Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

27 Ocak 2014, Pazartesi

4 başlıkta Suriye krizi

1-SİSTEMATİK İNFAZ FOTOĞRAFLARI
İkinci Cenevre süreci 22 Ocak Çarşamba başladı. 48 saat öncesinde kriz vardı. Son dakikada rejimin infaz belgeleri ortaya çıktı. Ardından İran'a yapılan davet geri çekildi. Muhalifler konferansa katılma kararı aldı. Konsey olmasa da Suriye Ulusal Koalisyonu Çarşamba sabahı masada yerini aldı.
Gündem infaz fotoğraflarıydı. Bu tür sistematik işkenceler, bir çok kapalı rejimin olduğu gibi Esed yönetiminin de karakteristik bir özelliğidir. 1980'den itibaren Suriye cezaevlerinde benzer metotlarla infazlar gerçekleştirilmiş hatta bir keresinde 2 bin kişi kurşuna dizilmişti. Onun emrini veren de bugün Suriye Devlet Başkanı olan Beşar Esed'in amcası Rıfat Esed'dir.
Fotoğrafları inceleyen savcı David Crane, "this is smoking gun" dedi. Yani "şüphe götürmez kanıttır" ifadesini kullandı, infaz belgeleri için. Ancak Ağustos 2013'te Şam'daki kimyasal katliam da başlı başına bir "smoking gun"dı.

Fotoğraflardan bir sonuç çıkar mı? Gündemdeki soru bu. Ağustos'taki kimyasal katliamın da bundan kalır yanı yoktu. Müdahale edilecekti vazgeçildi. Ardından BM heyet gönderdi. İnfaz fotoğraflarıyla kimyasal katliamı buluşturan nokta ikisinin de komisyonlar tarafından soruşturulmuş olması. Kimyasal katliamın sonucu ne oldu? Hatırlayan var mı? BM, "kimyasal kullanılmıştır" dedi, bugün fotoğraflara verilen benzer tepkiler verildi, "insanlık dışı, cezalandırılmalı, vs". Ama BM kimyasalların kim tarafından kullanıldığı sorusunun yanıtına cevap veremedi, resmi raporlara göre o katliamı Esed'in gerçekleştirdiği kabul edilmedi. Neticede en azından Suriye'ye giden heyet, toplayabildiği kadar kimyasal silahı toplayıp, bir nebze de olsa benzer katliamın önüne geçmiş oldu. Fotoğraflı infazlar ise hala devam ediyor. Bugün Suriye'deki cezaevlerinde aynı usullerle aynı katliamlar yapılıyor. Kod adı Cesar olan fotoğrafçının yerine başkaları deklanşöre basıyor. Özetle fotoğraflar, Cenevre sürecinde etki sağladı, muhaliflerin elini güçlendiren bir belge oldu ama daha ötesine geçilemez. Çünkü Rusya evet demedikten sonra bu karelerle Esed'i uluslararası ceza mahkemelerine götürmek imkansız.

2-CENEVRE'DEN SOMUT SONUÇ ÇIKAR MI?
Rejimle muhalifler aynı masada buluştu hatta aynı odada baş başa görüşmeler yapıldı. Bunlar bugüne kadar olmamış gelişmelerdi. Ancak Cenevre'de istenilen sonuç, Esed'siz bir geçiş hükümeti kurulması. Bu konuya da Rusya "evet" demedikçe olmayacak gibi görünüyor. Neticede Cenevre'de adımlar atıldı fakat somut sonuç anlamında ciddi bir başarı yakalanması imkansız. Olsa olsa bölgesel, lokal ateşkesler ve yardım girişleri konularında anlaşma sağlanabilir onun haricinde Suriye'deki savaş ve saldırılar sürecini bitirme noktasında bir gelişme kaydedilemez.

3-EL KAİDE FAKTÖRÜ
Suriye'de gelinen noktada rejimle muhaliflerin dışında bir de El Kaide gücü var. El Kaide unsurları olan Nusra Cephesi ile Irak-Şam İslam Devleti başlı başına bir sorun. Esed gitse bile terör Suriye'nin peşini bırakmayacaktır. Her ne kadar El Kaide'den ayrılmış olsalar da IŞİD, El Kaide'nin bir uzantısıdır. Adı ne olursa olsun yaptıkları ortada. Peki kim destekliyor bunları? İşin içinde Körfez ülkelerinden Amerika'ya kadar bir çok ülke adı geçiyor. Hatta İran'ın bile olduğu yazılıp çiziliyor. Ama IŞİD'ı kimin destekleği değil bu örgütün kime hizmet ettiği daha önemli. Bunun için sonuca bakmak lazım. IŞİD, kuzeyde Türkiye sınırında muhaliflerle savaşıyor. Muhaliflerin kontrol altına aldığı bölgeleri onlardan geri alıyor. Sonra bir bakıyorsunuz o noktalar ertesi gün rejimin eline geçmiş. Ayrıca yakalanan bir grup IŞİD üyesinin itirafları yayınlandı, bir çok eylemde emirleri rejimin istihbaratçılarından aldıklarını söylediler. Bununla birlikte hem IŞİD'in rejimle değil sadece muhalifleri hedef alması hem de rejimin IŞİD cephelerini değil de muhalifleri ve sivilleri bombalaması, ikisi arasındaki işbirliğinin belgesi olarak gösteriliyor.

4-BOMBARDIMAN VE AÇLIK
Suriye'de saldırı süreci Mart ayında 3 yılını bitirmiş olacak. Artık insanlar sadece bombalarla değil açlık nedeniyle de ölüyorlar. Şam'daki Yermük mülteci kampı dahil onlarca semt ve bölge bir yıldır kuşatma altında tutuluyor. Bu bölgelerde son 3-4 aydır, yiyecek ve ilaç stokları tükendiği için ölümler başladı. Sadece Yermük'te 63 kişi açlıktan hayatını kaybetti. Sınırlara dokunmamak lazım özellikle Suriyelilerin en büyük umudu olan Türkiye sınırına. Bizim sınırımız o insanlar için en büyük umut kapısı. O kapıdan Suriye'ye gönderilen yardım tırlarına dokunulursa, oradaki açlık nedeniyle gelen ölümlere ortak olunacaktır.

SON DAKİKA