OSMAN MÜFTÜOĞLU

26 Ekim 2026, Pazartesi

Torunlarımızın torunlarını kucaklayabilecek miyiz?

Bir gün torununuzun torunu kollarını açıp size doğru koşarsa, onu kucaklayabilecek misiniz?
Nüfus kâğıdınız kaç yaşında olduğunuzu söyleyecek. Ama çocuğu yerden kaldırıp kaldıramayacağınıza nüfus müdürlüğü karar vermeyecek.
Tıbbın önündeki büyük hedeflerden biri bu: Ömrümüze yıllar eklerken, o yılların içinde yaşayabileceklerimizi de çoğaltmak.
Belki geleceğin muayenesi şu soruyla başlayacak:
"Seksen beş yaşında neler yapabilmek istiyorsunuz?" Torununuzla yerde oynamak mı? Sonra kalkmak için aile meclisini toplamamak mı?
Bavulunuzu taşıyarak seyahate çıkmak mı?
Arkadaşlarınızla uzun bir sofrada sohbet edip hesabı kimin ödeyeceğini hâlâ hatırlamak mı?
Doktorlarımız şikâyetlerimizin yanında hayattan beklentilerimizi de konuşacak. Çünkü hedef, yaşam süresini uzatırken bağımsızlığımızı, merakımızı ve sevincimizi korumak.
Pastadaki mumların çoğalması güzel. Onları üflemek için itfaiyeden destek gerekmemesi daha güzel.

HASTALANMADAN YAŞLANMAK MÜMKÜN MÜ?
"Hastalanmadan yaşlanmak" hepimizin imzalamak isteyeceği bir sözleşme. Mümkünse küçük harflerle yazılmış şartları okumadan.
Ne var ki biyoloji böyle bir sözleşme sunmuyor.
Genlerimiz, çevremiz, enfeksiyonlar ve tesadüfler hayatın içinde. Vücudumuza ömür boyu kapsamlı kasko yaptıramıyoruz.
Ama birçok kronik hastalığın riskini azaltmak, başlangıcını geciktirmek ve hastalıkla yaşarken güçlü kalmak mümkün.
Sağlıklı yaşlanmak, sağlık dosyasının bomboş olması da değil. İyi yönetilen kronik hastalıklarla bağımsız, hareketli ve anlamlı bir hayat yaşanabilir.
Takvimimiz doktor randevularından çok arkadaş buluşmalarıyla dolabilir.
İki kavram öne çıkıyor: Lifespan, toplam yaşam süresi; healthspan, sağlıklı geçirilen yaşam süresi.
Biri kaç yıl yaşadığımızı soruyor. Diğeri o yıllarda ne yapabildiğimizi.
İngilizcelerini söyleyince konu biraz pahalılaşıyor gibi geliyor. Oysa mesele tanıdık: Kendi işimizi görebilmek, dışarı çıkabilmek, sevdiklerimizle vakit geçirebilmek.
Doksan yaşında arkadaşınıza "Dışarı çıkalım mı?" diye telefon etmek güzel. Arkadaşınız "Yine mi sen?" diyecek kadar sık görüşüyorsanız, daha da güzel.


BAKIŞ AÇISI DEĞİŞİYOR
BU değişimi "check-up'tan check-forward'a geçiş" diye anlatabiliriz. Check-forward, standart bir tetkik paketinden çok, geleceğe bakan koruyucu hekimliğin ifadesi. Check-up bugünün fotoğrafını çeker. İleriye dönük yaklaşım, fotoğrafı aile öykümüz, alışkanlıklarımız ve yaşam koşullarımızla değerlendirir: Hangi riskler önemli? Bugün hangi müdahale fark yaratabilir? Amaç herkese bütün testleri yapmak değil. Bazen tansiyon takibi, bazen sigarayı bırakma desteği, aşılama veya kişisel riske uygun kanser taraması önceliklidir. Tetkik dosyasını büyütmek kolaydır. Bir noktadan sonra dosya bizden iyi gelişebilir: Sürekli yeni sonuç alır, her yıl büyür. Bir de yürüyebilse evin en sağlıklı bireyi olacak. Dr. Leroy "Lee" Hood'un P4 yaklaşımı burada anlam kazanıyor: Öngörücü, önleyici, kişiselleştirilmiş ve katılımcı tıp. Hood'un ifadesiyle, "Yalnızca hastalıkla değil, hastalık kadar iyilik haliyle de ilgilidir." Dört P var ama beşincisi "pahalı" olmak zorunda değil.

SON ON YILI BUGÜNDEN DÜŞÜNMEK
"Hayatınızın son on yılını nasıl geçirmek istiyorsunuz?" O dönemin hangi pazartesi başlayacağını bilmiyoruz. Takvim uygulaması da bildirim göndermiyor; göndermemesi gayet iyi. Ama korumak istediğimiz becerileri düşünebiliriz: Yürümek, dengemizi korumak, sandalyeden kalkmak, sohbet etmek, kendi kararlarımızı verebilmek. James Fries'ın "morbiditenin sıkıştırılması" yaklaşımı, hastalık ve işlev kaybını geciktirerek bunlarla geçirilen dönemi yaşamın sonunda daha kısa bir aralığa sıkıştırmayı hedefler. Garanti değil, güçlü bir sağlık hedefidir. Bugünkü kuvvet çalışması, gelecekte alışveriş torbamızı taşımamıza katkı sağlayabilir. Kaslarımız bağımsızlığımızın birikim hesabıdır. Ancak yatırımı başkasına yaptıramıyoruz. Spor salonu üyelik kartı merdiven çıkmıyor; biz çıkıyoruz.


BÜYÜK KURUMLARDAN SOMUT ADIMLAR
Harvard'da Elizabeth Frates'in öncülük ettiği yaşam tarzı tıbbı yaklaşımının merkezinde tanıdık bir sorun var:
Bilmek başka, uygulamak başka.
Sebzenin yararını biliyoruz. Ama akşam yorgunluğunda brokoliyle börek arasındaki seçim, bilim kurulunun istediği gibi sonuçlanmayabiliyor.
Doktorlar da muaf değil. Beyaz önlük uykusuzluğu önlemiyor, diploma yürüyüş için zaman yaratmıyor.
Frates; dinlemeyi, kişinin isteğini anlamayı ve engelleri birlikte çözmeyi önemsiyor. "Yürüyün" demekle "Gününüzde yürüyüşe nerede yer açabiliriz?" diye sormak farklı.
Beslenme, hareket, uyku, stres yönetimi, sosyal bağlar ve riskli alışkanlıklardan uzaklaşma bu yaklaşımın temelinde.
Gerektiğinde ilaçlar ve diğer tedaviler sürer. Yürüyüş ayakkabısıyla ilaç kutusu aynı evde yaşayabilir. Aralarında miras kavgası yok.

MAKAS DEĞİŞİYOR
Bu yönelim yalnızca birkaç hekimin hayali değil. Büyük kurumların eğitim ve araştırma programlarında somut karşılıkları var.
Harvard Medical School'un Frates rehberliğindeki yaşam tarzı tıbbı ve sağlık koçluğu programı, sağlıklı alışkanlıkları uygulamaya dönüştürmeye odaklanıyor.
Yemek hazırlama gösterileri ve hareket uygulamaları da programda.
Stetoskopla tahta kaşık aynı eğitimde buluşuyor. Yalnız biriyle kalbi dinleyip diğeriyle çorbayı karıştırmakta fayda var.
Oxford, kanser riski yüksek kişilerde korunma ve erken saptama yöntemlerini sınamak için özel bir klinik araştırma birimi girişimi duyurdu. Hastalığın sahneye çıkmasından önce kulise bakılıyor; erken müdahalenin yararı araştırılıyor.
Mayo Clinic'in Bireyselleştirilmiş Tıp Merkezi ise genler, proteinler, metabolik süreçler ve çevresel etkiler gibi bilgi katmanlarını birlikte inceleyen "omik" stratejisini geliştiriyor.
Genomik, proteomik, metabolomik... Hastadan bunları ezberlemesi beklenmiyor. Beklenen, bilginin daha yararlı kararlara dönüşmesi.
Stanford'un "hassas sağlık" vizyonunda da hastalığı öngörme ve önleme öne çıkıyor. Kurumların yöntemleri farklı. Ortak yönelim, tedavi kapasitesinin yanına sağlığı daha uzun süre koruma kapasitesini eklemek.


KORUYUCU HİZMETLER VE GÜÇLÜ AİLE HEKİMLİĞİ
Dinlenmiş uyanmak, rahat yürümek, sevdiklerimizle sofraya oturmak...
Bunun için her zaman pahalı paketler gerekmiyor. Yürüyüş, uygun kuvvet egzersizleri, baklagiller, mevsim sebzeleri, uykuya zaman ayırmak ve dostlarımızı aramak güçlü başlangıçlar olabilir.
Mercimeğin halkla ilişkiler bütçesi küçük diye değerini küçümsemeyelim.
Elbette zaman, güvenli çevre ve sağlıklı gıdaya erişim eşit değil. Bunları kolaylaştırmak toplumun da sorumluluğu.

REÇETEYE BİRAZ DA ŞEHİR PLANLAMASI YAZALIM
Gece vardiyasından çıkan insana yalnızca "Stresinizi azaltın" demek, yağmurda kalmış birine "Islanmamaya çalışın" demeye benzeyebilir.
Hasta olmak karakter kusuru değildir. Her hastalığı kişisel seçimlere bağlamak bilimsel olarak eksik, insani olarak haksızdır.
Güçlü aile hekimliği, koruyucu hizmetler, ruh sağlığı desteği ve sağlıklı şehirler bu yaklaşımın parçasıdır.
Doktor "Yürüyün" diyor, kaldırımda otomobil duruyorsa, egzersiz programı engelli koşuya dönüşüyor. Bazen yeni bir molekül kadar güvenli bir yürüyüş yolu da değerlidir.
Patentini almak zor; toplumsal getirisi büyük.
Torunlarımızın torunlarını kucaklamak, kuşakların hangi yaşlarda oluştuğuna bağlı olarak bazılarımız için mümkün olabilir. Bilim bunu herkese vaat edemez.
Ama arzu çok insani: Sevdiklerimizle daha fazla zaman geçirmek ve gerçekten orada bulunabilmek.
Tıbbın başarısını bağımsız günlerle, sürdürülebilen dostluklarla da ölçeceğiz.
"Torununuzla parka gidebildiniz mi?"
"Gittik doktor bey. Ben dönmek istedim, o istemedi. Şimdi müzakere gücümü artırmamız gerekiyor."

LONGEVITY ÇAĞININ HENÜZ KAPISINDAYIZ
Senolitikler ve hücresel yeniden programlama gibi araştırmalar heyecan veriyor. Ancak hayvan deneylerindeki başarıyla insanlarda güvenli uygulama arasında önemli mesafe bulunuyor.
Farelerden gelen iyi haberlere sevinebiliriz.
Emeklilik planını henüz onlara göre yapmayalım.
Biyolojik yaş göstergesinin değişmesi de daha uzun ve bağımsız yaşandığını tek başına kanıtlamaz. Raporda gençleşip ikinci katta nefes nefese kalıyorsak, merdivenin rapordan haberi olmamış olabilir.
Kapıda bilim insanlarıyla pazarlamacılar birlikte bekliyor. Birinin elinde araştırma protokolü, diğerinin elinde "Yalnızca bugün geçerli" kampanyası var.
Uzun ömür konusunda bu kadar acele ettirilmek düşündürücü.


SIVI BİYOPSİ: BİR TÜP KANDAKİ UMUT
SIVI biyopsi, kan veya diğer vücut sıvılarında tümöre ilişkin biyolojik izleri araştırıyor. Çoklu kanser tespit testleri, bazı kanserleri belirti vermeden yakalama umudu taşıyor. Ancak sinyal saptamakla tarama yoluyla kanser ölümlerini azaltmak farklı sonuçlardır. İkincisinin ayrıca kanıtlanması gerekir.
Yanlış sonuçlar, gereksiz işlemler, yersiz güven ve aşırı tanı riski değerlendirilmelidir. Yeni testler yerleşik taramaların yerine geçen bir güvence sayılmamalı. Bir tüp kana büyük umutlar sığabilir. Geleceğimizin bütün garantisini sığdırmak fazla iddialı.


HASSAS TIP SALI GÜNÜMÜZÜ DE BİLMELİ
Kişiselleştirme, DNA raporuna isim yazmakla tamamlanmıyor.
Aynı tanıyı taşıyan iki kişiden biri gece çalışıyor, diğeri hasta eşine bakıyor olabilir.
Birinin güvenle yürüyebileceği mahallesi vardır, diğeri evden çıkmakta zorlanır.
Genlerimizi bilmek değerlidir. Salı günümüzü anlamak da öyle.
Yoğun çalışan birine iki saatlik sağlık rutini yazıyorsak, reçeteye yirmi altı saatlik gün de eklememiz gerekir.
Geleneksel ve tamamlayıcı uygulamalarla işbirliği de kanıt üzerinden kurulmalı. "Binlerce yıldır kullanılıyor" araştırmaya değer bir başlangıçtır; etkinlik kanıtı değildir.


OSMAN HOCA OM AGE YAKLAŞIMINDA NİÇİN ISRARLI?
Belki cevabı takvimden önce aile albümünde aramak gerekiyor. Eşimizle kahve içmek, eski dostumuzun aynı hikâyesine kırkıncı kez gülmek, torunumuzun mezuniyetinde gözyaşımızı gizlemek... Bunların tahlil kâğıdında ayrı satırı yok. OM AGE yaklaşımındaki ısrarı bu arzuyla anlatabiliriz: Geleceğe hazırlanırken bugünü güzelleştirmek; hareketimize, ilişkilerimize ve yaşama sevincimize sahip çıkmak. Sağlık programımız yüzünden yaşamaya vaktimiz kalmıyorsa, programı yeniden düşünmeliyiz. Sağlığımıza gösterdiğimiz özen, biraz da henüz yaşamadığımız güzel günlere ayırdığımız yerdir.Yüz yaşına ulaşmak heyecan verici. O yaşta hâlâ birini özlemek ve "Hafta sonu ne yapıyoruz?" diye sormak da öyle. Belki torunumuzun torunu "Biraz daha yürüyelim" diyecek. "Yürüyelim," diyeceğiz. "Ama dönüşte dedenle kahve içeceğiz. Yetmiş yıldır randevumuzu aksatmadık."


YAPAY ZEKÂ: TAHMİNDEN GERÇEK FAYDAYA
Yapay zekâ, görüntülerde ve klinik kayıtlarda önemli örüntüleri fark etmeye yardımcı olabilir. Ancak doğru tahminle hastanın hayatını iyileştirmek aynı başarı değildir. Klinik yarar ayrıca gösterilmelidir. Veri kalitesi, mahremiyet ve insan denetimi önemlidir. Algoritmanın kendinden emin konuşması doğruluk garantisi değildir. Bu özellik insanlarda zaten yeterince yaygın.
Saatiniz uykunuzu puanlayabilir. Puanı düzeltmek için gece yarısına kadar uyku araştırıyorsanız, küçük bir görev karmaşası başlamış olabilir.
Teknoloji hayatı kolaylaştırmalı; bizi bedenimizin yirmi dört saat açık denetçisine çevirmemeli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.