Akıllı saatler, sensörlü şeker ölçerler hem kalp sağlığı hem de insülin takibinde önemli bir rol oynuyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mert Palabıyık ve Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ela Temeloğlu, bu konuda merak edilenleri anlattı…

TELEFONDAN TANSİYON ÖLÇÜYOR
Özellikle yeni nesil akıllı saatlerle birlikte gelişen sensör teknolojileri ve yazılımlar sayesinde bu cihazların daha hassas ölçümler yapabilir hale geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Mert Palabıyık, "Günümüzde bazı akıllı saatler, telefonlarla uyumlu olarak tansiyon ölçümü yapabiliyor. Ancak bilekten ölçülen kan basıncı değerlerinin doğruluğu konusunda hâlâ bazı soru işaretleri bulunuyor. Bu nedenle, kesin bir tedavi kararı vermek için yalnızca bu ölçümlere güvenmek yeterli değil. Çünkü, bu ölçümler her zaman yüzde yüz doğrulukta olmayabilir. Bu durum kullanıcıda kafa karışıklığına ve gereksiz endişeye yol açabilir. Bu nedenle akıllı saatlerin verdiği uyarıların mutlaka doktor gözetimi ve doktor kontrolü altında değerlendirilmesi daha doğru ve sağlıklı olacaktır" dedi.

HASTA PROFİLİ DEĞİŞTİ
Özellikle 'Nabzım çok hızlı ya da nabzım çok yavaş' şikâyetiyle doktora başvuranların sayısının arttığına dikkat çeken Uzm. Dr. Palabıyık, "Bu cihazların yaygınlaşması, kişilerin nabız değişimlerini daha sık fark etmelerine ve bu durumları daha fazla önemseyerek, sağlık kuruluşlarına başvurmalarına neden olmaktadır. Bu durum hastanelere başvuru profilinde de belirgin bir değişikliğe yol açmaktadır" dedi.

RİTİM BOZUKLUKLARI
Uzm. Dr. Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: "Nabızda yavaşlamalar ya da ara ara ortaya çıkan ritim bozukluklarının belirlenmesinde kayıt alan EKG cihazları önemli bir rol oynuyor. Kişilerde muayene sırasında 'aritmi' her zaman tespit edilemeyebilir; ancak kişi ritim bozukluğunu hissettiği anda cihaz üzerinden EKG çekerek ya da ilgili özelliği aktive ederek, o anki durumu kaydedebilir. Bu verilerin kayıt altına alınması, hastanın daha sonra doktora başvurduğunda sürecin daha doğru analiz edilmesine yardımcı olur."

SÜREKLİ TAKİP ANKSİYETEYİ ARTIRIYOR
Sürekli sağlık verilerini takip eden kişilerde zamanla anksiyetenin arttığını söyleyen Uzm. Dr. Palabıyık, "Bu kişiler, ciddi bir durum olmamasına rağmen panik olup, hastanelere geliyor" dedi.

GÜNDE 800 KEZ KAN ŞEKERİ ÖLÇÜLÜYOR
Prof. Dr. Ela Temeloğlu da senensörlü şeker ölçerlerin hayatımıza katkısını ve dezavantajlarını şöyle anlattı: "Cilt altı sürekli glikoz monitörizasyon sistemleri kan şekerinin kolay ve doğru yöntemle ölçülmesi için oldukça etkin ve kullanılan yöntemlerdir. Cilt altına yerleştirilen bir sensör ve onun aracılığı sayesinde devamlı glikoz ölçümü yapmakta ve böylece gerekli olan tip 1 diyabet hastalarında ve kontrolsüz tip 2 diyabet hastalarında sürekli kan şekeri ölçümünü sağlamaktadır. Bu sistemler günde yaklaşık 700 ile 800 arasında kan şekeri ölçümü yapmakta ve günün her saati ile ilgili hasta ve hasta yakınlarına bilgi vermektedir."

HABER VERİYOR
Kan şekerinin yukarı doğru gittiğini ya da aşağıya doğru gittiğini; hipoglisemi ya da hiperglisemi olup olmadığının bu sensörler sayesinde hızlaca tespit edildiğini belirten Prof. Dr. Temeloğlu, "Özellikle çocuk hastalarda, yalnız yaşayan yaşlı bireylerde ve hipoglisemi farkındalığı düşük kişilerde bu ciddi avantaj sağlar. Hipogliseminin hasta fark etmeden önce haber verilmesi, bilinç kaybı ve travma gibi ciddi sonuçların önlenmesine yardımcı olur. Sürekli parmaktan kan şekeri ölçmek yerine bu ölçüm yöntemiyle çok daha etkin bir şekilde kan şekeri kontrolü sağlanabilir" dedi.