BERCAN TUTAR
ABD ve Çin’in kritik ‘4T’ zirvesi
Küresel siyasetin Ukrayna ve Gazze dosyası dışındaki en sıcak başlıkları ABD-Çin rekabeti ile İran savaşı ve Husilerin Yemen'deki çatışmaları yeniden alevlendiren ilerleyişleri oluşturuyor. Bütün bu meseleler birbiriyle çok yakından ilgili. Hepsi de ABD'nin yeni küresel mimari arayışının yansımaları.
Kitabın ortasından konuşmak gerekirse Donald Trump ile atağa geçen ABD, reel tabloyu tersine çevirmeye başladı. ABD, Çin'in nüfuz sahalarını birer birer tekeline almaya başladı. Haliyle Venezuela özelinde Latin Amerika yeniden dizayn edildi. Grönland'da Trump istediğini aldı. Orta Asya ve Kafkasya'da etkisini artıran Trump yönetimi Rusya ve Çin arasındaki ilişkileri hedef alarak, ikili dengede Moskova'yı daha güçlü hale getiren adımlar attı.
Soğuk savaş sonrası dönemde Çin'e sunduğu mali ve teknolojik avantajları artık birer birer sonlandıran ABD, en büyük hamleyi Venezuela ve İran gibi Pekin'in ucuz enerji tedarik ettiği kanalları kapatarak yaptı. Hatta Rusya'ya yaptırım kararı alarak Çin'in Rusya'dan aldığı enerjinin vanasını dahi kapattı.
***
İran ve Çin'in Hürmüz kozu da ters tepti. İran'ın kapattığını söylediği Umman hattından ABD donanma gemileri refakatinde günde 10 milyon varil petrol geçiyor. Suudi Arabistan ve BAE'nin Kızıldeniz'e yönlendirdiği 7 milyon varili de eklediğimizde Hürmüz'den geçen 20 milyon varilden sadece 3 milyonunun eksik olduğunu görürüz.
O eksik 3 milyon da ABD'nin engellediği İran'ın petrolü. Hürmüz'ün kapanması en çok Tahran ve Pekin'i etkiledi. ABD, İran'ın Pakistan üzerinden kamyonlarla ve Türkmenistan üzerinden vagonlarla Pekin'e gönderdiği petrol ihracatını da durdurdu. Sonuç olarak şu an Hürmüz Boğazı'na İran ve Çin'in herkesten daha çok ihtiyacı var.
***
Zira on yıl öncesine göre Husiler daha zayıf konumda. Husilerin etrafındaki jeo-politik tablo kökten değişiyor. Çin yavaş yavaş gerilerken İran on yıl öncesine göre çok daha zayıf. İran'ın Suriye, Irak ve Lübnan'daki vekil güçlerinin başına gelen şey Husilerin de başına gelecek. Çünkü İran da Çin de askeri ve ekonomik olarak Husilere yardım edecek konumda değil artık. Üstelik Husi karşıtı blokta bu kez Mekke Paktı'nın üyesi Türkiye de var. Türkiye'nin ağırlığı dengeleri Husiler aleyhine daha da bozacaktır.
Hâsılı kelam Beyaz Saray'da bugün yapılan görüşmede Trump'ın eli Çinli mevkidaşı Şi Cinping karşısında hayli güçlü konumda. Pekin, sadece Kızıldeniz ve Hürmüz'deki değil Körfez ve Hazar havzasındaki müttefiklerini de kaderine terk edip kendi çıkarlarını korumaya odaklanacaktır. İşte bu yüzden "Ticaret, Tayvan, Tarifeler ve Trump" odaklı '4T' zirvesinde Çin-ABD ilişkilerinin seyrini kuşku yok ki Trump'ın temsil ettiği dördüncü 'T' derinden belirleyecek gibi görünüyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.