BERCAN TUTAR

26 Eylül 2026, Cumartesi

Husileri zorlayan dört faktör ve Türkiye dengesi

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Yemen'deki İran yanlısı Husiler, on yıl önce de Sana'dan çıkarak Kızıldeniz kıyısındaki Zubab'a kadar ilerledi. Büyük kazanımlar elde ettiler ama bunu koruyamadılar. Yeniden Hudeyde ve Sana bölgesindeki korunaklı alanlarına çekildiler. 2016 yılında Husiler ve eski Başkan Ali Abdullah Salih'e bağlı güçler, Yemen'in en büyük üçüncü kenti Taiz'i bile kuşattı.
Bir yıl süren kuşatma sırasında gıda, su ve tıbbi malzeme girişine izin verilmedi. İnsani kriz derinleşti. O yıl Husiler, Hayfan bölgesini ele geçirerek Taiz ile meşru hükümetin başkent olarak kullandığı Aden arasındaki son ikmal yollarını dahi kesmişti.
Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçleri 2016'da ele geçirilen yerleri Husilerden geri aldı ama onları tamamen yenemedi. Bunun dört nedeni vardı. Fakat şimdi o nedenlerin ortadan kalktığı ve denkleme Türkiye gibi bölgesel ve küresel bir aktörün de dahil olduğu bir aşamadan geçiyoruz. Bu yüzden Husilerin işleri bu kez çok zor.
2014 sonunda başkent Sana, Saada ve Hudeyde'yi ele geçiren Husiler, 8 Eylül 2026'daki son saldırı ile Kızıldeniz kıyısındaki kritik Muha liman kentini ve Zubab ilçesini aldı. 9 Eylül'de Asya ile Avrupa'yı bağlayan Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı çevresindeki Meyyun (Perim) Adası ve Haniş adalarını ele geçirdiler. 10 Eylül'de de stratejik Zukar adasını aaldılar.

***

Bölgedeki ve Batılı birçok uzman Husilerin bu hamlelerini şu yorumlarla okuyor: "İran ve Hürmüz Savaşı'nın seyri Tahran lehine dönebilir, Yemen iç savaşı küresel bir boyuta evrilebilir veya Mekke Paktı'nın ilk sınavı Husiler olacak." Hepsinin doğruluk payı var. Ama bana göre bu gelişmeleri şöyle okumak daha doğru: "Baltayı taşa vuran Husiler için tünelin sonunda bu sefer ışık görünmüyor..." Çünkü Suudi Arabistan'ın Husileri 10 yıl önce yenmesine engel olan dört faktör bugün ortadan kalkmış durumda.
İlk faktör, on yıl önce Barack Obama ve Joe Biden ikilisi Riyad'ın Husilere yönelik saldırılarını kısıtlıyordu. Sivil kayıplar arttıkça Obama yönetimi Riyad'a desteği kademeli olarak azalttı. Daha sonra Beyaz Saray, Tahran ile nükleer anlaşmayı sürdürürken Riyad'ı müzakere yoluyla çözüme zorladı. Biden ise bu ayrımı daha da ileri götürerek Arabistan'dan daha da uzaklaşırken Husileri terör listesinden çıkardı.
İkinci faktör, on yıl önce Arabistan ve BAE birlikte Husilerle savaşıyordu fakat hedefleri farklıydı. Yani aynı düşmana karşı hareket ediyorlardı fakat aynı Yemen için savaşmıyorlardı. Üçüncü faktör, ABD ve Avrupa'nın Husilere yaptırımları sınırlıydı. Batı'nın yaptırımları Husilerin cephaneliklerini yenilemek için gereken teknoloji ve finansmanı kesemedi.

***

Dördüncü faktör, ABD'nin İran'ı ve vekil güçlerini zayıflatmadığı bir ortamda Suudi Arabistan Husilerle savaşmıştı. Ancak şimdi Husilerin etrafındaki jeopolitik şartların tersyüz olduğu bir tablo var karşımızda. On yıl önceki bu dört faktör artık yok. Özellikle vekil güçlerini kaybetmenin yanında kendi gücü de hayli zayıflayan İran'ın eskiden olduğu gibi Husilere yardım edecek mecali kalmamış durumda.
Zaten Husilerle arasına mesafe koymaya da başladı Tahran. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Fox News kanalına verdiği röportajda "Husilerin kendi eylemlerinden sorumlu olduğunu" söyleyerek topu taca atması bunun kanıtı. Pezeşkiyan, Husilere yıktığı Kızıldeniz krizine İran'ın müdahil olmayacağının altını çiziyor.
Hâsılı kelam, Husileri koruyan ve kollayan on yıl önceki iç ve dış jeopolitik kalkan artık yok. Türkiye'nin denkleme dahil olması hem Husileri müzakereye zorlayacaktır hem de Husilere bu krizden onurlu bir çıkış imkânı sunacaktır. Suriye ve Irak'ta sağlanan barış ve istikrar modeli örnek alınarak Yemen'de de toplumsal ve siyasi huzur yeniden tesis edilecektir. Yeni Yemen sofrasında Husilere de yer verilerek sisteme entegre edilecekler. Türkiye'nin dengeleyici varlığı, Husilere avantaj sağlayan dört faktörün ortadan kalkması ve olayların gidişat bunu gösteriyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.