güzel örneğini Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) üniversitede türbana serbestlik getiren Anayasa değişikliğini iptal kararında gördük.
Laikçi takım yıllardır dinlediğimiz marşı tekrar söylemeye başladı: " <ı>Rap! <ı>Rap! <ı>Rap! <ı>Hukukun <ı>üstünlüğüne <ı>inananlar, <ı>AYM'nin <ı>kararını <ı>saygıyla <ı>karşılamalı. <ı>Rap! <ı>Rap! <ı>Rap! "
Burada nasıl bir "demagojik mekanizma" çalıştığını anlamak için, " <ı>hukukçunun <ı>verdiği <ı>her <ı>kararın, <ı>hukuki <ı>olmadığını " bilmek gerekir.
Nasıl " <ı>bilim " ile " <ı>bilimcinin <ı>dediği " aynı şey değilse, " <ı>hukuk " ile " <ı>hukukçunun <ı>dediği " de aynı şey değildir.
***
"Hukukun üstünlüğü" her şeyden önce, tüm kişi ve kurumların; genel hukuk kurallarına, Anayasa'ya ve yasalara tabi olmasıdır.
Bu öyle bir temel kuraldır ki <ı>yasaları <ı>yapanı da ( <ı>Meclis ), onu <ı>yorumlayanı da ( <ı>Mahkeme ) bağlar.
Modern bir kuraldır hukukun üstünlüğü. Eski rejimlerde ona pek uyulmazdı (zaten böyle bir kavramları da yoktu): Topluma içki yasağı koyan Dördüncü Murat'ın kendisi içki içerdi.
***
Evet, demagoji yapanlar diyor ki: " <ı>AYM'nin <ı>verdiği <ı>karara <ı>saygılı <ı>olun, <ı>çünkü <ı>hukukun <ı>üstünlüğü <ı>kuralı <ı>bunu <ı>gerektirir. "
Demagoji tam şu noktada:
AYM'nin bizzat kendisi hukukun üstünlüğü kuralına uymadı! Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumu <ı>var <ı>eden nedir? Elbette Anayasa. O halde AYM, Anayasa hükümlerine uyacak.
Ama uymuyor!
Açın okuyun. Anayasa'nın 148'inci maddesi net ve tartışmaya yer vermeyecek bir cümleyle, "(AYM) <ı>Anayasa <ı>değişikliklerini <ı>ise <ı>sadece <ı>şekil <ı>bakımından <ı>inceler <ı>ve <ı>denetler " diyor.
Bunun ' ama'sı, ' fakat'ı, ' belki'si, ' acaba'sı yok. Sınır belli. Görev belli. Yetki belli.
AYM, " yasa " değişikliklerini " <ı>esastan " inceleyebilir ve denetleyebilir. Meclis'in yaptığı " <ı>Anayasa <ı>değişikliklerinde " ise böyle bir görevi ve yetkisi yok. NOKTA.
***
O halde burada hukukun üstünlüğü kuralına uymayan kim? Cevap ortada: Anayasa Mahkemesi'nin (kararda çoğunluğu oluşturan) <ı>dokuz üyesi.
Hal böyleyken, AYM'nin aldığı kararı <ı>eleştirmek, nasıl oluyor da hukukun üstünlüğü kuralına uymamak oluyor?
Tam tersi: Bu eleştiriyi yapanlar, hukukun üstünlüğünü savunuyor. AYM'nin dokuz üyesi ve onların aldığı yanlış kararı savunan demagoglar ise hukukun üstünlüğü kuralını hiçe sayıyor.
Böylece Anayasa'da yazan " <ı>hukuk <ı>devleti " kuralını çiğnemiş oluyorlar.
" <ı>Tartışma <ı>bitmiştir " diyenler yanılıyor. Hukukun üstünlüğü kuralına, bizzat hukukçular uyana dek devam edecek.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.