SALİH TUNA
Adaletin VAR odası
Kierkegaard, "Hayat geriye doğru anlaşılır ama ileriye doğru yaşanır" demiş ya, bizdeki futbol hakemliği o hesap.
İleriye doğru dizayn edilip geriye doğru savcılıkta anlaşılacak herhalde.
Bugüne kadar hep hakemlerin çaldığı düdüğe baktık, değil mi?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın HTS kayıtları, bilirkişi raporları, dijital ve mali röntgenlerle olgunlaştırdığı soruşturmaya muttali olunca yanlış yere baktığımızı öğrendik.
Meğer hakemlerin "atama algoritması"na bakmamız icap edermiş.
Baksanıza, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu başta olmak üzere, hakem ve gözlemcilerin de aralarında bulunduğu 7 şüpheli; adrese teslim sınav soruları, resmi belgede sahtecilik ve mobbing suçlamasıyla adaletin VAR odasına çekildi.
Mobbing dedim ama yazışmalarda geçen ifadeler çok daha ötesi.
Örneğin, "Madem eğilmiyor, kopar kafasını gitsin..." ne demektir Allah aşkınıza!
***
İmdi, böylesi bir garabetle terfi ettirilen bir hakemin çaldığı düdüğü sabahlara kadar tartışsak ne yazar, tartışmasak ne yazar!
Her şeyden evvel sahaya koşarak (yani hak ederek) değil, paraşütle inmiş.
Hülasa, "özel tarifeye" uymayanlar mobbing değirmeninde öğütülürken, "özel tarifeye" uyanlar sahaya sürülmüş.
Sahada kimin adaletini dağıtacaklar?
Tabii ki kendilerini paraşütle indirenlerin...
***
Biz de yıllar yılı "Şu takımı kolladılar... Şu takımı yaktılar..." diye birbirimizin gırtlağına sarıldık.İşin tuhafı...
Aynı muhabbet soruşturma vesilesiyle sosyal medyada hâlâ dönüyor... Yok Galatasaray kollandı, yok Fenerbahçe kollandı vesaire.
Yanlış anlaşılmasın:
Adaletin VAR odasından çıkan sonuç mahkemede tescillenirse geçmiş maçlar iptal edilmeyecek...
Sadece yıllardır "hakem hatası" diye saç baş yolduğumuz kararların, aslında kusursuz işleyen birer atama "başarısı" olduğu anlaşılacak.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.