BERCAN TUTAR
Ortadoğu’daki Rus kapanı
Dünya yeniden şekilleniyor. Ama bu şekilleniş tarihin tekerrürü gibi. Haliyle küresel güçler arasındaki ilişki gramerini iyi bilmek gerekiyor. Aksi halde geçmişte olduğu gibi günümüzde de kaybeden taraf hep zayıflar olacak. Ukrayna ve İran gibi iki ülkenin karşısında çok güçlü aktörler var. Daha erken başladığı için Ukrayna'nın yaptığı hesap hatasından İran'ın dersler çıkarmasını beklerdik. Fakat İran rejimi olaylara stratejik merceklerden çok ideolojik pencereden bakmakta ısrar ediyor.
24 Şubat 2022'de başlayan ve beşinci yılına giren Ukrayna savaşında taraflar dün ateşkese vardı. 10 Kasım'da da kalıcı barış görüşmelerine başlayacaklar. Şu anki tablodan Ukrayna memnun değil. Zira Kiev, 2004'ten bu yana izlediği Rusya karşıtı stratejide Avrupa ve ABD'ye güveniyordu. Rusya'nın olası bir saldırısına Avrupa ve ABD'nin izin vermeyeceğine; saldırsa bile Atlantik'in Rusya'ya karşı Ukrayna'nın yanında savaşa dahil olacağına inanıyordu.
Hiçbiri olmadı. Batı'nın sınırlı desteği bir bakıma Ukrayna'nın birden değil yavaş yavaş parçalanmasına yol açtı. Aksi halde daha ani bir yıkımla yüz yüze kalabilirdi.
***
Oysa Ukrayna'yı paylaşım planları çoktan yapılmıştı. 15 Ağustos 2025'teki Alaska Zirvesi'nde Ukrayna'nın kalemi kırıldı. Kiev'den önce Washington ile anlaşan Rus lider Vladimir Putin, Ukrayna'nın toprak kaybetmeyeceğini söylüyor. Çünkü şu an Rusya'nın kontrolündeki bölgelerin zaten Rus toprağı olduğuna inanıyor.
Tabii, Volodomir Zelenski şaşkın. Ama biz değiliz. Zira ülkesinin değil de Rusya ile hesabı olan Batılı aktörlerin çıkarlarına göre hareket eden işbirlikçi anlayışın yol açtığı tablo zaten bundan farklı olamazdı.
Beşinci yılına giren Ukrayna savaşında artık yolun sonuna gelindi. 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in saldırısı ile başlayan İran savaşında ise sekizinci ay geride kalmak üzere. Ne acıdır ki İran rejimi de tıpkı Ukrayna yönetimi gibi aynı hatalı stratejiyle hareket etti. Kiev, Avrupa ve ABD'ye güvendi. Tahran ise Rusya ve Çin'e güvendi. Moskova ve Pekin'in olası bir ABD saldırısına izin vermeyeceği, ABD saldırsa bile bu iki aktörün Tahran'ın yanında yer alacağı zehabına kapıldı. Ancak yanıldı. Ukrayna'daki ihtimal İran'da da gerçekleşiyor, gerçekleşecek.
***
Abdunnasır bu hamleleri yaparken Karşılıklı Savunma Anlaşması şartları uyarınca SSCB'nin yardımına ve ABD destekli İsrail'in Birleşik Arap Cumhuriyeti'ne (Mısır ve Suriye) saldırmasına izin vermeyeceğine inanıyordu. Benzer şekilde mollalar da Rusya ve Çin'den dolayı siyonist Amerikan emperyalizminin İran'a saldıramayacağına, saldırsa da bu iki gücün Tahran'ın arkasında duracağına güveniyordu. Oysa tam tersi oldu.
Nitekim Sergey Lavrov'un son Tahran ziyareti (19 Ekim) mollalardaki hayal kırıklığını tam perçinledi. Hasılı kelam tarih hem aktüel hem yakın geçmiş bağlamında yeniden tekerrür ediyor. SSCB'den bugüne uzanan hatta Araplardan sonra bu kez Farisiler Rus kapanına yakalandı. Peki bundan ders alabilecek miyiz? Hiç sanmıyorum.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.