HAŞMET BABAOĞLU

29 Eylül 2026, Salı

Baştan başlamak için fırsat

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Ne yapacağız?
Kendimize yalan mı söyleyeceğiz?
Modern insanın kazanma tutkusunu görmezden mi geleceğiz?
Sistem içinde kazananlar ile kaybedenler arasındaki uçurumun rahatsız edici biçimde büyüdüğünü görmezden gelebilir miyiz?
Ne kadar parıltılı laflar edersek edelim, işin esası tokat gibi çarpıyor yüzümüze...
Nedir o?
Yoluna köle olduğumuz kapitalizm kanaatkârlıktan nefret eder, tamahkârlığı kışkırtır ve "inanç"la (en güçlü ve geniş anlamıyla gelenekle) kavgası da budur.
Yaşadığımız şokun en derin yeri burasıdır...

***

Niye yazıya böyle girdim?
Çünkü artık bu meseleler gündeme geldiğinde hızla savuşturmak yerine konuşmak zorundayız, kaçamayız...
Gündelik hayatımızı teslim ettiğimiz hoyrat yarışma ve sömürü düzeninin bir geleceği kalmadı...

***

Fakat...
Her şeyden önce bu sistem içinde adaletin, bu sistem içinde iktisadi "denge"nin, bu sistem içinde sade insan ile yönetici sınıfı barıştırmanın yollarını aramayı öne almak gerekiyor.
Türkiye tam bu işin peşine düşmüştü ki...
Birden fon kriziyle karşı karşıya geldik.
Bana hiç spontane ve masum bir finans krizi gibi gelmiyor yaşadıklarımız...
Lakin madem bu tokadı yedik...
O hâlde bize özgü "çarpık çurpuk" finans-kapital düzeniyle artık kalıcı biçimde hesaplaşmak zorundayız...

***

Ben ekonomi veya finans uzmanı bir yazar değilim...
Bu alanda uzman arkadaşlardan kıvırmadan, lafı dolandırmadan haftalar boyu sürecek yorumlar, tahliller bekliyorum.
Bana gelince...
Ben insana ve topluma bakarım...
Kapitalizmin yıkıcı yanlarıyla kavga etmenin kolay olmadığını biliyorum...
Hele günümüzün tüketim toplumunda sade insanın acıklı durumunu inkâr edebilir miyiz?
Ama durum böyle diye...
Sistemin "namussuz" ve yıkıcı yönleriyle hem siyaseten hem de kültürel açıdan kavgayı bırakmak doğru olur mu?
Zengin bir ulus olalım, tamam ama aynı zamanda adil bir toplum da olalım...
Şimdi baştan başlamanın zamanı...
Sistemin dayatmalarını değil, ihtiyaçlarımızı savunmak için...
Açgözlüleri değil, kendi hâlindeki halkı koruyup kollayan bir düzen için yapılacaklar var...

***


NOT DEFTERİ
Dünyanın sonbaharı, insana mevsimlerin kısalan günlerini değil, hakikatin kısalan ömrünü haber verir. (ADEM İNCE / Dünyanın Sonbaharı)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.