sütü & emzirme

Giriş Tarihi: 11.8.2017 15:24
Anne sütü & emzirme

Her bebeğin sütüyle beslenmeye hakkı var. Çünkü , bir bebeğin sağlıklı büyümesi için en önemli besin. Sadece size ihtiyacı olan masum miniğinizi bu hakkından mahrum etmeyin!

Kimine göre zorlu, kimine göre keyifli geçen ortalama 40 haftanın ardından, dünyanın en güzel mucizesi bebeğiniz artık kollarınızda! Sizinle beraber büyümeye hazır ve yardımlarınızı beklemekte… Günün büyük bir bölümünü zaten uyuyarak ya da beslenerek geçiren bebeğinizin; büyüme ve gelişimini en sağlıklı biçimde tamamlaması gerekiyor. Hijyenik bakımı kadar aslında işin en özel ve özen gerektiren kısmı beslenmesidir bir bebeğin. Son dönemlerde uzmanlar, "İlk 6 ay sadece sütü verin!" diye uyarıyorlar. Çünkü bebeklerin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için yeterli tüm vitamin ve mineralleri içeriyor. Biz de Emzirme Haftası'nın kutlandığı bu ayda, anne sütünün önemini bir kez daha hatırlatmak ve yeni doğum yapmış annelere yöntemleri hakkında bilgi vermek istedik. Beslenme ve Diyet Uzmanı Işıl Turgay Canbolat, anne sütünün yadsınamaz faydaları hakkında bilgi verirken, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Balgöz Ergül emzirmeden göğüs bakımına kadar birçok konuya değindi. Psikolog Selin Anahar ise una karşı anne sütünü öneriyor.

İlk süt; kolostrum

Anne sütü bileşiminin en önemli özelliği, bebeğin yaşına ve durumuna göre uygun değişim gösteriyor olmasıdır. Anne sütü salgılandığı duruma göre iki farklı dönem içerir. Annenin doğum yaptığı andan itibaren ilk beş gün içerisinde salgılanan süte "kolostrum" adı verilir ki, annenin en değerli sütüdür. Kolostrum sütü önceki zamanlarda bebeğe zararı olacağı düşüncesiyle hiç verilmeden sağılarak atılırdı. Fakat son dönemlerde bebeklerde oluşabilecek sarılık veya alerjik durumlara engel olduğu bilinir. Anti alerjenik yapısı, zengin protein, düşük laktoz ve yağ içeriğiyle bir annenin en kıymetli sütüdür ve her anneye bebeğine ilk olarak kolostrum sütünün verilmesi önerilir. Kolostrum içinde bulundurduğu A vitamini, çinko ve sodyum özelliğiyle bebeği enfeksiyonlardan korurken, aynı zamanda bebeğin halen gelişmekte olan gastrointestinal sistemini (mide ve bağırsakları) immunoglobülinler (çeşitli organ ve dokularda bulunan, antikor özelliğine sahip proteinler) ile mukozal bir tabaka olarak kaplar ve böylece yenidoğanı, patojen mikroorganizmalardan (hastalık yapan bakteriler) korumaya yardımcı olur. Bu süt bebeğin ilk dışkısı olan mekonyumun çıkışını kolaylaştırır. Annenin sütü ilk beş günden sonra olgunlaşır, 10 ve 15. günden itibaren matür, yani olgun süt haline dönüşür.

Anne sütünün içeriği

Anne sütünün yüzde 87'si sudur. İlk doğum aşamasında gelen anne sütü, su bakımından zengin olup içerdiği proteinle beraber bebeğin tüm gereksinimini karşılar. İnek sütüne oranla protein miktarı açısından düşük fakat biyo yararlılığı açısından kuvvetlidir. Yani protein oranının yüzde 60'ı kolay sindirilebilir olan whey proteinidir. Anne sütünün 100 ml'si 69 kaloridir ve yağ olarak da yüzde 98'i trigliserittir ki, yağlar bebek için önemli bir enerji kaynağıdır.

Anne sütünü arttıran besinler

Anne sütünün içeriği kolostrum dönemini atlatıp, olgun döneme ulaştığı andan itibaren annenin beslenmesiyle değişir. Anne sütünün oluşabilmesi için en önemli faktör anne ile bebek arasındaki duygusal bağ ve süt sağımından önce annenin bebeğini kendisinin beslemesidir. Çünkü anne sütü, prolaktin hormonunun salınımıyla beraber üretilmeye başlar. Anne sütünün fazla salınımı için; bir anne gün içerisinde 3 litre kadar düzenli sıvı almaya özen göstermelidir. Bunun 8-10 bardak kadarı su, geri kalan kısmı ise süt, ayran, komposto veya hoşaf, taze sıkılmış meyve suyu, rezene veya lohusa şerbeti gibi içeceklerden karşılanabilir. Süt oluşum süreci içerisinde, annenin protein gereksinimine özen göstermesi gerekir. Bebeğin beyin gelişimini tamamlayabilmesi için annenin beslenmesine ek olarak 1 adet haşlanmış yumurta ve 1-2 bardak kadar süt ve yoğurt eklemesi önerilir. Anne sütünü arttıran besinler içerisinde; başta semizotu ve dereotu ile beraber bulgur, pirzola, anason, çemen otu, rezene ve ısırgan otu yer alır. Bu bitkilerden salatalar hazırlanabilir, gün içerisinde 2-3 adet pirzola yenebilir ve bulgurdan küçük köfteler yapılabilir. Bunun yanı sıra semizotu salata halinde tüketilebilirken, saplarıyla beraber zeytinyağlı yemeği de doğal bir probiyotik olan yoğurt ve tahıllarla desteklenebilir.

Süt saklama koşulları

Çalışan ve sık seyahat eden annelerde sağılan sütlerin saklama koşulları da ayrı bir önem taşır. Sağılan sütler, kapağı ve şişesi iyice sterilize edildikten sonra cam kavanozda saklanmalıdır veya bunun için özel satılan saklama kapları kullanılmalıdır. Sağılmış olan süt; 15 derecede 24 saat, 19-22 derecede 10 saat, 25 derecede ise 8 saat saklanabilir. 0-4 derecede dondurulduğunda 1 hafta içerisinde kullanılmalıdır. Daima 0 derecede çalışan derin dondurucuda 6 ay ve daha uzun süre de saklanabilirken, bu süt bebeğe verilirken kavanoz içinde sıcak suda bekletilerek (benmari usulü) ısıtılmalıdır.

Anne sütü ile mama arasındaki fark

Anne sütü ile bebek sı arasında aşılmaz duvarlar olduğu düşünülse de son dönemdeki mamalar anne sütüne yakın formüllerle geliştirilmiştir. Tabii ki hiçbir ek gıda veya besin anne sütünün yerini tutamaz. Fakat anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda besleyici değeri açısından en yakın formüller kullanılabilir. Anne sütü antienfektif (enfeksiyon hastalıklarına karşı koruma) özelliğiyle kaliteli olup, gastrointestinal sistemin gelişmesi açısından çok önemlidir. Anne sütü alan bebekler daha az hastalanırlar. Pişik sorunu gözlenmezken, hazırlama açısından bebek mamasına göre çok daha zahmetsizdir. Isıtma veya hazırlama gerektirmez, bebek için en ideal sıcaklıktadır. Anne sütünü emerken bir bebeğin diş gelişimine katkı sağlanırken, kalıcı dişlerdeki şekil bozukluğu da önlenir. Anne sütünün sindirimi mamaya göre daha kolaydır ve ishal, kabızlık gibi problemler mamaya oranla daha az görülür. Anne sütünde annenin koruyucu faktörleri olan antikorları bebek direkt olarak alır ve doğal bağışıklık sağlar. Mamayla büyüyen çocukların bağışıklığı daha düşük olur.

Emzirmenin anne için faydaları

-Emzirme, doğum sonrası rahmin eski haline dönmesini hızlandırır.
-Doğum sonrası kanama riskini azaltır. Bu da emziren annenin demir eksikliği anemisine yakalanmasını engeller.
-Emziren anne daha çabuk kilo verir.
-Emzirme ilk 3-4 ay doğal bir yöntemidir.
-Emzirme; meme, yumurtalık ve endometrium kanserlerinden korur.
-Osteoporoz (kemik erimesi) riski azalır.
-Anne için zamandan ve paradan tasarruf sağlar.
-Kullanıma hazırdır.
-Annenin kendine güveni artar ve doğal bir rahatlatıcıdır.

Anne sütünün bebek için faydaları

Emzirme sayesinde anne-bebek arasındaki bağ güçlenir, bebeğin güven duygusu gelişir. Doğal aşılanmayı sağlar. Yeni gelişebilecek enfeksiyonlara, özellikle de ishallere karşı koruyucudur. Bebeğin ideal boy ve kilo gelişimini sağlar. Zeka gelişimi için çok önemlidir. Alerji, obezite, diyabet, çeşitli kanserler ve kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur.

Doğru emzirme

Doğumdan sonraki yarım saat içinde emzirme başlatılmalıdır. Sakin ve rahat bir ortam hazırlanmalıdır. Bebek emzirilmeden önce eller sabunla yıkanmalıdır. Bebeğin başı ve gövdesi aynı doğrultuda olmalıdır. Burun, meme başı hizasında olmalıdır ve bebeğin yüzü memeye bakmalıdır. Anne, bebeğini vücuduna yakın tutmalıdır (karın karına). Anne, işaret parmağıyla memeyi alttan desteklemeli, başparmak memenin üstünde olmalıdır. Bebek sadece meme ucunu değil, kahverengi kısmın tamamını kavramalı, alt dudak kıvrık olmalı ve çene memeye dayanmalıdır.

Göğüslerin bakımı

Meme başı çatlakları genellikle yanlış pozisyonda emzirme, uzun süre emzirme, biberon veya emzik kullanımı sonucu görülür. Emzirme öncesi karbonatlı ya da sabunlu su ile memelerin silinmesi yanlıştır. Meme başında çatlak oluştuysa emzirme tekniği düzeltilmelidir. Bebek çok acıkmadan kısa ve sık aralıklarla emzirilmelidir. Biberonemzik kullanılmamalı, ek besin verilecekse fincanla verilmelidir. Az ağrıyan memeden süt vermeye başlanmalıdır. Bebek emzirilemiyorsa süt sağılarak memeler boşaltılmalıdır. Meme başı kuru tutulmalıdır. Pamuklu iç çamaşırlar kullanılmalıdır. Her emzirme sonrası meme ucuna anne sütü sürülüp kuruması beklenmelidir. Meme hava almalıdır. Parasetamol içeren ler kullanılabilir.

Anne sütünün yetip yetmediği nasıl anlaşılır?

Günde en az 5 kez idrar yaparak bezini ıslatması, doğumdan sonra 15. günde doğum kilosuna ulaşmış olması ve ayda en az 500-600 gram alması bebeğin yeterli anne sütü aldığını gösterir. Sık emzirme, dengeli beslenme ve dinlenme sütün artmasını ve devam etmesini sağlar. Aşırı tatlı tüketimi annenin kilo almasından başka bir işe yaramaz. Dünya Sağlık Örgütü anne sütü ile beslenmenin 2 yaşına kadar devam etmesini önerir. İlk 6 ay anne sütü dışında bebeğin suya bile ihtiyacı yoktur.

İnfantil konik

Genellikle 2. ya da 3. haftadan sonra başlayıp, haftada en az üç kez, belli saatlerde görülen ve birkaç saat sürebilen ağlama krizleri gaz sancısıdır. 3. ayda kendiliğinden geçer. Bebeği rahatlatmak, banyo yaptırmak, fazla uyarıdan kaçınmak, karna sıcak havlu uygulaması ve bebeği kucaklamak ağlama süresini kısaltabilir. Koliğin nedeni tam olarak belli değildir. Annenin beslenmesinde inek sütü, turpgiller ve soğan tüketiminin kolikle ilgili olabileceğini gösteren çalışmalar vardır. Annenin si, aşırı çay-kahve tüketimi huzursuzluğa neden olabilir. Ailedeki gerilim ve stres, nörolojik sistemin henüz tam olarak gelişmemesi de aşırı ağlamalara neden olabilir. Aşırı sıcak ya da bebeğin kat kat giydirilmesi ve eldiven giydiğinde ellerini emememesi de huzursuzluk nedenidir.

Anne-bebek arasındaki sevgi bağı…

Yeni doğmuş bir bebek için emzirilme, anneyle yani dolayısıyla da dış dünyayla kurduğu ilk ve en önemli deneyimdir. Bu dönemde bebeğin dünyaya karşı güven ya da güvensizlik duygusu yerleşmeye başlar. Fiziksel olarak kendisine bakım veren kişiye bağlı olan bebek, ne zaman ihtiyaç duysa kendisiyle ilgilenen birinin olduğunu anladığında güven duygusunu geliştirir. Emzirme, bebeğin beslenme ihtiyaçlarını karşılamasının yanı sıra anne ve bebek arasında güçlü bir bağ oluşturur. Emzirme sırasında bebeği kucakta tutmak, fiziksel temasın sağlanması, sevgi dokunuşları, bebekle kurulan iletişim ve göz kontağı; anne ile bebeğin birbirine bağlanmasını sağlar. Aksi halde, istikrarlı ve düzenli bakım alamayan bebeklerde güvensizlik ve huzursuzluk ortaya çıkacaktır. Bu da ileri yaşlardaki gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Başka bir deyişle emzirme hem bebeğin fiziksel ve biyolojik ihtiyaçlarının karşılanması konusunda en ideal beslenme şeklini oluşturur hem de anne ve bebek arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlar. Bu durum, ileriki dönemde çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimi için oldukça önemlidir.

Emzirerek lohusa depresyonundan kurtulun!

Emzirme bebekler için olduğu kadar anneler için de önemlidir. Özellikle doğumdan sonra fiziksel olarak toparlanabilmek için faydalıdır. Bunun yanı sıra, emziren anneler doğum sonrası duygusal süreci daha rahat atlatabilirler. Emziren annelerde salgılanan hormonlar, annelerin duygusal yapılarını olumlu yönde etkiler. Böylelikle de emziren anneler lohusa depresyonuna daha az girerler. Emzirmenin, anne ve bebeğin sadece biyolojik ihtiyaçlarını karşılamadığı çok açıktır. Dolayısıyla sütten kesme sürecinin de aniden olmaması ve hem annenin hem de bebeğin buna hazır olduğu dönemde yapılması, bebeklerin sosyal ve psikolojik gelişimi açısından önemlidir.

Hazırlayan: Başak DOĞRU
ARKADAŞINA GÖNDER
Anne sütü & emzirme
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN