Son dakika: A Haber canlı yayınında duyurdu! AK Parti'den 'Ankara Sözleşmesi' adımı
Son dakika haberleri: Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden ayrıldı. A Haber ekranlarında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Sözleşmesi'nin kutuplaşmaya yol açtığını belirterek, "Bu ayrışma bizi; 'İstanbul Sözleşmesi olmasa da olur. Aslolan hukuktur' noktasına getirdi. Farklı polemiklerin gündeme gelmesiyle İstanbul Sözleşmesi'nin yerine farklı bir sözleşmenin gelmesi zorunlu olmuştur. Ankara Sözleşmesi hazırlıyoruz." ifadelerini kullandı. İşte son dakika haberinin ayrıntıları...
Son dakika haberleri: Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen LGBT sapkınlığı konusunda sık sık tartışma konusu olan 'Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi' Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye bakımından fehsedildi. Peki İstanbul Sözleşmesi neden feshedildi? Sözleşmenin tartışılan maddeleri ne diyor? İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili gerçek ne? Tüm bu sorular A Haber ekranlarına konuk olan Sabah Gazetesi Yazarı Hilal Kaplan, Avukat Pınar Hacıbektaşoğlu, Avukat Öznur Kızılkaya Uslu ve Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Dr. Fatma Aksal yanıt verdi.
"CHP, KADINA ŞİDDET KONUSUNDA SAMİMİ DEĞİL"
Sabah Gazetesi Yazarı Hilal Kaplan: Öncelikle bu mesele gerçekten hayati bir meseleydi. Karşı tepkilerin gelmesi şaşırtıcı değil. Her önemli adımda böyle tepkilerle karşılaşabiliriz. Fakat şunu da belirtelim, bu karşı tepkilerin en çok geldiği cenah, Pınar Gültekin cinayetinde CHP'li bir vekilin babayı arayıp şikayetini geri çekmesini istemesi, bu tür rezaletlere imza atan bir partinin ne kadar samimi olduğunu izleyicilerimizin takdirine bırakıyorum.
İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında İstanbul'da imzalandı. O yüzden İstanbul Sözleşmesi olarak adlandırılıyor. Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi eksen alıyor. Sözleşme 2012 yılında yürürlüğe girdi, 2014'ten itibaren özellikle 6284 nolu kanun çerçevesinde uygulanmaya başlandı. Sözleşme içeriğine baktığımız zaman benim iki temel itirazım var.
Birincisi; sözleşme şiddeti şöyle tanımlıyor: Fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddet. Ve bu 4 başlıkta öyle bir muğlak tanım yapıyor ki. Her şey şiddet kapsamına alınabilir. Hatta siz, şiddete uğrama ihtimaliniz olsa da bu kanun çerçevesinde devleti göreve çağırıyorsunuz. Örneğin, eşler arası kavgada erkek sesini yükseltti. Kadının polisi arayıp eşini en az 3 ya da 6 ay evden aldırma hakkı var.
"İstanbul Sözleşmesi Yaşatır" diyen, bunu slogan haline getiren feminist dernekler var, CHP gibi partiler var. İstanbul Sözleşmesi yaşaıyorsa, size bazı rakamlar vereyim. Mesela sözleşme 2014'te yürürlüğe girdi. 2014'te 294 kadın cinayeti, 2015'te 303, 2016'da 3028, 2017'de 409, 2018'de 440, 2019'da 474 kadın cinayeti gerçekleşti. "İstanbul Sözleşme Yaşatır" deyip biz bu konuyu bırakacaksak, bu iş bu kadar basitse, kadınları korumak eğer sadece bu sözleşmedeki imzamızdan ibaretse, neden bu cinayetler her yıl artarak devam ediyor. "İstanbul Sözleşmesi Öldürür" sloganı da var. Bu da doğru değil. Bu sözleşmeden imzamızı çekmemiz, inşallah bizim gerçekten sağ duyulu bir şekilde, kendi özgün değerlerimizi referans alarak ama aynı zamanda zayıf konuma düşürülmüş kadını ve çocuğu koruyan o devlet baba rolünü de daha farklı bir şekilde üstlenmesine yol açacaktır. Çünkü kadın cinayetlerinin ekonomik, sosyolojik ve daha farklı boyutları var. Bunu sadece İstanbul Sözleşmesi'ne bağlayamazsınız.
SÖZLEŞMEDEN ÇEKİLME NEDENLERİ
- Sözleşmede geçen "Cinsel yönelim" ve "Toplumsal Cinsiyet Kimliği"nin Türk toplum yapısına aykırı olduğu
- Toplumsal desteğini yitirdiği
- LGBT ve marjinal grupların bu anlaşmayı kalkan yaptığı
- Bu anlaşma ile gelecek kuşakların tehdit altında olduğu savunuluyor.
TÜRKAD Başkan Yardımcısı Avukat Öznur Kızılkaya Uslu: İstanbul Sözleşmesi çerçeve bir sözleşmedir. Her millet kendi şartlarına göre yasasını yapar. Toplumda ne varsa yasaya o geçiyor. Toplumda şiddet varsa yasaya da şiddet gemesi lazım ve ona göre yaptırımları olması lazım. İstanbul Sözleşmesi çerçeve bir sözleşmedir. Sözleşme imzalanmadan önce de Türkiye şiddetle mücadele konusunda yasalar yapmıştı.