MHP Lideri Devlet Bahçeli'den TTB'ye sert tepki! Derhal kapatılmaldır
MHP Lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunndu. Konuşmasında Türk Tabipleri Birliği'ne sert sözlerle yüklenen Bahçeli: "Türk Tabipler Birliği isimli bölücü yapılanma Türk hekimlerini temsil edemez. Doktorlarımız bizim can yoldaşımızdır. Nerede bir melanet varsa TTB başkanı oradadır. PKK'nın yanında olanlar bunlardır, bölücüğün propagandasını yapan bunlardır. Bunlara doktor demek, Türklüğe ve doktorluğa yapılmış en büyük bühtandır." ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları:
MHP Lideri Bahçeli'nin grup toplantısı konuşması şu şekilde: Değerli Milletvekili Arkadaşlarım, Basınımızın Değerli Mensupları, Bu haftaki Meclis Grup Toplantımız vesilesiyle yapacağım konuşmaya geçmeden evvel hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılı ve huzurlu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum. Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan muhterem kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyorum. Cemrenin havaya, suya ve toprağa düşmesine rağmen, karlı ve soğuk hava şartlarına ülke olarak maruz kaldığımız hepinizin malumudur. Kar yağışı bir yanda hayatın olağan akışını olumsuz etkilerken, diğer yanda önümüzdeki ayların verimli ve bereketli geçeceğini de müjdelemektedir. Nitekim kar yılı var yılıdır. Hamd olsun barajlarımız dolmakta, üzeri beyazla örtülen topraklarımız ve doğamız büyük bir uyanışa adeta hazırlık yapmaktadır. Ümit ediyoruz ki, bu bahar bir başka güzellikte olacaktır. Bu ay içinde kar, kış ve dondurucu soğukların tesirini yoğun olarak hissettirmesine rağmen, dün 21 Mart Nevruz Bayramı'nı karşılamanın, kutlamanın, bahara biraz daha yaklaşmanın heyecanını yaşadık.
Nevruz, asırlar boyunca Türk coğrafyalarında birlik, dirlik, barış ve huzuru sembolize eden müstesna bir günün adıdır. Yalnızca bir mevsim döngüsü olarak yorumlamanın yetersiz kalacağı Nevruz Bayramı, aynı zamanda bolluk ve bereketin, dostluk ve kardeşliğin, kaynaşma ve kucaklaşmanın da timsalidir. Bu kutlu gün ataletin, yılgınlığın, yorgunluğun ve kaygının geride bırakılmasını; tazelenmiş umutlarla, tezahür etmiş yeni heyecanlarla geleceğin kavranmasını vaaz ve vaat etmektedir. Nevruz bir diriliş anısı, bir doğruluş atılımı, bir yükseliş atılganlığı, yeni bir güne yürüyüş adımıdır.

Aynı zamanda binlerce yıllık tarih süreci içerisinde, büyük Türk milletini ortak sevinç ve tasada, ortak geçmiş ve gelecek paydasında buluşturan köklü bir kucaklaşma fırsatıdır. Bu kadim kültürel mirasımız elbette milli birlik ve beraberliğimizin kaynaklarından birisidir. Türk dünyasında "Sultan Nevruz' adıyla kutlanan bu günde başlıca dileğim, milletimizin birlik ve dirliğinin ebediyete kadar vasıl olması ve dünyanın her yerinde barışın, esenliğin ve istikrarın hakimiyet kurmasıdır.
Türk milletinin hem ata hem de ana yurdunda baharın müjdecisi olarak özel ve önemli bir yeri bulunan Nevruz Bayramı taşıdığı derin anlam itibariyle; demir dağları sabrı ve kararlılığıyla eriten bir millet varlığının Ergenekon'dan çıkışını ve müteakip asırlarda kademe kademe yükselişini ifade etmektedir. Balkanlardan Sibirya bozkırlarına kadar uzanan büyük bir coğrafyada kutlanan Nevruz'un, geçmişle bugün arasında çok önemli kültürel bir köprü olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Yakılan ateşler, tutuşan eller, çarpan yürekler, neşe saçan gözler, gülümseyen çehreler, müşfik kalpler, reddedilen ihtilaflar, dışlanan kötü emeller Nevruz'un kültürel dokusunu, tarihsel doğasını gözler önüne sermektedir. Doğudan batıya, kuzeyden güneye aynı inanç, aynı irade, aynı istekle bir araya gelen milli gönüller bu coğrafyayı vatan yapmış ve sonsuza kadar var olacağımızı da cümle aleme ispat ve ilan etmişlerdir. Beraber ağlayıp birlikte gülen; bayram günlerinden yas tutulan dönemlere kadar her şeyi birlikte paylaşan aziz millet fertleri inanıyorum ki, hiçbir şart altında bölücü emellere geçit vermeyecektir. Nevruz, milli kader ortaklığımızın ve kardeşlik bağlarımızın parlayan sembolüdür.
Aynı şekilde bölücülerin, gayri milli çevrelerin, millete şaşı bakan çarpık zihniyetlerin, terörizme yakasını kaptırmış lekeli mihrakların değil, Türk'ün ezeli bayramıdır, Türk milletinin ebedi bayram günüdür. Nevruz'u şer ve şiddet dolu amaçlarına malzeme yapmaya teşebbüs edenler zulme sözcülük, zillete gözcülük yapan odaklardır. PKK'nın ikmal deposu ve ileri kulesi olan HDP'nin hafta sonu düzenlediği sözde Nevruz kutlamaları bu yılda ağır tahriklere sahne olmuştur. İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere pek çok ilimizde korsan Nevruz programları düzenlenmiş, bu kapsamda bölücüler, yasa dışı sol örgütler, devlet ve milletin amansız karşıtları yine fitne saçmışlar, bir kez daha Türk'ün Bahar Bayram'ını gölgelemeye çalışmışlardır. "Gücümüzü birleştirdiğimizde bu düzeni değiştireceğiz" açıklaması yapan HDP'nin bir eşbaşkanı, boyundan büyük laflar etmekle kalmamış, bölücülüğün ve terörün sözcülüğünü yapmıştır. Kürt kökenli kardeşlerimizle, Alevi İslam inancına mensup canlarımızı istismar eden, dahası Nevruz'dan nifak üreten kan içici vampirlere fırsat verilmeyecek, müsamaha gösterilmeyecek, kanunsuzlara göz açtırılmayacaktır.

CHP'LİNİN DEMİRTAŞ'A BARIŞ İNSANI DEMESİ
Bir CHP'linin terörist Demirtaş'a barış insanı demesi, önümüzdeki günlerde TBMM'de olacağını söylemesi bulanık ve buhran içinde kalmış bir zihnin hezeyanıdır. Bir teröriste 'barış insanı' demek evvela barışa ihanettir. Teröristin yeri TBMM'i değil demir parmaklıkların arkasıdır. Kavga ve kutuplaşma meraklıları her zaman kaybedecektir. Türk milleti Nevruz'la birlikte yeni ve umut dolu günlerin geleceğine inanmış ve bu kültürel emaneti bugüne kadar korumuş ve yaşatmıştır. Bilinmelidir ki, bundan sonra da yaşatacaktır. Nevruz, büyük Türk milletinin hürriyet ruhunun kabararak taştığı, dar bir alandan çıkarak kıt'aları yönetmeye talip olduğu kutlu Ergenekon ateşidir. Bu ateşin hiç sönmeden milletimizin istikbalini aydınlatması gönülden dileğimdir. Çok geniş bir coğrafyada varlık mücadelesi veren aziz milletimin ve tüm soydaşlarımızın Nevruz Bayramı'nı kutluyor, hepsine birden sağlıklı, huzur dolu ve başarılarla geçecek bir ömür diliyorum. Kış mevsiminin arkasından bahara kapı aralayan bu 'Yeni Günün', barışın ve kardeşliğin habercisi olmasını umuyor, Türk milletinin tam bağımsız bir halde kıyamete kadar baki kalmasını, her zorluğu aşmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.
ÇANAKKALE ZAFERİ
Değerli Milletvekilleri, Çanakkale deyince akla gelen ilk husus kahramanlığın ehli salip karşısındaki şanlı direnişi, imanın çeliğe ve teknolojiye karşı zaferidir. Aziz ceddimiz Çanakkale'de milli hafızadan asla çıkmayacak bir destan yazmıştır. Bu destan dilden dile anlatılıp, nesilden nesile aktarılarak bir ibret, bir iffet, bir iftihar, bir itibar vesikası halinde tarihe mal olmuştur. Zaferimizin 107'inci yıl dönümünü karalamak maksadıyla, "Atatürk'süz Çanakkale" diyenlere sesleniyorum, Anafartalar Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, en az diğer kahramanlarımız gibi Çanakkale'nin her yerindedir, her zerresindedir, her köşesindedir ve bizim de şeref payemizdir. "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum, cephaneniz yoksa süngünüz var" diyen muhteşem haykırış Çanakkale'de hala çınlamaktadır. Hiçbir kemiksiz, hiçbir densiz, Aziz Atatürk ve Çanakkale üzerinden yeni bir kutuplaşma sayfası açmaya yeltenmemelidir. Bu yol kapalıdır. Bu yol çıkmaz sokaktır. Bu yolun sonu uçuruma açılmaktadır. 1915 Çanakkale Köprüsü'nün açılmasındaki amacı, Çanakkale Zaferi'nin Atatürk ile değil, köprü ile anılması olduğunu iddia eden çürük kafalar, ne Çanakkale'yi bilirler, ne Atatürk'e hürmet ederler, ne de Türkiye'ye sevgi beslerler. Bunların işleri güçleri yapılan her esere, her milli başarıya kulp takmak, iftira atmaktır. Gözleri vardır göremez, kulakları vardır duyamaz, dilleri vardır söyleyemez. Ve bunların kalpleri mühürlüdür.





